The Marsh (Lanetli Bataklık) – Jordan Barker 2006

Lanetli Bataklık

Yönetmen:Jordan Barker
Senaryo:Michael Stokes
Oyuncular:Gabrielle Anwar, Forest Whitaker, Justin Louis
Yapım Yılı: 2006
Ülke: Kanada
: [Ratings]


Konu: Çocuklar için resimli korku kitapları yazan bir yazar (Gabrielle Anwar) hayalgücünden kopup gelen mekan ve karakterlerin aslında gerçekten var olabileceğini, bir gün TV seyrederken fark eder. TV’de gördüğü Marshville isimli kasaba, tam da kendi hayallerindeki gibidir. Hali hazırda konu sıkıntısında olan Anwar söz konusu kasabada bir ev tutup olasılıkları gözden geçirmeye başlar. Kasaba çok dost canlısıdır. Başta kasaba sakinlerinden Forest ve Justin olmak üzere, çeşitli boy ve ebattaki bataklık sakini hayalet de kendisini ziyarete gelecektir.


Korku Filmleri Yorumu: Bu filmin vizyona girmiş olmasının tek açıklaması Whitaker’in Oscar almış olması. Aklıma başka bir neden açıkçası gelmiyor; Lanetli Bataklık çok zayıf bir film.

Film, ne yapmak istediğini bilmeyen, ne yapmak istediğini bildiğinde ise nasıl yapacağını bilmeyen bir film. Bu tür filmlere “dilenci filmi” diyebilirim. İzleyiciyi tutkuyla korkutmak isteyen, bunun için gürültü ve ani hareketlerle sürekli bir “bööö” “bööö” “bööö” frekansında giden, bir yandan aman gerilim de yapayım o da eksik olmasın (ne muradın varsadan, sevdiğine bağışlasın arasında gidip gidip gelen) derken herşeyi eline yüzüne bulaştıran türden bir film. Senaryo ve yönetmen, ikisi de aynı anda kötüler. Ama yönetmen çok daha kötü.

Senaryonun büyükler için yazılmış olmaması gerekirdi. İlk tespitim budur. Bu senarist ancak çocuklar için öyküler yazabilir ve bunu başarıyla da yapabilir. Mantıksallık sıfıra yakın ve ortada sevimli bir basitlik var. Çok çocuksu; düşünsenize en basitinden Marsh (bataklık), Marshville (kasabanın adı), o bataklıktan çıkan bayan Sticky Feet (sevimli hayalet). Herşey çok basit, her şey kendiliğinden olur. (Kadının TV’de evi görmesi, evde paranormal araştırmacı Hunt’ın kartını bulması, Hunt’ın da meğer o kasabada yaşıyan bir tamirci olması, ve hayaletlere inanmadığı ve aslında tamircilik yaptığı halde olaya tüm hatlarıyla hakim olması vs vs)

Ama yönetmenin senaryo üzerindeki yorumu ise tam bir facia. İlk planda hayaleti olduğu gibi gösterip, sonra da takip eden planlarda küçük detaylardan ve objelerden (ipuçlarından) – kendi kendine hareket eden bir oyuncak gibi – korkutma becerisi beklemek, senaristin ve yönetmenin öyküye yukarıdan, geniş açıyla bakamadıkları anlamına geliyor. Bu dar bakış açısı filmi çocuklar için eğlenceli bir seyirlik yapabilir belki ama yetişkin izleyici akıl ve mantıkla güdülen algılama biçimlerini tehdit edebilecek bir tür gerilime ihtiyaç duyacaktır.

Bütün film boyunca sürekli tekrar eden bu dengesizlik gerçekten de filmi çok sıkıcı bir hale getiriyor. Üstelik hayalete her defasında boy çekim yapılırken, objelere ve ipuçlarına her defasında zoom yapılıyor. Dolayısıyla hem hayalete, hem de detaylara odaklandığımız her sahne, gerilim barındırmayan, gereksiz sahneler. Eee, geriye ne kalıyor derseniz geriye hiçbirşey kalmıyor. Senaryo kopuk kopuk, yönetmen çok kötü aktarıyor, üstelik filmin kurgusu bile oldukça kötü, bu da kopukluk hissini daha da güçlendiriyor. Senaryoda aslında öykünün nispeten sağ salim teslim edilebilmesi açısından üzerinde durulması gereken bazı vurgu noktaları var. Ancak yönetmen dilenciliğe sardığı ve bir gürültüler ve ani hareketler bulutu içerisinde filmi monoton bir frekansta dümdüz ettiği için, kadının evindeki kapının fonksiyonu ve kadının geçmişindeki detayların önemi gibi unsurlar güme gidiyor.

Diyaloglara gerçekten katlanılamıyor. Filmi sinemada izlemiyor olsam, sesini kısıp öyle izlerdim ki konuşmaları duymamayım. Oyunculuklar iyi midir, açıkçası bilmiyorum. Akıl ve mantığın ötesindeki saçmasapan sahnelerde metaneti koruyup, saçmasapan şeyleri gülmeden söyleyebilmek iyi oyunculuksa o zaman iyi oynamışlardır. Hatta çok iyi oynamışlardır.

Dilencilere para vermeyin. Daha iyisini yapabilirsiniz. Sadece korku filmleri.net’e bir göz atın.

Gökhan Toka

Film:2 Puan

Korkutuculuk: 4 Puan

Gerilim: 6 Puan

Kan & Revan: 2 Puan


Gokhan Toka
Gokhan Toka on FacebookGokhan Toka on InstagramGokhan Toka on LinkedinGokhan Toka on TwitterGokhan Toka on Youtube

One thought on “The Marsh (Lanetli Bataklık) – Jordan Barker 2006

  1. Korku sinema tarihinin en kötü filmi oscar ı olsa en ÅŸanslı film olurdu ödül almak için. Kötünün “bu kararda kötü olurmu” diye isyan edeni.

Comments are closed.