Pelts (Masters of Horror: Sezon 2 Bölüm 6) – Dario Argento 2006

Pelts

Yönetmen:Dario Argento
Senaryo:Mick Garris, Matt Venne
Oyuncular:Meat Loaf, John Saxon, Ellen Ewusie
Yapım Yılı: 2006
Ülke: ABD, Kanada
[ratings]


Korku Filmleri Yorumu: Kış aylarında üzerinize büyük paralar karşılığı satın ya da hediye aldığınız bir ceset giymek nasıl bir duygu olurdu? Ya da bu cesetten para kazanmak gözünüzü karartsaydı? Peki ya bunun bir bedeli olsaydı? Öder miydiniz?

Dario Argento Masters of Horror serisinin birinci bölümünde Jenifer ile alt üst ettiği zihnimizde ikinci sezon kanlı bir çukur daha açıp içine atıyor bizi, hem de en sanatkar müzikler eşliğinde. Dikkate alınmayacak kadar kanıksanan , vahşeti dahi göz ardı ettiren insani hırsların bedelini ağır ödetiyor usta.

Pelts , bir tür hesaplaşma.Bu hesaplaşmada kaybeden taraf düşünen, karar verebilen, vahşeti sorgulamadan hedefine giden yolda basamak gibi gören insan. Biz hayvanseverlerin tabiriyle “ceset konfeksiyonu” organizasyonunda bir şekilde sisteme hizmet eden insanoğlu. Dario Argento bu ödeşmeyi “lanet” unsurundan yola çıkarak işliyor. Şiddeti hiçe sayıp zavallı rakunların canını para hırsları yada daha masumane ve sıradan bir tabirle geçim kapısı için alan, onların kürklerini dünyanın herhangi bir yerinde üzerlerine giymek için sabırsızlanan zengin kadınların beklentileri için türlü aşamalardan geçirip işleme tabi tutan tüm sistem çalışanları bu ödeşmede kaybeden taraf. Bu sıradan ve kolay görünen senaryo, Argento’nun ellerinde zorlayıcı, afallatıcı, düşündürücü sahnelerine yapılan müzik vurgusu ile tuhaf, huzursuz eden bir filme dönüşüyor.

Film karakterleri sıradanlıkları ile çok fazla hayatın içinden.Bu karakterlerin ölüm şekli ise daha önce beyazperdede görmediğiniz kadar sıra dışı.Filmin sıradan-sıradışı çizgisi ölüm sahnelerinde belirginleşip ayrıksılaşıyor. Görüntü-müzik iç içe geçen hologramlar gibi, aynı zamanda ters orantı kurup yine de aynı yerde birleşiyor. Perdede sergilenen gönüllü ölüm seremonisi, lanetten nasibini almış kişinin katkıda bulunduğu “bir canlının canını alma “ konusundaki kayıtsızlığı yanında, kendi ölümüne giden yolda, o canlı için yapılan işlemi kendisine yüzündeki memnun ifadeyle adım adım katılarak gerçekleştirmesi, bir yanda fondaki sanatkar müzik allak bullak olmamız için hayli hayli yeter sanırım. Bahsettiğim kayıt ve kayıtsızlık sadece rakunların hayatına karşı değil, film karakterlerinin birbiri hakkındaki durumlarına göre de belirgin şekilde sergileniyor. Burada oğluna rakun tuzakları hakkında bilgi veren baba, silik karakterli, para için tüm kavramları hiçe sayan adamın ortağına kanlı ölümlerin gerçekleştiği evde bu işten kazanacakları parayı anlatan filmin esas ve antipatik adamı, yine bu esas adamın atölyesinde işçilerine karşı acımasız hükümleri, manken kızın bu adamı önce reddederken kürkün cazibesine dayanamayıp her şeye rağmen sonra bir kere de olsa ilişki için onaylaması. Tüm bunlar trajedik ve iç bulandıran duygular eşliğinde izleyicinin insani kimliği ve hümanizm hakkında sorgulama yapmasına sebep oluyor. Bu sorgulama eşliğinde bir yandan devam eden ölüm sahneleri ile insan kibirinin gerektirdiği “her şey insanlar için şartlanması” dağılmaya başlıyor. Filmin ilk sahnelerinde sevimli bir rakunun kendisi için hazırlanan kapanın tuzağına düşmeden önce kameraya attığı hüzünlü bakış zaten bu dağılmanın başlaması için küçük bir adım. Daha sonraki sahnelerde genç bir çocuğun aynı kapan vasıtası ile yüzündeki mutluluk vurgusu eşliğinde, sevdiği bir hatırayı hatırlar gibi huzurlu fakat korkunç ölümü, izleyiciye özdeşleşme çelmesi takıyor. Neticede herkes mutlu ,huzurlu ölümü tercih eder fakat kimsenin çıkıp da kafamı rakun kapanına sokup keyif içinde öleyim diyeceğini sanmıyorum.

Film ilk sahnelerinde diğer tüm Dario Argento filmlerinde bolca karşılaştığımız bir Argento klasiği başlar: Kanlı ustura, deri eldiven. Bir adam usturasını musluğun altında yıkamaktadır. ( bilin bakalım kimin eli )Ustanın gerilimi yanıbaşımıza kadar getiren tek plan kaçış sahnesi ve bu çekimde kullandığı teknik, özgün renklendirme çalışmaları, elbette ki Simonetti’nin sersemleten müziği, detaylı ve burnumuzun dibinde şahit oluyormuşcasına geren ölüm sahneleri ve bunlara vurguladığı şekilsel farklılıklar her zamanki gibi bir Argento filminde olmasa olmaz adlettiğimiz özellikleri filmin.Üzerine odaklanılan ve izleyeni nefret ettirecek derecede geren ( evet usta filmde bu karaktere karşı üst seviyede negatif düşünmemizi sağlıyor ve bir de bu şekilde geriyor ) karakter için hazırladığı son belki ustanın filmografisi için doruk noktası değil fakat tüm Masters of Horror serisinin en çarpıcı sonlarından biri olma özelliği taşıyor.

Pelts, türünü bir kenara bırakırsak-ki ne giallo ne de doğaüstü diyebiliriz net olarak, dramatik bir yanı da var. Kurban-suçlu arasındaki hesaplaşma için gerçekleşecek adalet sadece insanlar için diyebilir, yada hayvanların kürkleri için vahşice katledilmesi karşısında duyarlı davranabilirsiniz. Pahalı ve lüx olduğu için onlara sahip olmak bir tür güç sağlayabilir erkek yada kadın için, ya da sizce ceset kuşanmak iğrençtir. Emin olun Pelts’i izledikten sonra Dario Argento’ya olan hayranlığınız azalmayacağı gibi, eğer bir hayvanseverseniz bu hayranlık çok daha artacaktır.Argento sineması goreyi bu kez rakunların hizmetine sunmuş, “Mavi ışıklar”ın lanetinden uzak durun. Kürklere heves ettiğinizde iki kez düşünün.Pelts’i mutlaka izleyin.

Melisa Aydın


Gokhan Toka
Gokhan Toka on FacebookGokhan Toka on InstagramGokhan Toka on LinkedinGokhan Toka on TwitterGokhan Toka on Youtube