<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Korku Filmleri &#187; Film Eleştirisi</title>
	<atom:link href="http://www.korkufilmi.net/category/yazinin-turu/film-elestirisi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.korkufilmi.net</link>
	<description>Gerçek Korku Filmi Tutkunlarına</description>
	<lastBuildDate>Mon, 16 Jan 2012 08:32:31 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.1</generator>
		<item>
		<title>Cehenneme Bir Adım &#8211; Gökhan Toka</title>
		<link>http://www.korkufilmi.net/cehenneme-bir-adim-gokhan-toka</link>
		<comments>http://www.korkufilmi.net/cehenneme-bir-adim-gokhan-toka#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Dec 2009 18:50:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gokhan Toka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Gökhan Toka]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.korkufilmi.net/?p=794</guid>
		<description><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"></div>
<p><img src="http://www.korkufilmi.net/Images/gokhan_toka_small.jpg"/><br />
<br />
<a href="http://www.korkufilmi.net/korku-yazarlari/gokhan-toka/">Gökhan Toka</a><br /> <br />
DESCENT bir ingiliz yapımı. Türü korku. Konuya gelince: Bir grup kadın bir mağara keşfine giderler. Mağarada kapalı kalırlar. Sonra da burada bir takım ne idüğü belirsiz et yiyen mağara <a href="http://www.korkufilmi.net/?page_id=215">yaratıklarının</a> saldırısına uğrarlar. EEE ne oldu şimdi? demeyin&#8230; Çünkü konu bu&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.korkufilmi.net%2Fcehenneme-bir-adim-gokhan-toka&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;font=verdana&amp;colorscheme=evil" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
<p><img src="http://www.korkufilmi.net/Images/gokhan_toka_small.jpg"/><br />
<br />
<a href="http://www.korkufilmi.net/korku-yazarlari/gokhan-toka/">Gökhan Toka</a><br /> <br />
DESCENT bir ingiliz yapımı. Türü korku. Konuya gelince: Bir grup kadın bir mağara keşfine giderler. Mağarada kapalı kalırlar. Sonra da burada bir takım ne idüğü belirsiz et yiyen mağara <a href="http://www.korkufilmi.net/?page_id=215">yaratıklarının</a> saldırısına uğrarlar. EEE ne oldu şimdi? demeyin&#8230; Çünkü konu bu değil&#8230; </p>
<p>Tüm iyi korku filmlerinin (ve bilim kurgu türünün) aslında bir felsefesi vardır. Bu iki tür soyut bir anlatıyı temel alarak somutu indirgerler ve mesaj dışında her şeyden arındırarak (günlük yaşamsal gerçekler vb gibi) mesajı en doğru biçimde ve yerine teslim ederler. Şöyle düşünün. Gece gökyüzünde yıldızlara bakıyorsunuz. Yıldızlar siliktir. Yıldızı net olarak görebilmek için yldıza değil &#8211; yıldızın biraz ötesine bakmanız gerekir. (Bakınız &#8220;The Man Who Wasn&#8217;t There &#8211; Coen Kardeşler &#8211; Avukatın Konuşması&#8221;) Gerçeği görebilmek için gerçeğe değil gerçeğin biraz ötesine bakmak gerekir. Çünkü algı yanıltıcıdır. (Şaşı bak şaşır) . Haa işte &#8211; bu iki türün de yaptığı budur. Somut -(yaşadığımız) gerçekliği tamamen silip, somut bir gerçeklik üzerine aslında var olmayan (fakat o gerçekliği en iyi ifade etmeye uygun) bir soyut &#8220;gerçeklik&#8221; üzerinde (mükemmel bir set ve kurgu üzerinde) mesajlarını teslim ederler. </p>
<p>DESCENT&#8217;te ne oluyor. Kadınlar karanlık bir mağaraya tıklılıp kana susamış yaratıkların saldırısına uğruyorlar. Ama konu bu değil. Konu başroldeki kadının yaşadığı bunalım ve bu bunalımın izleyenin elini kolunu bağlayan çıkışsızlığıdır. Kocasını ve tek kızını bir trafik kazasında kaybeden kadın aradan bir yıl &#8211; tamı tamına bir yıl geçtikten sonra onu bunalımdan çıkarmak isteyen arkadaşlarının davetiyle ve onlarla birlikte bir mağara keşfine gider. Ancak arkadaşlarından biriyle kazada kaybettiği eşinin arasında duygusal bir ilişki vardır ve bu ilişki filmin daha ikinci karesinden itibaren açıkça dile getirilmemekle birlikte sinemasal anlatının lütfu icabı izleyiciler ve hatta kadın tarafından bilinmektedir. </p>
<p>Korku türüne bu kadar tutkun olmam beni bir &#8220;korku freak&#8221; i gibi gösteriyor olabilir ama genel olarak sinemadan da az çok anlarım. Bana göre yazılıp çizilmiş en iyi senaryolardan biri İNGİLİZ HASTA dır. :) Samimiyim. Diğerleri OLDBOY &#8211; ETERNAL SUNSHINE .. olabilir. Ancak bir DARK WATER ya da DESCENT sırf korku filmleri oldukları için (sinemanın üvey evlatları) göz ardı edilemez. </p>
<p>DESCENT&#8217;in senaryosu tam 15 kez tekrar tekrar yazılmış. Mağarada tıkılı kalıp yaratıkların saldırısına uğrayan kadınların &#8220;basit&#8221; hikayesi için nedir bu özen değil mi? Konu bu değil çünkü. Konu &#8220;ÇIKILAMAYAN&#8221; çıkış yolu olmayan bir bunalımın &#8211; bir iç hesaplaşmanın &#8211; acının ardına bastırılmış gizlenmiş bir nefretin dışavurumunun korkunçluğununun izleyiciye aktarılmasıdır. Bu nedenle filmde karanlık bir mağara kullanılmıştır. Yoksa konu &#8220;dekor&#8221; değildir. VE yine bu nedenle filmde o mağaradaki yaratıklar vardır. Bizi o bunalımın &#8211; o karanlığın içindeyken yiyip tüketen düşünceler gibi yaratıklar&#8230; Mağara, içindeki karanlığı, çıkışsızlığı ve bastırılmış nefreti simgeleyen yaratıkları ile birlikte başroldaki kadının düşünce ve duygu sistemidir. Diğer kadınlar, kadını içinde bulunduğu durumdan çıkarmak isterlerken böylece aslında onun dünyasına adım atmış olurlar. Mağarada kapalı kalmaları ise zaten kadının sıkıştığı bir noktada yuvarlanan bir taş nedeniyledir. Yaratıkların ortaya çıkışı kadının içindeki nefretin ve öfkenin dışavurumunu da beraberinde getirir ki eşinin kendisini aldattığı arkadaşıyla olan gecikmiş ve acının ardına sıkışmış hesaplaşması da tam bu anda gerçek olacaktır. </p>
<p>DESCENT benim en sevdiğim &#8211; beni en çok etkileyen &#8211; en çok rahatsız eden korku filmlerinden biri haline geliverdi. Öylesine bir anda hiç habersiz. Çok uzun zamandır hiçbir filmi izlerken böylesine yoğun duygular ve korku hissetmemiştim. Çıkılamayan &#8211; çıkış ihtimali olmayan bir bunalım ne kadar korkunç olabilirse o kadar. Salt acının &#8211; salt Bastırılmış duyguların insanın içinde çürüyüp ur haline gelmesinin anlatısı. Tek kelimeyle korktum. </p>
<p>DESCENT&#8217;de ayrıca gelmiş geçmiş en irkiltici rüya sahnelerinden ve en ürkütücü film sonlarından biriyle karşılacaksınız. Özellikle filmin sonu &#8211; FİLMİN SONU bu yazıda eveleyip gevelediğim &#8211; ve kastettiğim &#8220;iyi&#8221; korku türünün ne demek olduğunu daha iyi anlatacaktır. Kanlı bir son değil &#8211; bir bunalımdan nasıl çıkılamadğı ile ilgili tüyleri diken diken eden muhteşem bir son. </p>
<h3>Related Post</h3><ul class="related_post"></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.korkufilmi.net/cehenneme-bir-adim-gokhan-toka/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Karanlık Sular &#8211; Gökhan Toka</title>
		<link>http://www.korkufilmi.net/karanlik-sular-gokhan-toka</link>
		<comments>http://www.korkufilmi.net/karanlik-sular-gokhan-toka#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Dec 2009 19:10:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gokhan Toka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Gökhan Toka]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.korkufilmi.net/?p=802</guid>
		<description><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"></div>
<p><img src="http://www.korkufilmi.net/Images/gokhan_toka_small.jpg"/><br />
<br />
<a href="http://www.korkufilmi.net/korku-yazarlari/gokhan-toka/">Gökhan Toka</a><br /> <br />
Çok değil, üç dört yıl öncesine kadar, ıssız bir ormandaki küçük bir tahta kulübede çılgın arkadaşlarla yapılan ve sonu tatlıya bağlanmayan tatiller, uzaylı yaratıklarla nahoş ilişkiler, merdiven altlarında ya da kapı aralarında yaşayan ecinniler ile göz göze gelmeler, içkiyi&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.korkufilmi.net%2Fkaranlik-sular-gokhan-toka&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;font=verdana&amp;colorscheme=evil" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
<p><img src="http://www.korkufilmi.net/Images/gokhan_toka_small.jpg"/><br />
<br />
<a href="http://www.korkufilmi.net/korku-yazarlari/gokhan-toka/">Gökhan Toka</a><br /> <br />
Çok değil, üç dört yıl öncesine kadar, ıssız bir ormandaki küçük bir tahta kulübede çılgın arkadaşlarla yapılan ve sonu tatlıya bağlanmayan tatiller, uzaylı yaratıklarla nahoş ilişkiler, merdiven altlarında ya da kapı aralarında yaşayan ecinniler ile göz göze gelmeler, içkiyi fazla kaçırdığımız bir gecede yanlışlıkla öldürdüğümüz zat-ı muhteremin daha sonra başımıza sardığı bürokratik problemler vs vb gibi hikaye unsurları ile korkmaya devam ediyorduk. Yetmişli yıllardaki Amerikan kökenli o büyük korku filmi patlamasından sonra doğrusu bu türdeki filmlerin hikaye anlatım biçimlerinde ya da anlattıkları mesajlarda çok fazla bir değişiklik olmamıştı. O zamanlar için bu filmleri korkulan unsurlarla donatan öğeler ise artık geçerli değildi. Bu hikayelerin çoğu 60&#8242;ların bitişiyle birlikte ortalıkta dolanmaya başlayan, yeni ve özgürlükçü bir genç kuşağın kontrolsüzlüğünden endişe duyan ve feyz alan yapımcıların &#8220;sürüden ayrılanı kurt kapar&#8221; ekseni etrafına inşa ettikleri kurgulardı. Dinle, ahlakla, toplumsal değerlerle! ve nasihatla bağıntısını yitirmiş bir kuşak, bu filmlerde ahlaksızlığının boyutunun getirdiği öncelik sırasına göre sırayla öldürülürdü. Yetmişli yıllar için düşündüğümüzde, belki toplum ve genç kuşak arasındaki bu sürtüşme daha net anlaşılabilir ama günümüz batı toplumlarında bu denli sert iki yüzeyi bir arada bulabilmek mümkün değil. Hatta, en üst düzeyde bireyci toplum anlayışının iyiden iyiye kök saldığı modern batı toplumlarında, &#8220;toplumsal ya da dinsel normlara uyumsuzluk&#8221; da artık içi boş bir öğe olmaktan öteye geçemiyor. Bu durumu fark eden Amerikan sineması da şekilsel bazı değişimleri de denedikten sonra korku filmi çekmeyi zaten büyük ölçüde durdurdu. Bu şekilsel değişiklikler de, hikayede değişikliğin olmadığı, kahramanların yine ormana gittiği ancak korku unsurunun minimalist yapım tekniklerine yüklenmeye çalışıldığı filmler olarak (Bkz Blairwitch Project, My Little Eye) sınırlı başarı kazanmanın ötesine geçemediler. Kaldı ki minimalizm zaten, söyleyecek yeni sözleri olan devrimci bir akım değil, sadece geçerli olana duyulan tepkidir. Çıkış noktasını kendi iç dinamiklerinin (üretim çarkı) sınırları dolayısı ile de bulamayan Amerikan sineması da kısa bir dinlencenin ardından kendine yeni bir hammadde kaynağı edinmeyi tercih etti. Amerikalılar Japonya&#8217;dan korku ithaline başladılar, kimi zaman öyküleri, kimi zaman öyküler artı yönetmenleri. (Bkz Ring, Bkz Grudge, Bkz Dark Water vb) Ne var ki hem biraz geç kaldılar hem de bu filmlerin özgün hikayelerini kendi hızlı tüketilen kurgu modellerine adapte ederek de içlerindeki korku unsurunu ortadan kaldırdılar. Doğrusu pek olmadı. Ha tabi bir de şu var: Biz, tüm dünya, Japonlar&#8217;dan zaten hali hazırda çooook korkuyorduk. </p>
<p>Peki ama neden? Başkalarında olmayıp da Japonlar&#8217;da olan ne var? Öncelikle şu: Kollektivizm. Dinle yoğun bağlantıları olan bir toplum değil belki ama toplumsal değerlerin ön planda olduğu, kollektivizmin en üst düzeyde hissedildiği toplumlardan biri Japon toplumu. Onları son yıllarda korku filmi çekmeye ve bu alanda hikaye yaratmaya iten nedenlere baktığımızda ise Amerikan sinemasının yetmişlerde feyz aldığı dönüşüm sürecine benzer bir süreçle karşılaşıyoruz. Japon kültürü modern popüler kültürün baskısı altında bireyselleşmenin açmazını hissediyor. Ama hikayelerini anlatırken, bunu ABD sinemasının yetmişlerde yaptığı gibi ders vererek, öğüt vererek, dönüşüme karşı durarak da yapmıyor. Tam tersine. Korku öğesinin aktarımı bireye indiği ölçüde başarılı olabilecek bir anlatım. Japon sineması bireyin tarafında durarak, ama kollektivizmi ve toplumsal değerlerin yarattığı baskıyı da korku unsuru olarak ele alarak çok başka bir anlatım modeli geliştiriyor. </p>
<p>Dark Water&#8217;ın Japon orjinali modern şehirli insanın yaşayabileceği en büyük korkulara tutulan bir ayna gibidir. Bu haliyle örneğin bu film, bir alt tür olarak korku sinemasının da ötesinde ele alınmalı ve ciddi olarak sosyolojik söylemleri ile birlikte değerlendirilmelidir. Filmde eşinden ayrılmış, fakat ekonomik olarak sıkıntı içerisinde olan genç bir anne, yanına aldığı küçük kızının velayetine sahip olabilmek için hayatta kalmayı başarmalıdır. Bunu yaparken hem bir ev tutması, hem de düzgün bir işe ve bir gelire sahip olması, kızına gereken yaşam koşullarını sunabilmesi ve tüm bunları da bir sosyal hizmet komitesine kanıtlayabilmesi gerekir. Bir birey olarak topluma rağmen ayakta kalabildiğini, geçmişe, bir eşe gereksinim duymadığını herkes görmelidir. Bu, birey olma mücadelesidir. Kaybederse çocuğunun velayeti kendisinden alınacaktır. Kadının tek yaşama amacı kızıdır. Oldukça kırık dökük bir apartman dairesinde, sağlıksız koşullarda yaşam mücadelesi verirler. Bu mücadele süresince geçmiş, dolayısı ile baskı peşlerini bırakmayacaktır. Tavandan, üst kattaki daireden damlayan su toplumun üzerlerinde kurdukları baskıya işarettir. Sosyal hizmet görevlisi geldiğinde, kadın tavandaki bu lekeden dolayı utanç duyar. Halbuki o leke, o baskı, onların sonu olacaktır. İşlenen korku gerçekle bağlarını hiçbir noktada yitirmeyen bir korkudur: çocuğunu kaybetme korkusu (bundan büyük bir korku olabilir mi?). Ancak bir çark gibi işleyen toplumsal düzenin baskıları o denli ağırdır ki sonuçta başaramaz. Çocuğunu tarifsiz bir sevgiyle seven kadın sonunda onu, kimsenin kendisinden daha fazla sevemeyeceği kızını, onun toplum kuralları tarafından dikte edilen &#8220;iyiliği&#8221; için kaybedecek, birey olamayacak ve ölü bir kıza, geçmişe, anne şefkati ile sarılacaktır. </p>
<p>Kollektivizme ve ezici toplumsal normlara karşı Japon sinemasının durduğu nokta alternatif bir noktadır. Fakat bu baskı o kadar iyi işlenir ki çoğu kez aslında hikaye zayıf olsa bile izleyicinin filmin sonunda söylediği söz genelde derin bir &#8220;oh&#8221; tur. Görsel anlamda, mekanlar, karakerler ve anlatım tekniği, bireyin üzerindeki baskıyı ortaya koymakta ve izleyiciye aktarmakta birebirdir. Birçok Japon filmini karakterleri birbirine karıştırarak izlersiniz. Herkes birbirine benzemektedir! &#8220;Bu kız yarım saat önce ölmemiş miydi?&#8221; dediğiniz durumlar oldukça sık olacaktır. Her yüzün ürkütücü biçimde birbirine benzediği bu filmlerde baskı bir an için bile olsa azalmaz. Öykünün sonunda da Amerikan filmlerinde görülen maceracı ve yalancı kurtuluşlar yoktur. Olması gereken neyse olur. Baskı yıkılışla sona erer. Set korkuyu anlatmak için kurulmuştur ve korku tam olarak kurulduğunda film sona erer. Japon sineması, kültüründen kaynaklı bir bileşimle aynı anda hem ince ruhlu hem de acımasızdır. (Quantin Tarantino da sanırım bu yüzden Japon karasularında daha sık görülmeye başlandı). </p>
<p>Neyse, çok uzadı. Sonuç olarak kendi adıma konuşuyorum, Japonlar&#8217;dan çok korkuyorum. Bizim kültürümüzdeki toplumsal baskı unsurları nedeniyle hikayelerinin bize de çok uygun olduğunu düşünüyorum. Örneğin Dark Water&#8217;da da diğer filmlerde de dikkat ederseniz, kahramanların dehşet içinde ve panikle kaçarken bile durup kapıda ayakkabılarını giydiklerini ya da çıkardıklarını görürsünüz! (Eve ayakkabıyla girilmez!) Kim bilir, belki de bu AB dönüşüm sürecinde bizim sinemamızdan da benzer yapıda ve hedefte öyküler çıkar. Ancak biz halen AB&#8217;ye girince &#8220;KOKOREÇ yiyemeyecekmişiz&#8221; noktasını aşabilmiş değiliz. Bu meseleyi bir halledelim, inşallah ondan sonra. </p>
<h3>Related Post</h3><ul class="related_post"></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.korkufilmi.net/karanlik-sular-gokhan-toka/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Korku sinemasında yeni “birşey” arayanlara: The Human Centipede (İnsan Kırkayağı)</title>
		<link>http://www.korkufilmi.net/korku-sinemasinda-yeni-birsey-arayanlara-the-human-centipede-insan-kirkayagi</link>
		<comments>http://www.korkufilmi.net/korku-sinemasinda-yeni-birsey-arayanlara-the-human-centipede-insan-kirkayagi#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 28 Sep 2010 23:51:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gokhan Toka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ana Sayfada]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Gökhan Toka]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.korkufilmi.net/?p=985</guid>
		<description><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"></div>
<p><img src="http://www.korkufilmi.net/Images/gokhan_toka_small.jpg"/><br />
<br />
<a href="http://www.korkufilmi.net/korku-yazarlari/gokhan-toka/">Gökhan Toka</a> </p>
<p>Human Centipide (birebir Türkçe çevirisiyle, İnsan Kırkayağı), genelde belli kalıpların kullanıldığı korku sinemasında en iyi tanımlamayla ayrıksı duran bir film. Gerilim filmleri izlemeye alıştık&#8230; Bol kanlı, bağırsağın gövdeyi götürdüğü, her şeyin en kanlı detayına değin göründüğü filmler artık endüstri&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.korkufilmi.net%2Fkorku-sinemasinda-yeni-birsey-arayanlara-the-human-centipede-insan-kirkayagi&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;font=verdana&amp;colorscheme=evil" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
<p><img src="http://www.korkufilmi.net/Images/gokhan_toka_small.jpg"/><br />
<br />
<a href="http://www.korkufilmi.net/korku-yazarlari/gokhan-toka/">Gökhan Toka</a> </p>
<p>Human Centipide (birebir Türkçe çevirisiyle, İnsan Kırkayağı), genelde belli kalıpların kullanıldığı korku sinemasında en iyi tanımlamayla ayrıksı duran bir film. Gerilim filmleri izlemeye alıştık&#8230; Bol kanlı, bağırsağın gövdeyi götürdüğü, her şeyin en kanlı detayına değin göründüğü filmler artık endüstri standardı oldu&#8230; Birçoğumuzun da korku filmi tanımından anladığımız malesef bu oldu&#8230; Korku sinemasını son yıllarda saran &#8220;tekrar çekim&#8221; furyasına da alıştık. Buna karşılık, &#8220;Human Centipede&#8221; kesinlikle alışık olmadığımız türden, orjinal sayılabilecek bir yapım.</p>
<p>Konuya kısaca değinmek gerekirse, iki genç Amerikalı kız Avrupa turundayken araçları Almanya&#8217;nın ıssız ormanlık bir bölgesinde bozulur. Bir eve sığınırlar ancak evin eski bir doktor olan sahibi kızları (ve bir de alakasız Japon genci) alıkoyarak üzerlerinde cerrahi deney yapar. Adamın amacı bu üçünü birbirine özel bir şekilde birleştirerek bir insan kırkayağı yaratmaktır!</p>
<p><img src="http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2010/09/human_centipede1-300x160.jpg" alt="human_centipede" title="human_centipede" width="300" height="160" class="aligncenter size-medium wp-image-991" /></p>
<p>Filmin konu olarak bütünüyle orijinal olduğu görüşünde değilim. Deneyselliği ve vücut deformasyonuna yaklaşımı bana ekstrem Japon body horror örneklerini hatırlatıyor. Ancak konuyu işleyiş biçiminde filmin gerçek orijinal özü bulunuyor. Bu da Avrupalı, soğuk ve zeki bir bakış açısının izlerini taşıyor.</p>
<p>Öncelikle her ne kadar sonunda yoğun bir mide bulantısı hissetseniz de, film aslında midenizi grafik öğelerle bulandırmıyor. Filmde günümüz korku sinemasında alıştığımız biçimde kanlı ve iğrenç detaylar görmüyorsunuz. Midenizin bulanacak olmasının nedeni &#8220;<strong>bu aykırı fikrin işlenişindeki ruhsuzluk</strong>&#8220;. Ve insani duyguların(ızın) bu ruhsuzluk karşısındaki çaresizliği ve acizliği.</p>
<p>Psikopat doktor rolündeki Dieter Laser muhteşem bir iş çıkarıyor. Bence bu performans Dieter Laser&#8217;in canlandırdığı Dr. Heiter karakterini korku sinemasının en büyük piskopatları arasına sokacak kadar da etkileyici. Dr. Heiter&#8217;ın duygusuzluğu ve bu psikopatlığı insan bilinci üzerine uygularkenki amaçsızlığı gerçekten izleyici üzerinde afallatıcı, sersemletici bir etki uyandırıyor. Çünkü bu basitçe &#8220;kötülük&#8221; olarak tanımlayabileceğimiz, bir kalıba koyabileceğimiz birşey değil. Bu duygusuzluk ifadesi kötülük-iyilik vs kavramlarını yersizleştiriyor.</p>
<p><img src="http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2010/09/The-Human-Centipede-0-300x168.jpg" alt="The-Human-Centipede-0" title="The-Human-Centipede-0" width="300" height="168" class="aligncenter size-medium wp-image-992" /></p>
<p>Yönetmen ve aynı zamanda senarist olan Tom Six ilkin bu hissi, duygusuzluğu ve acımasızlığı, izleyicinin edilgen insani bilinci üzerinde baskı unsuru olarak çok başarılı inşa ediyor. Yönetmenin ikinci başarısı da izleyiciyi kanlı veya iğrenç detaylar göstermeye başvurmaksızın sarsmayı, yoğun bir bulantı hissi etrafında kontrolü altına almaktaki başarısı. Senaryoyu geliştirirken icat ettiği bazı küçük detaylar da filmin akışkanlığını sağlıyor. Örneğin İnsan Kırkayağının başını oluşturan kişinin sadece Japonca konuşabilen erkek olması gibi. Kızların ağızları önlerindekilerin poposuna dikilmiş durumda! Açık olan ağız anlayabildiğimiz (veya daha az dramatik) bir dilde konuşsaydı dikkatimiz başka detaylara kayar, bu ağız kızlardan birinin olsaydı da muhtemelen bütün film boyunca amaçsız çığlıklar dinlemek durumunda kalırdık. </p>
<p>Screamfest&#8217;den en iyi korku filmi ödülü alan Human Centipede&#8217;in ikinci filmi Full Sequence da yönetmen Tom Six tarafından çekiliyor. Orjinal ve sarsıcı bir film arayan tüm korkuseverlere bu filmi izlemelerini tavsiye ederim.</p>
<p><object width="450" height="270"><param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/xct5j7_the-human-centipede-first-sequence_shortfilms?additionalInfos=0"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowScriptAccess" value="always"></param><embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/xct5j7_the-human-centipede-first-sequence_shortfilms?additionalInfos=0" width="450" height="270" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"></embed></object><br /><b><a href="http://www.dailymotion.com/video/xct5j7_the-human-centipede-first-sequence_shortfilms">The Human Centipede (First Sequence) &#8211; Trailer</a></b><br /><i>Y&uuml;kleyen <a href="http://www.dailymotion.com/dreadcentral">dreadcentral</a>. &#8211; <a href="http://www.dailymotion.com/tr/channel/shortfilms">Filmler ve diziler Dailymotion&#039;da</a></i></p>
<p><strong>Korku Filmleri Notu: </strong><br />
<br />Film:<img src='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2007/08/8.gif' alt='8 Puan' /><br />
<br />
Korkutuculuk: <img src='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2007/08/8.gif' alt='4 Puan' /><br />
<br />
Gerilim: <img src='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2007/08/4.gif' alt='2 Puan' /><br />
<br />
Kan &#038; Revan: <img src='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2007/08/6.gif' alt='3 Puan' /></p>
<h3>Related Post</h3><ul class="related_post"></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.korkufilmi.net/korku-sinemasinda-yeni-birsey-arayanlara-the-human-centipede-insan-kirkayagi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Piranha 3D – Gökhan Toka</title>
		<link>http://www.korkufilmi.net/piranha-3d-gokhan-toka</link>
		<comments>http://www.korkufilmi.net/piranha-3d-gokhan-toka#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Sep 2010 19:14:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gokhan Toka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ana Sayfada]]></category>
		<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Gökhan Toka]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.korkufilmi.net/?p=978</guid>
		<description><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"></div>
<p><img src="http://www.korkufilmi.net/Images/gokhan_toka_small.jpg"/><br />
<br />
<a href="http://www.korkufilmi.net/korku-yazarlari/gokhan-toka/">Gökhan Toka</a><br /> <br />
Filmin kısa çözümlemesini şu şekilde yapabiliriz: İlk yarıda gösterilen popo ve memeler ikinci yarıda piranhalar tarafından yenmektedir.</p>
<p>Tabi davulun sesi twitlenince hoş gelir. Zira bu kadar kısa özetlediğimizde &#8220;aaa oneya?!&#8221; tepkisi yaratabilecek ve merak uyandırabilecek bu dönüşken süreç, filmin süresi&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.korkufilmi.net%2Fpiranha-3d-gokhan-toka&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;font=verdana&amp;colorscheme=evil" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
<p><img src="http://www.korkufilmi.net/Images/gokhan_toka_small.jpg"/><br />
<br />
<a href="http://www.korkufilmi.net/korku-yazarlari/gokhan-toka/">Gökhan Toka</a><br /> <br />
Filmin kısa çözümlemesini şu şekilde yapabiliriz: İlk yarıda gösterilen popo ve memeler ikinci yarıda piranhalar tarafından yenmektedir.</p>
<p>Tabi davulun sesi twitlenince hoş gelir. Zira bu kadar kısa özetlediğimizde &#8220;aaa oneya?!&#8221; tepkisi yaratabilecek ve merak uyandırabilecek bu dönüşken süreç, filmin süresi olan 1.5 saate yayıldığında insanı meme, popo ve piranhalardan soğutur&#8230;</p>
<p>Kısaca özetliyorum, dikkat ediniz: &#8220;Nereye gidiyor bu gençlik?!&#8221; sorusuyla yolcu ettiğimiz, etik değerlerden ve büyüğe saygıdan nasibini alamamış ABD gençliği aslında bahar tatillerini geçirmek üzere Viktorya gölü başlıklı bir göle tatile gidiyorlarmış meğer. Tatil anlayışları göl kenarında dinlenen tekno müzik eşliğinde kitlesel olarak 3G: göt-göğüs-göbek sallamak olan gençler, bir deprem sonucu göl tabanında açılan yarıktan fırlayan tarih öncesi piranhalar tarafından hunharca ısırılırlar. Elisabeth Shue ise piranhalar ve gençler arasında arabuluculuk yapmaya çalışan kasaba şerifini canlandırmakta. Gençleri ise tahminimce striptiz kulüplerinden veya porno film casting şirketlerinden toplanmış slikonlu ve bikinili kızlar canlandırıyor (bir tane sıska-şişman-kelfıdıl-kilolu-çirkin genç olmaz mı kardeşim bu ABD denen yerde?)</p>
<p>Afişinde &#8220;1975&#8242;de Jaws vardı, yıl 2010 şimdi Piranha 3D var&#8221; gibi şeyler geveleyen film, böylece sorumlu ve özeleştirel bir biçimde 1975&#8242;den bu yana sinemanın nasıl bozulduğuna ve yavanlaştığına işaret ediyor. </p>
<p>Şimdiye kadar korku filmlerinde ne amaca hizmet ettiğini algılayamadığım 3D tekniğinin bu filmde ne amaca hizmet ettiğini biraz anlar gibi oluyorum. İlkin, memeler ve popoların çok daha canlı göründüğünü belirtmeliyim. İkinci olarak, sualtı çekimlerinde bazı anlarda az da olsa gerilim yaratmayı başarabiliyor. Su yüzeyindeki çekimlerde ise ilginç bir şekilde perspektif yanlışlığı oluşuyor ve mesafeler yanlış anlaşılıyor. Ama 3D&#8217;nin zirve yaptığı sahne devasa bir kopuk penisin sinema salonunun ortasında havada salındığı ve kendini bilmez bir piranha tarafından yutulduğu sahne.</p>
<p>Klişe işçiliğinin irili ufaklı binlerce klişe ile ustaca bezediği filmde, küçücük kasabada yaşayan tarihöncesi dönem piranhalar uzmanı uyaran adam, şendul elisabeth&#8217;i şenlendirecek yakışıklı ve işgüzar araştırma ekibi başı, onlar aslında yavruymuş geyiği, tam tatil zamanı gölü boşaltamayız düsturu ve dans etmekten başka yaşam fonksiyonu bulunmayan gençler gibi klişeler ile doyasıya karşılaşabilirsiniz. Alexandre Aja&#8217;nın High Tension, Mirrors, Hills Have Eyes gibi ciddi ve iddalı filmlerinin ardından yaptığı bolca komedi ve klişe unsuru bulunduran bu film, Fransız korku yönetmeninin bana göre en kötü işi oldu. Bol kanlı ve göğüslü içeriği ve 3D özelliği nedeniyle televizyonda gösterildiğinde izlememeniz gereken (nasıl olsa kesilir) bu filmi sinemada da bir olasılık yapacak iş konusunda konu sıkıntısı çekiyorsanız izleyebilirsiniz.</p>
<h3>Related Post</h3><ul class="related_post"></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.korkufilmi.net/piranha-3d-gokhan-toka/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Right to Die &#8211; Melisa Aydın</title>
		<link>http://www.korkufilmi.net/right-to-die-melisa-aydin</link>
		<comments>http://www.korkufilmi.net/right-to-die-melisa-aydin#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Dec 2009 19:55:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gokhan Toka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Melisa Aydın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.korkufilmi.net/?p=818</guid>
		<description><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"></div>
<p><img src="http://www.korkufilmi.net/Images/melisa_aydin_small.jpg"/><br />
<br />
<a href="http://www.korkufilmi.net/korku-yazarlari/melisa-aydin/">Melisa Aydın</a><br />
Bir çoğunuz gibi ben de anlamıyorum, nedir şu  Masters of Horror’un erkeklere tavrı , yine bazı bölümlerinde olduğu gibi bir şekilde bir erkeğin hayatı cehenneme  dönüyor: =)</p>
<p>Wrong Turn ile hafızamıza kazınan yönetmen Rob Schmidt’den çarpık bir hayalet öyküsü. Çarpık,&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.korkufilmi.net%2Fright-to-die-melisa-aydin&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;font=verdana&amp;colorscheme=evil" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
<p><img src="http://www.korkufilmi.net/Images/melisa_aydin_small.jpg"/><br />
<br />
<a href="http://www.korkufilmi.net/korku-yazarlari/melisa-aydin/">Melisa Aydın</a><br />
Bir çoğunuz gibi ben de anlamıyorum, nedir şu  Masters of Horror’un erkeklere tavrı , yine bazı bölümlerinde olduğu gibi bir şekilde bir erkeğin hayatı cehenneme  dönüyor: =)</p>
<p>Wrong Turn ile hafızamıza kazınan yönetmen Rob Schmidt’den çarpık bir hayalet öyküsü. Çarpık, çünkü bu hayalet bir ölünün hayaleti değil. Kulağa ilginç geliyor değil mi? 2 sezonluk Masters of Horror serisinde kıyıda köşede   kalmış, göz ardı edilmiş bir bölüm Right to Die. Oysa ne ararsanız var bu bölümde: entrika, ihanet, vicdani sorgulama, tıp,  splatter, Japon korku sinemasını andıran atmosfer, Fransa’dan çıkma gibi duran gore öğeleri,  her an ummadık bir şey olacağını fısıldayan sahneler. Bir de kaynana var ki evlere şenlik: ) Anlayacağınız tüm bu parçalar gayet uyumlu bir bütüne kavuşup , korku şölenine dönüşüyor. Biliyorsunuz serinin bazıları temasal olarak referansını sadece son sahneye yüklerken, bazıları da beklenenin üzerinde başarılı olmuş ve diğer bölümleri gölgede bırakmıştı. Bu bölüm kısa film olmanın avantajlarını da çok yerinde kullanmış, kısa süren bir sinema tadında bir korku  filmi olmayı başarmış. Senaryo oldukça zekice yazılmış, tabi yönetmen de özellikle gerilim yüklü sahnelerde kamerayı konuşturmuş. İzleyene asıl verilmek istenen gördüklerimizin gerçek olup olmadığını sorgulamaktan çok bu hayalet öyküsünü kurgusal oyunlarla ( tıbbi açıklamalarla destekleyerek )  mantık dışına atmaktan uzaklaştırmak. Biraz karışık geldi galiba, spoiler vermemeye çalışarak basitleştireyim:</p>
<p>Film bir Abbey ve Cliff adlarındaki çiftin aracı ile karanlık bir yolda ilerlemesi ile başlar ( evet biraz klişe bir başlangıç, kesin yolda bir şey olacak ). Olur. Bir kaza olur. Gelişen olaylar çiftimizi flashbackler ile daha yakından tanımamızı sağlayacak, ordan oraya koşturan şaşkın koca,  prosüdürler, ,  verilen kararlar ve bedelleri ile birlikte yaşadığı sıra dışı olaylar ve canlı kabuslar arasında kendince bir çıkış yolu bulmaya çalışacaktır. Dikkatlice izlerseniz, bulacağı yol filmin en başlarında fısıldanır size.Cliff bir yandan güven verirken bir yandan karanlık yanlarını gizliyormuş gibi hissedilen, korku mu yoksa vicdani dürtülerle mi karar verdiği belli olmayan  bir karakter profili çiziyor. Abbey konusuna burada girmiyorum zira filmin tüm büyüsü uçar gider ( yarısı şu an gitti ) </p>
<p>Film ilerledikçe görecekleriniz bazı filmlerden ,( daha çok bir filmden ) bazı sahneleri çağrıştıracaktır, buna hazır olun. </p>
<p>Özellikle gore sahnesi ve efektlere çok dikkatli bakın. Gözleri beyazperdede kan ve goreyi yadırgamayan izleyicinin bile bir an için olsa ( özellikle bir sahnede ) tedirgin olacağına eminim. İşte bu tedirginliğin asıl sebebi sahnenin kurgusallığına ,çok yüzeysel yaklaşımla da olsa tıbbi açıklama ile destek vermesinden dolayı mantık dışına atamamanız. Bana tek mantıksız gelen ise kahramanımızın diş doktoru olmasının tabiri caizse ne alaka olduğu. Belki onu  bir şekilde az çok esas konuya yaklaştırma konusunda bilgi sahibi olmasını garantiye almaktır,bilemiyorum.</p>
<p>Senaryonun merkezine aldığı  asıl kavram “ötenazi”. Filmin adından da anlaşılacağı gibi yaşama hakkı yani. Tabi ki normal şartlarda bu tür konunun odağında olduğu bir filmde korku öğelerini çıkardığımızda elimizde kalan bir drama yapım olacaktır.  Ancak çıkaramassınız, yönetmen ve senarist huzursuz etmek ve korkutmak için tüm kozlarını kullanmış ve bunu hemen her sahneye yaymış . Abbey’in masum görüntüsü ile tezat oluşturan korkutucu fiziksel yönleri, Cliff’in karanlık olup olmadığına emin olmadığınız  kişilik profili, medyanın ve basının sinir bozucu çarkı, prosedürler , vicdan ve gerçekler arasındaki dengeler, en başta söylediğim  kaynana modeli, ansızın beliren bir, bir.. ( söylemiyorum spoiler olur ), efektlerine ve makyaj başarısına inanamayacağınız gore sahneleri  gibi hafızanızdan çıkmayacak süprizlerle dolu bu bölümü, izlemedi iseniz mutlaka izleyin.Çağrışım aldığınız filmi de bir an için unutun tabi. </p>
<h3>Related Post</h3><ul class="related_post"></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.korkufilmi.net/right-to-die-melisa-aydin/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rob Zombie&#8217;nin Michael Myers Aşkı</title>
		<link>http://www.korkufilmi.net/rob-zombienin-michael-myers-aski</link>
		<comments>http://www.korkufilmi.net/rob-zombienin-michael-myers-aski#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Dec 2009 19:20:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gokhan Toka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Gökhan Toka]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.korkufilmi.net/?p=806</guid>
		<description><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"></div>
<p><img src="http://www.korkufilmi.net/Images/gokhan_toka_small.jpg"/><br />
<br />
<a href="http://www.korkufilmi.net/korku-yazarlari/gokhan-toka/">Gökhan Toka</a><br /> <br />
Birkaç yıl önce Peter Jackson King Kong filmini yeniden çekerek herkesi şaşırtmıştı. Yüzüklerin Efendisinin efsanevi başarısından sonra, serinin yönetmeninin, istediği her şeyi çekebileceği halde, neden King Kong gibi demode sayılabilecek bir öyküyü çektiğine Jackson&#8217;ı bilmeyenler anlam verememişlerdi. Oysa olay&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.korkufilmi.net%2Frob-zombienin-michael-myers-aski&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;font=verdana&amp;colorscheme=evil" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
<p><img src="http://www.korkufilmi.net/Images/gokhan_toka_small.jpg"/><br />
<br />
<a href="http://www.korkufilmi.net/korku-yazarlari/gokhan-toka/">Gökhan Toka</a><br /> <br />
Birkaç yıl önce Peter Jackson King Kong filmini yeniden çekerek herkesi şaşırtmıştı. Yüzüklerin Efendisinin efsanevi başarısından sonra, serinin yönetmeninin, istediği her şeyi çekebileceği halde, neden King Kong gibi demode sayılabilecek bir öyküyü çektiğine Jackson&#8217;ı bilmeyenler anlam verememişlerdi. Oysa olay çok açıktı. King Kong, Jackson&#8217;ın yönetmenliğe başlamasına neden olan &#8220;en has&#8221; filmi ve öyküsüydü. Bir küçüklük zaafı.</p>
<p>Rob Zombie&#8217;nin Halloween&#8217;ı ise bize şunu gösteriyor: Rob Zombie&#8217;nin zayıf tarafı, zaafı, John Carpenter&#8217;ın 1978 tarihli korku klasiği Halloween&#8217;dan başkası değil. Ve işin ilginci, Zombie&#8217;nin zaaf duyduğu obje filmin kendisi de değil: Zombie&#8217;nin zaafı film değil, Halloween&#8217;ın kötü karakteri, Michael Myers&#8230; Bu zaaf nedeniyle, Rob Zombie çizgisi dışında bir film Halloween&#8230;</p>
<p>Filme gidenler, bir korku-gerilim filmi olarak lanse edilen bir filmin, bir gerilim klasiği olan Halloween&#8217;ın bu yeniden çekiminin, nasıl olup da korkunun &#8220;K&#8221; si ve gerilimin &#8220;G&#8221; sini taşımadığını şaşkınlıkla izleyecekler. Filmi korku ve gerilim türlerinin sıkı izleyicilerine kesinlikle tavsiye edemem. Buna karşılık eğer bir Michael Myers adamı iseniz, bu filmi kaçırmamalısınız.</p>
<p>Rob Zombie&#8217;nin yaptığı şey, Michael Myers karakterinin içine girmek ve onun insani yönünü irdelemek olmuş. Myers, 8 filmlik bir seride (tamamen farklı bir konseptte olan serinin 3. filmi season of the witch&#8217;i saymazsak 7) ilk defa bir insan olarak incelenmiş. Onu eli kanlı bir katil olmaya iten sebepleri ile&#8230; Carpenter&#8217;ın orjinal filminde Myers&#8217;ın çocukluğu iki dakikalık bir açılış bölümünde, ablasını öldürdüğü bir sekanstan ibarettir. Buna karşılık Zombie&#8217;nin yeniden çekiminde anlatının yaklaşık 30 dakikalık ilk bölümü Myers&#8217;ın çocukluğunu aktarıyor ve üstelik ilk filmden farklı olarak epey kalabalık bir güruhu da öldürüyor.  </p>
<p>Bu çabanın sonuç kısmında iki farklı okuması olabilir:<br />
1. Zombie, artık kabak tadı verebilecek bir yeniden yapımı, Myers&#8217;ı insanileştirerek gerçekçi bir zemine çekmek, böylece de korkutuculuğu gerçekçi bir zeminde yeniden inşa etmek istemiştir.<br />
2. Zombie Myers&#8217;ı insanileştirerek ve onu katil olmaya iten (kimbilir belki haklı sayılabilecek travmatik sebeplerini) sebepleri irdeleyerek seyirci ve Myers arasındaki yabancılaşmayı ortadan kaldırmıştır.</p>
<p>Bana göre doğru olan, benim algıladığım ikincisi. Myers artık gariban, senin gibi benim gibi bir insan. Myers&#8217;ı Myers yapan insanüstü ve engellenemez doğasından geriye birşey bırakılmamıştır.</p>
<p>Bu durumda, aslında bu yabancılaşma hissi dolayısı ile daha çok üst düzey bir gerilim filmi olan 1978 tarihli ilk Halloween&#8217;ın bu yeniden yapımı, NE gerilim içermektedir NE de korku. Öyküyü tüm hatları ile baştan sona biliyor oluşumuz zaten başlı başına gerilimi indirgeyen bir faktörken, bir de işin içine bu insani ve insanın neredeyse yanaklarını sıkmak isteyeceği Myers faktörü girince film tamamen gerilim hissinden arınıyor. O vur vur ölmeyen, &#8220;allah mısın be!&#8221; diye düşündüren allahın cezası, yedibela Myers gitmiş yerine kötü yola düşmüş, harcanmış bir genç gelmiş.</p>
<p>Başta dediğimi sonda bir kez daha tekrar edeyim: Korku-gerilim sevenler için değil, ama Myers sevenler için, ha bir de DRAM sevenler için, mutlaka görülmesi gereken bir film.</p>
<p>Anlatım açısından buna benzer, katilini insanileştiren ve katilinin tarafını tutturan bir film daha var: &#8220;<a href="http://www.korkufilmi.net/?p=342">Silent Night, Deadly Night</a>&#8220;. Şunu seven bunu sever forumuna da yazayım&#8230;</p>
<h3>Related Post</h3><ul class="related_post"></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.korkufilmi.net/rob-zombienin-michael-myers-aski/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zombie 2 – Zombie Flesheaters: Fulci&#8217;nin Fendi Romero&#8217;yu Yendi</title>
		<link>http://www.korkufilmi.net/zombie-2-%e2%80%93-zombie-flesheaters-fulcinin-fendi-romeroyu-yendi</link>
		<comments>http://www.korkufilmi.net/zombie-2-%e2%80%93-zombie-flesheaters-fulcinin-fendi-romeroyu-yendi#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Sep 2011 10:47:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gokhan Toka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Film Eleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Sizden Gelenler]]></category>
		<category><![CDATA[zombi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.korkufilmi.net/?p=1318</guid>
		<description><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"></div>
<p>İstismar sinemasının &#246;nde gelen temsilcilerinden yine aynı d&#246;nemin<span>&#160; </span>benzer t&#252;rdeki<span>&#160; </span>&#252;stadı <span>&#160;</span>marıo bava,nın &#246;ğrencisi olan lucıo fulcı,&#252;nl&#252; zombi filmleriyle anılan George A. Romero,nun izinden giderek onun k&#252;lt filmi olan dawn of the dead,in sansasyonel başarısı &#252;zerine zombie 2 adında bir&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.korkufilmi.net%2Fzombie-2-%25e2%2580%2593-zombie-flesheaters-fulcinin-fendi-romeroyu-yendi&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;font=verdana&amp;colorscheme=evil" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
<p>İstismar sinemasının &ouml;nde gelen temsilcilerinden yine aynı d&ouml;nemin<span>&nbsp; </span>benzer t&uuml;rdeki<span>&nbsp; </span>&uuml;stadı <span>&nbsp;</span>marıo bava,nın &ouml;ğrencisi olan lucıo fulcı,&uuml;nl&uuml; zombi filmleriyle anılan George A. Romero,nun izinden giderek onun k&uuml;lt filmi olan dawn of the dead,in sansasyonel başarısı &uuml;zerine zombie 2 adında bir film &ccedil;eker.Fulci beyazperdede<span>&nbsp; </span>gore filmleri<span>&nbsp; </span>ustası olarak yeni yeni &uuml;n salarken zombie flesheaters onun i&ccedil;in bulunmaz bir fırsat olarak g&ouml;r&uuml;r ve <span>&nbsp;</span>bunu <span>&nbsp;</span>iyi kullanır.korku sinemasının modern klasikleri i&ccedil;inde olan 1968 night of the living dead,in devamı niteliğinde 1978<span>&nbsp; </span>yılında dawn of the dead,i &ccedil;eken romero bu filmin başarısı &uuml;zerine hemen devamını &ccedil;ekmek istedi.Fakat birtakım teknik aksaklıklar yaşar ve bunu fırsat bilen fulci ondan &ouml;nce davranarak D.o.t.d,nın devamıymış <span>&nbsp;</span>gibi g&ouml;stererek zombie 2 adıyla orijinal ismi(zombie flesheaters) &ccedil;eker.bundan dolayı fulcının romeroyla arası bir s&uuml;re a&ccedil;ılır ve konuşmazlar.Bunun &uuml;zerine <span>&nbsp;</span>dawn of the dead,ın yapımcıları arasında bulunan ve romeronun yakın arkadaşı olan <span>&nbsp;</span>&uuml;nl&uuml; İtalyan y&ouml;netmen Darıo argento,nun araya girmesiyle aradaki buzlar &ccedil;&ouml;z&uuml;l&uuml;r ve tekrar barışırlar.</p>
<p>&Uuml;lkemizde,de &ouml;l&uuml;m b&ouml;lgesine d&ouml;n&uuml;ş adıyla g&ouml;sterime giren film olduk&ccedil;a seyirci toplamıştır.filmin ana teması ise canlanan &ouml;l&uuml;ler &uuml;zerine kurulu.Zombilerin &ccedil;ıkış noktası, <span>&nbsp;</span>efsaneye g&ouml;re Haiti adalarından gelen ve voodoo ayinleriyle &ouml;l&uuml;leri canlandırarak hayata d&ouml;nd&uuml;rd&uuml;klerini savunan rivayetlerden kaynaklanıyor.ge&ccedil;mişine baktığımızda ise 1930 yıllara dayanan zombi(White zombie), t&uuml;r&uuml; asıl şaşaalı girişini George a. Romero 1968 yılında &uuml;nl&uuml; korku klasiği yaşayan &ouml;l&uuml;lerin gecesiyle yapmıştır.bu filmin başarısı &uuml;zerine romero zombie adlı filmde(1978)aynı konuyu bir kez daha ele alır.fakat film i&ccedil;erdiği aşırı gore sahneleri sebebiyle &uuml;lkemizde yasaklanır.fakat her ne hikmet ise &uuml;lkemizde &ouml;l&uuml;m b&ouml;lgesine d&ouml;n&uuml;ş adlı film bu filmin devamıymış gibi g&ouml;sterilir ve i&ccedil;erdiği şiddet ve istismar bu konuda sans&uuml;re uğramaz .fulci ise zombie flesheatersin başarısı &uuml;zerine 6 adet zombi film &ccedil;eker.</p>
<p>&Ouml;l&uuml;m b&ouml;lgesine d&ouml;n&uuml;ş, Amerika a&ccedil;ıklarında yerli halkı İspanyol k&ouml;kenli bir adada<span>&nbsp; </span>&ccedil;ılgın deneyler yapan bilim adamı bir doktor (Richard Johnson)ondan nefret eden karısı (olga carlatos),sebebi bilinmeyen bir hastalıktan &ouml;len da halkı ve babasının akıbetini &ouml;ğrenmek i&ccedil;in adaya giden gen&ccedil; bir kadın(Mia farrowun kız kardeşi <span>&nbsp;</span>olan Tisa farrow)bir gazeteciyle birlikte (ıan mc cullogh)tamda &ouml;l&uuml;lerin ayağa kalktığı g&uuml;n adaya ayak basan 4 Amerikalı,nın dehşet dolu maceralarını anlatır.Filmde Fulciyi &ccedil;ok ufak bir rolde g&ouml;rme imkanı buluruz.Tıpkı dawn of the dead,de Romeronun filmin başında k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir rolde g&ouml;z&uuml;kmesi gibi fulci,de nispet edercesine ufakda olsa filmde g&ouml;r&uuml;n&uuml;yordu.</p>
<p>Film g&ouml;sterime girdiğinde b&uuml;y&uuml;k başarı kazanır.Zombi fig&uuml;rlerinin g&ouml;rsel etkileyiciğinde filmin &ouml;zel efekt uzmanı Gıanetto de rossinin inanılmaz katkısı vardır.romeronun &ouml;l&uuml;lerinde fazlaca bir tahriş bulunmazken fulcinin &ouml;l&uuml;lerinde ise tam bir &ccedil;&uuml;r&uuml;m&uuml;şl&uuml;k ,par&ccedil;alanmış v&uuml;cutlar &ouml;n plandaydı.Dawn of the dead,in makyaj ustası Tom savını filmde &ouml;zellikle katliam sahnelerindeki h&uuml;nerini g&ouml;steriyorken lucının <span>&nbsp;</span>zombilerindeki<span>&nbsp; </span>&ouml;l&uuml;ler ise rossinin<span>&nbsp; </span>efektleriyle &ouml;zellikle savsak ve ağır hareket ediyorlardı.</p>
<p>Zombie 2 de &ouml;l&uuml;lerin dirilişi hakkında herhangi bir a&ccedil;ıklama getirmezken sadece vudu ayinleriyle ilişkilendiriliyordu.Fulcının zombileri<span>&nbsp; </span>ağır aksak hareketlerine fabıo frizinin etkileyici m&uuml;zikleri eşlik ederler.sabit ritmin vermiş olduğu marş &ccedil;oşkusundan &ouml;t&uuml;r&uuml; zombie marşı olarak bilinen frizinin tınıları zombi meraklılarınca en fazla rağbet edilen film <span>&nbsp;</span>m&uuml;ziği olarak bilinir.</p>
<p>Filmin belkide en ilgin&ccedil; ve en şaşırtıcı sahnesi denizaltındaki k&ouml;pekbalığı saldırısıdır.amerikalı grubun adaya yaklaştıklarında grubun &uuml;yelerinden gen&ccedil; bir kadın serinlemek i&ccedil;in denize girer.su altında gezinti sırasında arkasında birden bir zombi belirir ve saldırıya uğrar .kadını elinden ka&ccedil;ıran zombi k&ouml;pekbalığına saldırır ve ısırıp par&ccedil;alamaya başlar.bir kolunu kaybeden zombi<span>&nbsp; </span>k&ouml;pekbalığını durdurmaya &ccedil;alışır.bu sahneyi izlerken aklıma jaws filmi takılmadı değil.denizin dişleri-jaws,la bu kadar ti,ye alan temasını bu kadar ters-y&uuml;z eden bir sekans daha hatırlamıyorum.</p>
<p>Zombie 2 her ne kadar Romero,nun filminin devamı gibi g&ouml;r&uuml;nsede D.o.t.d,un mizahi unsurlarını<span>&nbsp; </span>&ouml;n plana &ccedil;ıkaran etkilerinden olduk&ccedil;a uzak bir &ccedil;izgide kendini belli ediyor.&ccedil;&uuml;nk&uuml; Fulcinin zombileri her t&uuml;rl&uuml; istismara a&ccedil;ık,fiziki her duruma y&ouml;nelik bir iğren&ccedil;lik duygusunu t&uuml;m a&ccedil;ıklığıyla g&ouml;zler &ouml;ne seriyor.Zombie flesheaters bu a&ccedil;ıdan ele alındığında <span>&nbsp;</span>t&uuml;r&uuml;n meraklıları tarafından aradan yıllar ge&ccedil;se bile etkinliğini her daim koruyabilen ender zombi filmlerinden biri olarak korku sinemasında yerini almıştır.</p>
<p>Arif Şahin</p>
<h3>Related Post</h3><ul class="related_post"><li><a href="http://www.korkufilmi.net/?p=1257" title="düşüncem">düşüncem</a></li><li><a href="http://www.korkufilmi.net/?p=1195" title="korku filmi">korku filmi</a></li><li><a href="http://www.korkufilmi.net/?p=1245" title="korku tanımlaması">korku tanımlaması</a></li><li><a href="http://www.korkufilmi.net/?p=1271" title="korku">korku</a></li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.korkufilmi.net/zombie-2-%e2%80%93-zombie-flesheaters-fulcinin-fendi-romeroyu-yendi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

