Cehenneme Bir Adım



Gökhan Toka

DESCENT bir ingiliz yapımı. Türü korku. Konuya gelince: Bir grup kadın bir mağara keşfine giderler. Mağarada kapalı kalırlar. Sonra da burada bir takım ne idüğü belirsiz et yiyen mağara yaratıklarının saldırısına uğrarlar. EEE ne oldu şimdi? demeyin… Çünkü konu bu değil…

Tüm iyi korku filmlerinin (ve bilim kurgu türünün) aslında bir felsefesi vardır. Bu iki tür soyut bir anlatıyı temel alarak somutu indirgerler ve mesaj dışında her şeyden arındırarak (günlük yaşamsal gerçekler vb gibi) mesajı en doğru biçimde ve yerine teslim ederler. Şöyle düşünün. Gece gökyüzünde yıldızlara bakıyorsunuz. Yıldızlar siliktir. Yıldızı net olarak görebilmek için yldıza değil – yıldızın biraz ötesine bakmanız gerekir. (Bakınız “The Man Who Wasn’t There – Coen Kardeşler – Avukatın Konuşması”) Gerçeği görebilmek için gerçeğe değil gerçeğin biraz ötesine bakmak gerekir. Çünkü algı yanıltıcıdır. (Şaşı bak şaşır) . Haa işte – bu iki türün de yaptığı budur. Somut -(yaşadığımız) gerçekliği tamamen silip, somut bir gerçeklik üzerine aslında var olmayan (fakat o gerçekliği en iyi ifade etmeye uygun) bir soyut “gerçeklik” üzerinde (mükemmel bir set ve kurgu üzerinde) mesajlarını teslim ederler.

DESCENT’te ne oluyor. Kadınlar karanlık bir mağaraya tıklılıp kana susamış yaratıkların saldırısına uğruyorlar. Ama konu bu değil. Konu başroldeki kadının yaşadığı bunalım ve bu bunalımın izleyenin elini kolunu bağlayan çıkışsızlığıdır. Kocasını ve tek kızını bir trafik kazasında kaybeden kadın aradan bir yıl – tamı tamına bir yıl geçtikten sonra onu bunalımdan çıkarmak isteyen arkadaşlarının davetiyle ve onlarla birlikte bir mağara keşfine gider. Ancak arkadaşlarından biriyle kazada kaybettiği eşinin arasında duygusal bir ilişki vardır ve bu ilişki filmin daha ikinci karesinden itibaren açıkça dile getirilmemekle birlikte sinemasal anlatının lütfu icabı izleyiciler ve hatta kadın tarafından bilinmektedir.

Korku türüne bu kadar tutkun olmam beni bir “korku freak” i gibi gösteriyor olabilir ama genel olarak sinemadan da az çok anlarım. Bana göre yazılıp çizilmiş en iyi senaryolardan biri İNGİLİZ HASTA dır. :) Samimiyim. Diğerleri OLDBOY – ETERNAL SUNSHINE .. olabilir. Ancak bir DARK WATER ya da DESCENT sırf korku filmleri oldukları için (sinemanın üvey evlatları) göz ardı edilemez.

DESCENT’in senaryosu tam 15 kez tekrar tekrar yazılmış. Mağarada tıkılı kalıp yaratıkların saldırısına uğrayan kadınların “basit” hikayesi için nedir bu özen değil mi? Konu bu değil çünkü. Konu “ÇIKILAMAYAN” çıkış yolu olmayan bir bunalımın – bir iç hesaplaşmanın – acının ardına bastırılmış gizlenmiş bir nefretin dışavurumunun korkunçluğununun izleyiciye aktarılmasıdır. Bu nedenle filmde karanlık bir mağara kullanılmıştır. Yoksa konu “dekor” değildir. VE yine bu nedenle filmde o mağaradaki yaratıklar vardır. Bizi o bunalımın – o karanlığın içindeyken yiyip tüketen düşünceler gibi yaratıklar… Mağara, içindeki karanlığı, çıkışsızlığı ve bastırılmış nefreti simgeleyen yaratıkları ile birlikte başroldaki kadının düşünce ve duygu sistemidir. Diğer kadınlar, kadını içinde bulunduğu durumdan çıkarmak isterlerken böylece aslında onun dünyasına adım atmış olurlar. Mağarada kapalı kalmaları ise zaten kadının sıkıştığı bir noktada yuvarlanan bir taş nedeniyledir. Yaratıkların ortaya çıkışı kadının içindeki nefretin ve öfkenin dışavurumunu da beraberinde getirir ki eşinin kendisini aldattığı arkadaşıyla olan gecikmiş ve acının ardına sıkışmış hesaplaşması da tam bu anda gerçek olacaktır.

DESCENT benim en sevdiğim – beni en çok etkileyen – en çok rahatsız eden korku filmlerinden biri haline geliverdi. Öylesine bir anda hiç habersiz. Çok uzun zamandır hiçbir filmi izlerken böylesine yoğun duygular ve korku hissetmemiştim. Çıkılamayan – çıkış ihtimali olmayan bir bunalım ne kadar korkunç olabilirse o kadar. Salt acının – salt Bastırılmış duyguların insanın içinde çürüyüp ur haline gelmesinin anlatısı. Tek kelimeyle korktum.

DESCENT’de ayrıca gelmiş geçmiş en irkiltici rüya sahnelerinden ve en ürkütücü film sonlarından biriyle karşılacaksınız. Özellikle filmin sonu – FİLMİN SONU bu yazıda eveleyip gevelediğim – ve kastettiğim “iyi” korku türünün ne demek olduğunu daha iyi anlatacaktır. Kanlı bir son değil – bir bunalımdan nasıl çıkılamadğı ile ilgili tüyleri diken diken eden muhteşem bir son.

Gokhan Toka
Gokhan Toka on FacebookGokhan Toka on InstagramGokhan Toka on LinkedinGokhan Toka on TwitterGokhan Toka on Youtube

One thought on “Cehenneme Bir Adım

  1. cehenneme 1 adım filminin devamı olmalı beğenerek nefes nefese izledim süperdi

Comments are closed.