Bu el kitabı korku filmlerinde hayatta kalmak isteyen bakire olmayan bayanlar için hazırlanmıştır. El kitabındaki tüm maddelere harfiyen uyduğunuz takdirde yaşama olasılığınız %99 olarak tespit edilmiştir. Maddeleri tam olarak uygulamadığınız taktirde müessesemiz, yasal varislerinizin “yok biz bilmiyorduk”, “aman efendim yok biz görmedik” biçimindeki itirazlarını kaale almayacaktır.

1.Yaşınızı ya da kilonuzu; hiçbirini göstermeyin. Kesinlikle genç ve güzel olmalısınız. Genç olamıyorsanız ölürsünüz. Sete gelmeden önce kırışık kremi, yüz gerdirme, yağ aldırma, selülit kavurma; siz daha iyi bilirsiniz, artık neyse o. Oldu oldu; olmadı, sete ayağının değdiği yerde öldün.

2.Ne olursa olsun, nerden atlarsan atla, nerde yuvarlanırsan yuvarlan, isterse üstündeki elbiseler alev alsın. SAKIN ÜSTÜNÜ BAŞINI ÇIKARMA. Çıkarırsan ölürsün. İç çamaşırlarınla kalabilirsin, buna izin var. Ama göğüslerin görünürse kesin ölürsün. O yüzden kötü olasılıklara karşı kesinlikle iç çamaşırı, ya da atlet vs giy. Giyeceğin iç çamaşırları spor olsun. Jartiyer ya da çok seksi bir çamaşır giyersen ölürsün. Atlet + pazardan alınmış pamuklu don en iyisidir. Atletle uzun süre yaşarsın. Erkekler merak etmek isterler. Göğüslerin görününce bitersin. Diğer yandan seksi olman iyidir ama erkekler aynı zamanda kıskançtırlar. Seksi çamaşırlar ile başkalarının da seni görmesini istemezler.

3.Kesinlikle filmin başlarında, daha taşlar yerine oturmadan küfür etme. Eğer hayatta kalırsan filmin sonlarına doğru küfür edebileceğin birkaç satır replik ayarlanır. Sabret. Erkekler küfür eden kızları sevmez.

4.Seks yapma. Bu yapabileceğin en kötü şeydir. Seks yaparsan 2 ila 7 dakika içerisinde kesin ölürsün.

5.Mutlaka heteroseksüel olmalısın. Aksi bir cinsel eğilim ölmene neden olur. Şayet heteroseksüel değilsen çaktırma.

6.Topuklu ayakkabı giyme. Bu iyi değildir. Mutlaka hızlı koşman gereken bir yer olacaktır. Spor ayakkabı giymen yaşama şansını önemli ölçüde artırır. Ama yok ben topukları çıkarır çıplak ayak koşarım diyorsan bu da aslında hayatta kalabilmen için cesaret verici, önemli bir beyandır. Tek bir şartla: Acı eşiğin yüksek olmalı. Çünkü ayaklarını birşeyler kesecektir. Acıya dayanıklı olman erkekler için iyidir.

7.İnsanlara iyi davran, nazik ol. Kimseyi sakın ola ki küçümseme. Yukarıdan bakma, alay etme. Bununla birlikte kesinlikle bir melek olma. Herşeyin bir sınırı var. Sınırı zorlayana, terbiyesizlik yapana haddini sözlerle, alay etmeden bildirmekten de geri kalma. Saf olma. Yoksa ölürsün. Snob olma, alaycı olma, leydi ol.

8.Şehirli olabilirsin, yaşam standartların çok yüksek, hayatın çok steril olabilir. Ancak kesinlikle ne görürsen gör, hangi iğrenç yüzeye dokunursan dokun burun kıvırma, beğenmezlik etme. Midene hakim ol. Kusmak ve ölmek arasında doğru orantı vardır. Erkekler seni o halde görmek istemez.

9.Sakın panik yapma. Oraların sahibiymiş gibi, her yanı, her yönü biliyormuş gibi yapman lazım. Panik yaparsan ölürsün. Panik yapabileceğin tek an, sevgilinin ya da esas erkeğin seni kurtarmaya geldiği andır. Bunun sebebi o anda erkeğin senden daha güçlü görünmesi gerekliliğidir. Uzlaşmacı ol. Tam o anda panik yap ki onun da gönlü olsun.

10.Erkek arkadaş olayı oldukça tehlikelidir ve hayatta kalma olasılığın üzerinde en kötü etki eden faktörlerden biridir. Erkek arkadaşın yoksa sakın uyuz ve kendini beğenmiş, uzak ve mesafeli kadın olma. Bir erkeğin seni elde edebilme ihtimali olsun ama o ihtimal %49’dan yüksek olmasın. Ne çok zor, ne de çok kolay olma, erkekler sevmez.

11.Erkek arkadaşın ortamdaki iyi kalpli, naif ve hassas, duygulu kişilik olmasın. Yoksa ölürsün. Bu tür tiplerden uzak dur. Erkek arkadaşın olacaksa sert olmalı. Bir ara seni kurtarması gerekebilir. Erkek arkadaşın aynı zamanda hem sert hem hödük olursa bu şansını iki kat artırır. Erkek izleyiciler senin o hödüğün elinden kurtulduğunu görmek isteyeceklerdir. Ancak bu maddenin etkili olabilmesi için senin ilişkinden dolayı mutsuz olman ve bunu çeşitli jest ve mimiklerle belli etmen gereklidir. O bir böcek, sen ise bir çiçek biçiminde uyumsuz olmalısınız.

12.Erkek arkadaşın varsa ilişkinde mutsuz olman hayatta kalman için en önemli etkenlerden biridir. Evli isen tam aksi geçerlidir. Kesinlikle mutlu görünmelisin. İhanet etmemeli, bunu düşünmemelisin. Ölürsün.

13.Atletik ve güçlü olman yararınadır. Ancak aşırı maskulen bir duruş filmin son çeyreğinden hemen önce ölmene neden olur. Erkekler kendilerinden güçlü görünen kadınlara dayanamazlar. Ölürsün.

14.Makyaj yapma. Saçını sarma. Maske sürme. Erkekler makyaj yapan kadınları sevmez. Nasıl yapacaksın bilmiyorum ama hem doğal hem güzel olmalısın. Makyaj yapman ölmene neden olur. Hele ruj tazelemek kesin ölüm sebebidir.

15.Silikonların varsa filmden önce çıkartmış olmalısın. Yoksa ölürsün. Aynı şekilde göğüslerin normalden büyükse de ölürsün. Ameliyat olmalısın. Büyük göğüsler seni objeleştirir. Obje olmak ölmek demektir.

16.Ağlayıp bağırma. Yaparsan bile asla iki kez yapma ve kısa sürede toparlanmaya bak. Çok fazla ağlarsan ölürsün. Çünkü filmi izleyen erkeklerin sinirlerini bozarsın. Aynı şekilde çok fazla gülersen de ölürsün. Arasını bul.

17.Dans etme. Herkes dans ediyor olsa bile sen kazulet gibi bir köşede dur.

18.Uyuşturucu öldürür. Ama genel kanının aksine sigara içmen sigara içmemenden iyidir. Seni sert ve yakın gösterir. Bununla birlikte müptela gibi içme. Kibar ol. Hatta dumanı çekerken bir iki kere sanki dokunmuş gibi tıksırırsan hayatta kalma olasılığın önemli ölçüde artar. Bu fırsatı kaçırma. Erkekler sigaralarını yakabilme ihtimallerinden dolayı sigara içen kadınları içmeyenlere oranla daha çok severler. Sigarayı bir erkek ikram ettiğinde içersen daha iyi olur.

19.Filmin 10. ve 30. dakikaları arasındaki 20 dakikalık bölüm dışında banyo yapmamaya dikkat et. Zaten banyo yapman göğüslerinin görünmesine ve dolayısıyla ölmene neden olabilir.

20.Banyo yapmadığın gibi bu 20 dakika dışında tuvalete de gitme, susama, acıkma, yorul ama belli etme. Erkekler çok şey isteyen kadınları sevmez. Kendi kendine istersen fotosentez yap, ama bunları sakın, asla dile getirme. Yoksa ölürsün.

21.Şunu sakın unutma: kadınların korku filmlerinde erkeklere oranla daha çok öldükleri doğrudur ancak filmin sonunda birisi hayatta kalacaksa o kişi mutlaka kadın olmalıdır. Senin amacın hayatta kalmak olduğuna göre rakibin erkekler değil, diğer kadınlardır. Onları kimselere belli etmeden, burada yazılı kuralları ihlal etmeye yönlendirmelisin. Bunu yapabilirsen bakire ya da değil, önünde hiçbir kadın kalmaz. Hem zaten erkekler en çok entrikacı olduklarını anlamadıkları entrikacı kadınları, kendilerinden zeki ya da güçlü olduklarına ihtimal vermedikleri zeki ve güçlü kadınları severler.

** Uyarı : Bu elkitabı Amerikan Korku filmleri için hazırlanmıştır. Diğer ülkelerin korku sinemalarında bakire olmamak ve hayatta kalmak arasındaki negatif ilişki eğrisi tam olarak çizilememiştir. Bununla birlikte buradaki kurallara uymanız yine de erkekler her yerde aynıdır prensibinden hareketle hayrınızadır. **

10. LA CASA MUDA (Silent House) – Gustavo Hernández

Neredeyse tamamı tek bir kamera çekiminde kesintisiz çekilmiş gibi görünen, Uruguay yapımı bir korku filmi. Bu kadar zor bir çekim metodu ile bu kadar gerilim dolu ve etkileyici bir sonuç alınması, bunu yapanın da Uruguay sineması olması çok şaşırtıcıydı.

9. TUCKER and DALE vs EVIL – Eli Craig

Yılın en iyi korku komedi filmiydi. Yıllar yılı korku sinemasına kötü anlamda malzeme olmuş REDNECK lerin tarafını tuttuğumuz, eşsiz bir komediydi. Leatherface’in favori filmi olabilir.

8. KILL LIST – Ben Wheatley

Bu yıl ortalamada en iyi korku filmleri İngiltere ve İrlanda’dan geldi. Bu listede olmayan ancak plasede duran birçok iyi İngiliz-İrlanda yapım korku filmi izledim ki bunlar bana HAMMER sineması geri mi dönüyor diye düşündürmedi değil. KILL LIST haricinde Outcast, Attack The Block, Wakewood gibi birçok film de oldukça iyiydi. KILL LIST acımasız, kötü bir şaka gibiydi: hem kahramanına hem de izleyicisine. Uzun zamandır izlediğim en iyi KÜLT konulu film olarak hafızamda kaldı.

7. INSIDIOUS – James Wan

TESTERE serisinin yaratıcısı James Wan’dan bu kadar iyi bir hayalet/demon öyküsü çıkmasını beklemiyordum. Filmin özellikle ilk yarısında (biraz da geceyarısı seansında sinemada filmi tek başıma izlemiş olmamın da payı var) oldukça korku dolu anlar yaşadığımı itiraf etmeliyim. Uzun zamandır korku filmlerinden korkmuyordum, bu film ilaç gibi geldi. İkinci yarıda, özellikle de filmin sonunda biraz gücünü kaybetmeseydi daha üstlerde olabilirdi.

6. STAKE LAND – Jim Mickle

Bu film listemde daha üst sıralarda da rahatlıkla olabilirdi. Ancak filmin sonundaki video oyunu tadını pek sevmedim. Herşey olabildiğine gerçekçi bir arkaplan üzerinde ilerlerken filmin sonunda ESAS YARATIÄžIN çıkmasına pek gerek yoktu. Onun dışında özgün bir dili olan, çok iyi bir apokaliptik vampir/zombi filmi idi.

5. THE SHRINE – Jon Knautz

Jon Knautz’un SHRINE’ını büyük keyifle izledim. 80’lerin old school korku filmlerini anımsatan film akıcı ve sadeydi. HOSTEL çakması gibi başlayan SHRINE birden doğaüstü olaylara bağlanıverdi. Kahramanların ormanda sisler arasında heykeli buldukları tek bir çekim ile, başarılı korku sinemasının aslında nasıl olması gerektiğini anlatabilecek güçteydi.

4. RED & WHITE & BLUE – Simon Rumley

Yılın en iyi intikam filmiydi. Duygusal, etkileyici, acımasız ve kanlı. Bana göre çok abartılmış ve ızdırap verici derecede uzun bir film olan Kim Ji Woon’un I SAW THE DEVIL ından çok daha net, çok daha süssüz, bir o kadar da etkileyici.

3. DARK SOULS (Mørke sjeler) – César Ducasse, Mathieu Peteul

Abel Ferrera’nın DRILLER KILLER ını alın ve tuhaf bir zombi filmi haline getirin. Yeterince tuhaf olursa Exorcist’e bile benzeyebilir. DARK SOULS’da olduğu gibi. Tuhaf, çok tuhaf, hem ürkütücü hem de kara komedi olmayı başarabilen inorganik bir film. Öylesine inorganik ki komedi ve korku arasında filmi hafife almanızı sağlayacak açık bağlar bile kuramıyorsunuz. Dengesiz bir yapıda eğreti bir pozisyonda, tüm filmi rahatsızlıkla izliyorsunuz.

2. AMER РH̩l̬ne Cattet, Bruno Forzani

Görsel açıdan çok etkileyici olan AMER, “Emanuelle meets Giallo” formatında, Giallo filmine modern ve erotik bir saygı duruşu gibiydi. Filmi erotik bir korku filmi olarak tanımlamak yanlış olmaz. Cinsellik korkusu teması ve görselliği ile birçok açıdan bana 1973 yapımı Lemora: A Child’s Tale of the Supernatural filmini anımsattı. Film 2009 yapımı görünmekle birlikte, ülkemizde İstanbul Film Festivali kapsamında gösterildi.

1. THE WOMAN – Lucky McKee

MAY filmi ile gönlüme taht kurmuş LUCKY MCKEE den yine iyi bir film izlemek açıkçası çok iyi oldu, ve hayır kesinlikle kendisinden bu kadar iyi bir film beklemiyordum. Bu yamyam filminin bu kadar etkileyici olmasının bana göre en büyük nedeni The Woman rolündeki Pollyanna McIntosh’un performansıydı. McKee odağında kadınların olduğu öyküleri anlatmakta tam bir uzman. Film teknik olarak 2009 yapımı OFFSPRING filminin bir devamı olarak görünse de, aslında bana göre tek başına özgün bir film olarak değerlendirilmeli. The Woman rahatsız edici olmayı her sahnesinde başaran, elini kan ve sertlikten yana da korkak alıştırmayan, bir numaralı film olmasını sağlayacak karizmaya da sahip, assolist gibi bir korku filmiydi.

Bazı sahneleri sinema salonunda geçen korku filmlerinden bahsetmiyorum. Tamamı sinemada geçen, veya odağında uğursuz bir film olan, katilin veya lanetin perdeden çıkıp izleyicilere musallat olduğu filmlerden bahsediyorum. Sinema salonlarının karanlık koridorlarında geçen filmleri her zaman sevmişimdir, işte bazıları:

Demons

Bir grup insan Berlin’deki bir sinema salonunda yapılacak bir korku filmi galasına davet edilirler. İzleyicilerden biri filmde kullanılan bir maskeyi yüzüne takınca maske etine saplanır ve kadını kana susamış bir canavar haline getirir. Sinemaya kısılıp kalan izleyiciler hayatta kalmaya çalışırlar. Ünlü İtalyan yönetmen Mario Bava’nın oğlu Lamberto Bava’nın en bilindik filmlerinden biri. Dario Argento yapımcılığında çekilmiş 1985 yapımı film, Goblin grubunun müzikleri ile de hafızalara yer etmişti. Evil Dead sevenler halen izlemediler ise kaçırmamalı.

Demons - 1985
Cigarette Burns

Uzun yıllar boyunca sessiz kalmış korku ustası John Carpenter’ın dönüşünü müjdeleyen bu film, yönetmenin Masters of Horror TV serisi için yaptığı iki bölümden biriydi. İflasın eşiğindeki bir sinema yöneticisi, korku filmlerine meraklı zengin ve gizemli biri tarafından kiralanır. Adamın görevi, izleyen herkesi delirtip öldürdüğüne inanılan, tüm kopyaları yokedilmiş lanetli bir filmi bulmaktır.

Cigarette Burns - 2005
Midnight Movie

Jack Messit’in 2008 yapımı filmi. Bir grup arkadaş, 70’lerden kalma kült bir korku filmini, geceyarısı izbe ve uzak bir sinema salonunda izlemeye başlarlar. Filmdeki katil perdeden çıkıp onları da öldürmeye başlar.

Midnight Movie - 2008
Coming Soon

Tayland yapımı Coming Soon’da, vizyona girecek bir filmin laneti ufaktan ufaktan ön gösterime gidenlere, sinema salonu personeline dadanmaya başlar.

Coming Soon - 2008
Angustia

“Film içinde film içinde film” gibi karmaşık sayılabilecek bir biçimde özetlenebilecek Angustia bir İspanyol yapımı. Herşey bir sinema salonunda, bir film gösterimi sırasında geçer. Kurbanlarının gözlerini çıkarıp koleksiyon yapan bir seri katille ilgili bir film oynamaktadır. Bir süre sonra salondaki izleyiciler de aynı biçimde öldürülmeye başlar. Filmimiz bittiğinde, başka bir salonda başka izleyiciler izlemektedir ve biten de sinema salonunda öldürülen izleyicilerle ilgili filmdir. Kaçırılmaması gereken, az bilinen 1987 yapımı bir klasik.

Angustia - 1987

Paris Yeraltı Mezarları
paris catacombs
Aşıklar şehri Paris’in altının insan kemikleriyle dolu mezarlıklar ağıyla sarılı olduğunu biliyor muydunuz? 19. Yüzyılda sefalet içindeki Paris halkının öldükleri zaman mezar ve tabuta verecek paraları yoktu. Bu nedenle de ölen fakir halkın cesetleri bu yeraltı labirentlerine bırakılırdı. Binlerce insanın iskeletleri bugün halen bu yer altı delhizlerinde bulunuyor.

Sedlec Kilisesi
Sedlec Kilisesi
Küçük bir kilise olan Sedlec’in öyküsü de benzer. Kilise yapılırken eski bir mezarlığın üzerine yapılıyor ve çıkan kemikler atılmayıp kilise dekorasyonunda kullanılıyor. Sonuç bu.

Waverly Hills Senatoryumu
Waverly Hills Senatoryumu
1910’da hizmete açılmış ve tüberküloz hastalarının tevadisinin amaçlandığı, şu anda terkedilmiş olan bu senatoryumda 52 yılda 62000 insan ölmüş. Dönemin tıp biliminin acizliği hakkında ipucu veren senatroyumda ölüler çok fazla olduğundan, ölüler bodrumda açılan derin deliklere dikey olarak atılıyorlarmış. Senatoryumun korku severler için lanetli bir otel olarak yeniden yapılması çalışmaları halen devam etmekte.

Yılan Adası
Yılan Adası
Brezilya’da Sao Paolo açıklarında bulunan bu adaya yılan adası denmesinin bir nedeni var. Adada metrekareye 1-5 arası yılan düşüyor. Yani bu adada bir yılana basmadan bir adım atabilmek mümkün değil. Bazıları çok zehirli olan binlerce yılanla dolu olan bu adaya insanların çıkması tehlikeli ve yasak.

Poveglia Adası
Poveglia Adası
Avrupa Kara Veba salgını ile karşılaştığında Romalılar çare olarak veba hastalarını bu adaya getirip burada imha etmişler, canlı canlı yakmışlar. Adada 160000 insanın korkunç şekillerde öldürüldüğü düşünülüyor. Bu yetmezmiş gibi 1922’de ada akıl hastanesi olarak kullanılmış ve binlerce insana deneysel tıp başlığı altında işkence yapılmış.

Dracula Şatosu
Dracula Şatosu
Vlad veya diğer bilinen ismiyle Kont Dracula’nın şatosu da listemizde yer alıyor. Vampir efsanesiyle özdeşleşmiş Dracula efsanesinin doğduğu bu şatoda, Kont Vlad yaptığı akıl almaz işkenceler ile bu sıfatı ve yakıştırmayı hakketmiş olsa gerek.

Cachtice Kalesi
Cachtice Kalesi
Avrupa’da yüzlerce şato var, bu şatonun özelliği ise 1600 lerde Kontes Elizabeth Báthory de Ecsed tarafından kullanılmış olması. Kontes Elizabeth Báthory de Ecsed civarda yaşayan 600 kadar genç kadını bu şatoda türlü işkencelerle öldürmüştür. Kurbanlarının derilerini yüzdüğü, yaktığı, açlıktan öldürdüğü, yediği ve gençleşmek için kanlarında banyo yaptığı söylenir. Kontes Elizabeth Báthory de Ecsed’in tarihteki en büyük seri katil olduğunu söyleyebiliriz.

Aokigahara Ormanı
Aokigahara Ormanı
Japonya’da bulunan bu orman İntihar Ormanı olarak da biliniyor. O kadar sık bir orman ki içinde rüzgar bile esemiyor. Çok sessiz bir yer olan bu ormanda eski zamanlarda Japon halkı yaşlılarını ölüme terk edermiş. Günümüzde ise ormanı daha çok intihar etmek isteyenler kullanıyor. Her yıl yaklaşık 30 kadar yeni ceset bulunsa da aslında kendini burada öldürenlerin sayısı çok daha fazla.

Kaynak: Bloody Disguisting
http://www.bloody-disgusting.com/news/videogames/1089



Gökhan Toka

2009 biterken, bu yıl izlediğim korku filmleri içerisinde en sevdiklerimi sizinle paylaşmak istedim. Bu filmlerin bazıları 2008 yapımı olmakla birlikte ülkemizde 2009 yılında gösterime ve dağıtıma girdiler. Dolayısıyla onları da bu listeye aldım.

10. Paranormal Activity
10

Genç bir çifte kötü bir “varlık” musallat oluyor. Filmin özelliği öykünün çiftin amatör kameraları aracılığıyla bize aktarılması. Bu anlamda Blair Cadısı projesine benzeyen film yurt dışında çok ses getirdi ve adeta bir fenomen oldu. Özellikle paranormal olaylarla ilgilenen izleyiciler için kaçırılmaması gereken bir film. Film zaman zaman yükselen tansiyonuna rağmen dengesizliği ve kimi zaman aşırı sıkıcı olabilmesi nedeniyle benim listemde 10. sırada yer bulabiliyor. Bu sırayı 13. Cuma’nın yeniden yapımına vermeyi de düşünsem de, bu film diğerine göre daha ilgi çeken bir yapım olduğundan listeye giriyor.

9. Pandorum
9

En sevdiğim bilim kurgu korku yapımlarından biri olan Event Horizon’dan bu yana, uzun yıllardır beklediğim türden etkileyici ve atmosferik bir bilim kurgu korku. İnsanoğlu uzak bir galakside yaşanabilir bir gezegen bulmuş ve buraya bir koloni kurmak üzere onbinlerce insan taşıyan bir gemi göndermiştir. Gemi mürettabatından iki kişi yüzyıllar sonra uyanır ve ne kim olduklarını ne de nereye gittiklerini hatırlamazlar. Gemi uzayda kaybolmuştur ve ortalıkta hiç kimse yoktur. Dahası dünyanın yok olduğunu öğrenirler, ayrıca geminin nükleer motoru iflas etmek üzeredir ve karanlık koridorlarda insan yiyen yaratıklar vardır. Zor şartlar :D ama oldukça eğlenceli, karanlık ve sürükleyici bir film. Zaman zaman aksasa da etkileyici bir sona sahip olan Pandorum’dan bir Maymunlar Cehennemi tadı alabilmek mümkün.

8. Zombieland
8

Eğlenceli bir zombi filmi izlemek isteyenler Zombieland’de aradıklarını buldular. Amerika’nın Shaun of The Dead’e cevabı olarak görülen film o kadar olmasa da yine de eğlenceli bir seyirlikti.

7. The Uninvited
7

Uzakdoğu korku filmlerinin yeniden yapımlarından zerre kadar hazzetmeyen benim gibi bir izleyiciyi bile etkilemeyi başaran müthiş bir yeniden yapım. Son derece iyi oyunculuklara ve harika bir öyküye sahip, olması gerektiği gibi bir yeniden yapım izledi The Uninvited’ı izleyenler. Kore yapımı Karanlık Sırlar (A Tale of Two Sisters) filminin şaşırtıcı ve etkileyici yeniden yapımı, ama adeta yepyeni bir film.

6. Dance of The Dead
6

2009’un en eğlenceli korku komedisi benim açımdan buydu. Mezuniyet balosununun yapıldığı gece kasabayı zombiler basınca, zombilere karşı durma görevi de tutunamayan, başarısız ve aykırı öğrencilere düşer.

5. Orphan
5

Şeytani çocuk ekolüne yeni bir soluk getiren, Omen’i Poison Ivy ile entegre eden enteresan film. Esther korku sinemasının mihenk taşı kötü kahramanları arasında kendine haklı ve sağlam bir yer buluyor. Popüler olmayı da başarmış, iyi bir gerilim.

4. Perkins 14
4

Kolay kolay sinemada ya da DVD de göremeyeceğiniz, bağımsız yapım, harika bir korku filmi. Anlatımı ve konusuyla çok orjinal ve çok etkileyici, nefis bir filmdi Perkins 14. O kadar orijinal, akıl ve duygu dolu ve acımasız bir filmdi ki ondan ancak çok sınırlı sayıda kişi keyif alabilir. Polis memuru Dwayne’in erkek çocuğu uzun yıllar önce kaçırılmıştır. Aradan geçen yıllar boyunca oğlunu unutamayan ve ailesi dağılma noktasına gelen Dwayne, karakolda nöbette olduğu bir gece hücredeki tutukludan şüphelenir ve onun çocuğunu kaçıran kişi olduğunu öğrenir. Adam kaçırdığı çocukları yıllarca hücrelerde tutmuş ve çıldırtmıştır. Çocuklar hücrelerinden kaçarlar ve kasabayı kana bularlar. Dwayne’in yıllar önce kaybettiği oğluyla karşılaşması…

3. Splinter
3

Düşük bütçeli korku filmleri arasında bu sene en etkileyici yapım bence Splinter oldu. Film senaryosu ve diyalogları ile, inandırıcı oyunculukları ve kamera kullanımı ile, dar alanda geçen the thing veya evil dead gibi filmlerin çizgisinde başarılı bir film olarak dikkat çekti. Düşük bütçeli bir yapım olmasına rağmen Türkiye’de bile vizyon şansı bulmuştu.

2. Drag Me to Hell
2

Yıllardır yönetmenlikten çok korku filmleri yapımcısı kimliğine bürünmüş olan Sam Raimi yönetmen olarak geri döndü ve bize Evil Dead tadında bir öneride bulundu. Sam Raimi’yi Evil Dead ile hatırlayanlar ve özleyenler için doğrusu Drag Me To Hell çok iyi bir öneriydi. Filmin başrolünde oynayan Alison Lohman bu fılmle gercekten yıldız gibi parladı. Lohman’ın canlandırdığı Christine Brown karakteri Evil Dead’deki Ash karakterinin çizgisinde bir enerjiye sahipti.

1. Låt den rätte komma in (Let the Right One In)
01

2008 yapımı bu İsveç filmini biz 2009’da izleyebildik. Dolayısıyla benim 2009 değerlendirmeme hem de 1 numaradan girdi. Belki de gelmiş geçmiş en iyi vampir filmiydi. Korku filmlerinin kabak tadı verdiği, her filmin birbirine benzediği, ortalığın tekrar filminden geçilmediği 2009 gibi bir yılda bu derece özgün ve etkili bir yapımın hem de vampir figürü gibi klasik bir korku teması üzerine kurulabilmesi inanılmaz bir olay. Film IMDB’de en iyi 250 film arasında yer buluyor, korku filmleri sınıfı içerisinde de en iyilerden bir tanesi. Her korku severin arşivinde bulunması gereken kaçırılmayacak bir film. Bir başyapıt.