Child’s Play (Çocuk Oyunu) – Tom Holland 1988

Yönetmen: Tom Holland
Senaryo: Tom Holland, Don Mancini, John Lafia
Oyuncular: Catherine Hicks, Chris Sarandon, Alex Vincent, Brad Dourif
Yapım Yılı: 1988
Ülke: ABD
[ratings]


Konu: Charles Lee Ray adındaki seri katil, bir oyuncak mağazasında polisle silahlı çatışmaya girer ve ölümcül biçimde yaralanır. On parmağında on psikopatik yetenek olan Charles, mortu çekmeden önce ruhunu hemen oracıktaki Good Guy Chucky markalı bir oyuncak bebeye aktarmayı başarır. Anlaşılan o ki Charles Lee Ray, seri katil akademisinde voodoo büyüsü dersleri de almıştır. Her neyse, bu Good Guy Çaki oyuncakları, tıpkı günümüzde gazetelerin kupon karşılığı dağıttığı ve “Hello mello wat iz yor neym” diyen sinir bozucu bebeler gibi çat pat konuşmakta, sahipleriyle dertleşebilmektedir. Bekar annesiyle babasız ortamda dertli bir çocukluk geçiren 6 yaşındaki Andy de ne tesadüf ki bir Çaki bebesi ile dertleşmeye ihtiyaç duymaktadır. Çocuğun gerizekalı annesi Karen, Çakisi olmayan çocuğa doğum gününde Çaki el aletleri seti alan bir avanaktır. Andy’nin durumun tuhaflığına dikkatini çekmesi üzerine hali vakti pek yerinde olmayan kadıncağız ucuz yoldan bir Çaki tedarik etmenin yollarını arar. Nasıl ki ucuz etin yahnisi güzel olmuyormuşsa, Çakinin ucuzu da psikopat bir seri katilin ruhuyla donanmış olabilir tabi. Çaki, oyuncak bebe endamına bakmadan tam zamanlı öldürme işlerine devam ederken, işlenen cinayetlerin ihalesi de yavaş yavaş küçücük masum çocukçağız Andy’nin üzerine kalmaktadır. Andy her ne kadar “Çaki öldürüyor onları, Çaki bana acaip şeyler söylüyor” falan gibi ifadeler verse de her nedense anası da dahil kimse çocuğa inanmaz.

Bugün aslında buraya başka film yazacaktım ama dün gece neşeli bir şeyler izleme ihtiyacı doğunca, kendime bir iyilik yapıp şu Çaki’ye bir bakalım dedim ve aradan geçen onca yıla rağmen bu filmden yine çok iyi randıman aldım. Child’s Play serisinin bu ilk filmi, asla eskimeyecek, asla yaşlanmayacak, her zaman zevkle izlenebilecek bir film. Ve dün izlediğimde şaşkınlıkla fark ettiğim biçimde, inanılmayacak kadar hızlı, hiçbirşey için vakit kaybetmeyen, direkt mevzuya giren bir film.

Genelde günümüz izleyicisi eski filmlerin gerilim yaratmak için harcadığı uzun sürelerden, yavaşlığından, temposuzluğundan, modası geçmiş efektlerinden falan şikayetçidir. Child’s Play bu eleştirilere konu olamayacak bir 80ler korku klasiği. Belki de Tom Holland’ın stilinin doğrudan etkisi bu, çünkü yönetmenin aynı şekilde bir 80ler korku klasiği olan ilk filmi Fright Night (Korku Gecesi) da olağanüstü tempolu ve hızlı bir filmdir.

Filmin süresi 86 dakika. Çaki’nin oyuncak bir seri katil olduğunun Andy dışındaki kişiler tarafından da fark edilmesi 42. dakika (Annenin oyuncağın içinde piller olmadan hareket ettiğini fark ettiği efsanevi sahne). Yani filmin tam yarısında gizem çözülüyor. O zamana kadar da Çaki epey bir cinayet işlemiş oluyor, yani ilk 42 dakika da tempolu. 42. dakikadan itibaren de Çaki’yle Andy, Annesi ve Dedektif arasında sürekli bir koşuşturma, kaçmaca, kovalamaca, bir CÜMBÜŞ! Evet CÜMBÜŞ! Çaki, beberuhi gibi salına salına elde bıçak bunları yarım saat boyunca kovalarken, sanırsın ki bir ortaoyunu izliyoruz, aynı anda hem gülüyor hem düşünüyor, hem korkuyor hem geriliyoruz. Çok acaip.

O çok eleştirdiğiniz, beğenmediğiniz eski filmler var ya; onlarda ruh vardı azizim. Doğruya, doğru. Diyelim ki bu film 80lerde hiç yazılmamış ve çekilmemiş, Don Mancini 80leri komada geçirmiş, sonra geçen hafta komadan çıkmış, aklına direkt bu katil oyuncak bebe konusu gelmiş (ki kariyeri boyunca sadece Çaki filmleri yazıp yönetti, sadece Çaki ekmeği yedi bu adam), gitmiş bir stüdyoya anlatmış, “oo harika, çekelim” demiş berikiler de. Sonra da bu hafta yazıp çekmişler bu filmi. Sizce böyle mi olur bu film? Oooo. Hiç böyle olmazdı bebeğim. Ben sana söyleyeyim, çok yavaş, gizemin sakız gibi filmin sonuna kadar uzatılmaya çalışıldığı, katil bebeyle ancak filmin son 15-20 dakikasında yüzleşildiği, gizem faktöründen ve korku faktöründen yana dengeli, çok ciddi bir film olurdu. Belki yine iyi bir film olurdu ama bir cümbüş olmazdı.

80lerin farkı buydu. 80lerde korku sinemasında cümbüş vardı. 80lerin korku filmlerini yaratanlar, korkutacak, gerecek ama aynı zamanda da bir şekilde izleyiciyi eğlendirecek filmler yapmaya çalıştılar. Kendilerini ve anlatılarını günümüzdekiler gibi çok ciddiye almadılar. Bence çok da başarılı oldular. Bakınız Child’s Play, bakınız “Çaki“. Yolun açık olsun Çaki, seni gidi piskopat sevgi beberuhisi.

Gökhan Toka

Gokhan Toka
Gokhan Toka on FacebookGokhan Toka on InstagramGokhan Toka on LinkedinGokhan Toka on TwitterGokhan Toka on Youtube