Melisa Aydın
Bir çoğunuz gibi ben de anlamıyorum, nedir şu Masters of Horror’un erkeklere tavrı , yine bazı bölümlerinde olduğu gibi bir şekilde bir erkeğin hayatı cehenneme dönüyor: =)

Wrong Turn ile hafızamıza kazınan yönetmen Rob Schmidt’den çarpık bir hayalet öyküsü. Çarpık, çünkü bu hayalet bir ölünün hayaleti değil. Kulağa ilginç geliyor değil mi? 2 sezonluk Masters of Horror serisinde kıyıda köşede kalmış, göz ardı edilmiş bir bölüm Right to Die. Oysa ne ararsanız var bu bölümde: entrika, ihanet, vicdani sorgulama, tıp, splatter, Japon korku sinemasını andıran atmosfer, Fransa’dan çıkma gibi duran gore öğeleri, her an ummadık bir şey olacağını fısıldayan sahneler. Bir de kaynana var ki evlere şenlik: ) Anlayacağınız tüm bu parçalar gayet uyumlu bir bütüne kavuşup , korku şölenine dönüşüyor. Biliyorsunuz serinin bazıları temasal olarak referansını sadece son sahneye yüklerken, bazıları da beklenenin üzerinde başarılı olmuş ve diğer bölümleri gölgede bırakmıştı. Bu bölüm kısa film olmanın avantajlarını da çok yerinde kullanmış, kısa süren bir sinema tadında bir korku filmi olmayı başarmış. Senaryo oldukça zekice yazılmış, tabi yönetmen de özellikle gerilim yüklü sahnelerde kamerayı konuşturmuş. İzleyene asıl verilmek istenen gördüklerimizin gerçek olup olmadığını sorgulamaktan çok bu hayalet öyküsünü kurgusal oyunlarla ( tıbbi açıklamalarla destekleyerek ) mantık dışına atmaktan uzaklaştırmak. Biraz karışık geldi galiba, spoiler vermemeye çalışarak basitleştireyim:

Film bir Abbey ve Cliff adlarındaki çiftin aracı ile karanlık bir yolda ilerlemesi ile başlar ( evet biraz klişe bir başlangıç, kesin yolda bir şey olacak ). Olur. Bir kaza olur. Gelişen olaylar çiftimizi flashbackler ile daha yakından tanımamızı sağlayacak, ordan oraya koşturan şaşkın koca, prosüdürler, , verilen kararlar ve bedelleri ile birlikte yaşadığı sıra dışı olaylar ve canlı kabuslar arasında kendince bir çıkış yolu bulmaya çalışacaktır. Dikkatlice izlerseniz, bulacağı yol filmin en başlarında fısıldanır size.Cliff bir yandan güven verirken bir yandan karanlık yanlarını gizliyormuş gibi hissedilen, korku mu yoksa vicdani dürtülerle mi karar verdiği belli olmayan bir karakter profili çiziyor. Abbey konusuna burada girmiyorum zira filmin tüm büyüsü uçar gider ( yarısı şu an gitti )

Film ilerledikçe görecekleriniz bazı filmlerden ,( daha çok bir filmden ) bazı sahneleri çağrıştıracaktır, buna hazır olun.

Özellikle gore sahnesi ve efektlere çok dikkatli bakın. Gözleri beyazperdede kan ve goreyi yadırgamayan izleyicinin bile bir an için olsa ( özellikle bir sahnede ) tedirgin olacağına eminim. İşte bu tedirginliğin asıl sebebi sahnenin kurgusallığına ,çok yüzeysel yaklaşımla da olsa tıbbi açıklama ile destek vermesinden dolayı mantık dışına atamamanız. Bana tek mantıksız gelen ise kahramanımızın diş doktoru olmasının tabiri caizse ne alaka olduğu. Belki onu bir şekilde az çok esas konuya yaklaştırma konusunda bilgi sahibi olmasını garantiye almaktır,bilemiyorum.

Senaryonun merkezine aldığı asıl kavram “ötenazi”. Filmin adından da anlaşılacağı gibi yaşama hakkı yani. Tabi ki normal şartlarda bu tür konunun odağında olduğu bir filmde korku öğelerini çıkardığımızda elimizde kalan bir drama yapım olacaktır. Ancak çıkaramassınız, yönetmen ve senarist huzursuz etmek ve korkutmak için tüm kozlarını kullanmış ve bunu hemen her sahneye yaymış . Abbey’in masum görüntüsü ile tezat oluşturan korkutucu fiziksel yönleri, Cliff’in karanlık olup olmadığına emin olmadığınız kişilik profili, medyanın ve basının sinir bozucu çarkı, prosedürler , vicdan ve gerçekler arasındaki dengeler, en başta söylediğim kaynana modeli, ansızın beliren bir, bir.. ( söylemiyorum spoiler olur ), efektlerine ve makyaj başarısına inanamayacağınız gore sahneleri gibi hafızanızdan çıkmayacak süprizlerle dolu bu bölümü, izlemedi iseniz mutlaka izleyin.Çağrışım aldığınız filmi de bir an için unutun tabi.

Gokhan Toka
Gokhan Toka on FacebookGokhan Toka on InstagramGokhan Toka on LinkedinGokhan Toka on TwitterGokhan Toka on Youtube