Kurtadam Paris’te

Yönetmen:Anthony Waller
Senaryo:Tim Burns, Tom Stern, Anthony Waller
Oyuncular:Tom Everett Scott, Julie Delpy, Vince Vieluf, Phil Buckman
Yapım Yılı: 1997
Ülke: ABD, İngiltere, Fransa, Hollanda, Lüksemburg
[ratings]


Konu: John Landis’in 1981 tarihli American Werewolf in London filminin, daha modern bir Paris versiyonu. Bu önemli klasiği 90’lı yıllar gençliğine de sevdirme amaçlı hazırlanmış olan Kurt Adam Paris’te benzer bir kimyaya sahip. Öyle ki, müzikleri, oyuncuları, dinamizmi vs ile tam bir gençlik filmi olarak tasarlanmış olan bu film, London filmi gibi şaşılacak biçimde karakomedi ve gotik bir fon üzerine kurulmuş. Avrupa gezisine çıkmış olan üç Amerikalı arkadaş, Paris duraklarında ilk iş olarak gece vakti gizlice Eyfel kulesine çıkarlar. Kulede bungee jumping yapmaya hazırlanan gençler bir kızcağızın (Julie Delphy) intihar etmek üzere olduğunu görürler. Gençlerden Andy (Tom Everett Scott) kızı peşi sıra atlayarak havada iken kurtarır, ancak kendisi bu sırada yaralanır. Hastanede kendine gelen Andy bu kıza aşık olmuştur. Kızın kimliğini öğrenmeye çalışan Andy ve arkadaşları, kızın bıraktığı intihar mektubundan kimliğine ve adresine ulaşırlar. Kız çok gizemli davranmakta ve Andy’i kendisinden uzaklaştırmaya çalışmaktadır. Andy kızın bu davranışlarının sebebini anlayamaz. Ama bu kız aslında, ilk filmdeki David ve Alex’in kızlarıdır ve bizzati bir kurtadamdır. Tamamen bilgisayarda yapılmış kurtadam görüntüleri oldukça kötü. 1981 verisyonu, aradaki 16 yıla rağmen bu anlamda bile çok çok daha iyi ve bu çok ilginç. Biraz dağınık bir film, ama çok da kötü değil. Julie Delphy’nin güzelliği için bile izlenir.

Bush’dan filmin soundtrack’inde de yer alan ve filmden görüntüler içeren klipleri: Mouth


Kurtadam Londra’da

Yönetmen:John Landis
Senaryo:John Landis
Oyuncular:David Naughton, Griffin Dunne, Jenny Agutter
Yapım Yılı: 1981
Ülke: ABD
[ratings]


Konu: İki genç Amerikalı turist (David Naughton ve Griffin Dunne), İtalya’ya gitmeden önce geldikleri İngiltere’yi otostop yaparak turlamaktadırlar. Gezip görecek başka yer yokmuş gibi, ülkenin kuzeyindeki her daim sisli, nemli, karanlık ve çorak arazileri turlayan ikili, geceyi geçirmek için yollarının üzerindeki bir köyde konaklamak isterler. Ancak köy halkı pek dost canlısı değildir ve gençler dışarıda olmanın içeride olmaktan daha iyi olduğunu düşünüp köyden uzaklaşırlar. Köylülerin, “yoldan ayrılmayın” uyarısını da pek ciddiye almayan iki genç, vahşi bir yaratığın saldırısına uğrarlar. Jack (Griffin Dunne) parçalanarak ölür, buna karşılık David (David Naughton) yaralı olarak kurtarılır. Londra’da bir hastaneye yatırılan ve yaklaşık bir ay hastanede kalan David bu sürede iyileşir ve hastanedeki güzel bir hemşire (Jenny Agutter) ile de yakınlaşır. Taburcu olan ve hemşirenin evine yerleşen David, rahmetli arkadaşı Jack’in zombi hayali tarafından sık sık ziyaret edilmektedir. Jack zombisi, David’in aldığı ısırıklar nedeniyle iki gün içinde kurtadama dönüşeceğini idda etmektedir ve David’den bir isteği vardır: Başka insanlar zarar görmeden önce lanet sona ermeli ve David kendini öldürmelidir. Kara komedi ustası John Landis’den, hiç yaşlanmayan bir kara komedi klasiği.


Kurt Kızlar

Yönetmen:John Fawcett
Senaryo:John Fawcett, Karen Walton
Oyuncular:Emily Perkins, Katharine Isabelle, Kris Lemche, Mimi Rogers
Yapım Yılı: 2000
Ülke: Kanada, ABD
[Ratings]


Konu: Bridgette ve ablası Ginger, 15 ve 16 yaşlarında iki genç kızdırlar. Banliyöde, kısıtlı bir çevrede yaşayan ve çevrelerindeki diğer kızlardan bir hayli farklı olan kızkardeşler, yalnızlıklarını ancak birbirleri sayesinde azaltabilmektedirler. Ölümle ve karanlık ne kadar ton varsa hepsiyle ilgili olan kardeşler, komşularının köpeklerini parçalayan gizemli bir yaratık mahalleyi tehdit edince de ilgi alanlarından uzak durmazlar. Gece yarısı ormanda parçalanmış köpekleri görüntülemeye çalıştıkları bir sırada, yaratık Ginger’a da saldırır ve onu kötü şekilde yaralar. Bu badireyi böylece atlatan ve bu olayı kimseye söylemeyeye karar veren kardeşlerden Bridgette, ablasındaki yaraların olağanüstü biçimde hızla iyileştiğini fark ettiğinde çok şaşırır. Bir süre sonra yaralarından kıl tüy çıkmaya başlayan Gİnger’daki değişiklikler bununla da sınırlı kalmayacaktır.


Korku Filmleri Yorumu: Korku sinemasının en büyük besin kaynağı şüphesiz ki canavarlardır. Her ne kadar biz sitemizde Kurt Adamlar konusunu başlı başına altındaki filmlerin sayısal bolluğu sebebiyle bir ana-konu yaptıysak da bu durum, kurt adam konusunun da Canavarlar ana başlığına tabi olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Canavarlar konusu ile ve spesifik olarak kurt adamlar konusu ile alakalı herhalde binlerce film üretilmiştir. Korku okur yazarları ise türün dinamiğini, amaçlarını ve estetiğini genellikle bu ana konu üzerinde yorumlamaya gayet normal bir biçimde meyillidirler. Noel Carrol önemli kitabı, Korku Felesefesi’nde (Philosophy of Horror) “canavar”‘ın ve çoğu zaman korku unsurunun kendisinin, tüm toplumsal ve algısal mevcut sınırlara ve kalıplara meydan okuyan bir olgu olduğunu ve bu düzen tanımazlığı nedeni ile de korkutucu olduğunu söyler. Örnek: Zombi = ölü ya da diri değildir. Örnek: kurtadam = insan ya da hayvan değildir.

Korku unsurları toplumsal düzenlerin, geçerli düşünce sistemlerinin, akılcılığın, pragmatizmin sınırlarını yıkmaya eğilimlidir ve topluma yönelik birer tehdit olarak yazılıp okunabilirler. Hal böyleyken pekçok birbirinden farklı okuma biçimi, dönem dönem çeşitli yazarlar tarafından önerilmiştir. Bunların içinde korkunun ve korku kültürünün felsefi temelli olduğu, politik temelli olduğu, sosyolojik temellere dayandığı ve piskolojik temelli olduğu gibi argümanlar bulunur. Psikoanalitik incelemeler gerçekleştiren bazı uzmanlar ise korku filminin okumalarının psikoanalitik tezler üzerine yapılacağını savunurlar. Ginger Snaps (Kurt Kızlar) filmi, sanırım böyle düşünen, ve korku filmini psikoanalitik kuramlar çerçevesinde ele alanların en çok referans verebilecekleri filmlerden biri.

Basit bir teenage kurtadam öyküsü gibi görünen bu film, aslında 1957 tarihli “I was a teenage Werewolf” filmiyle başlayıp devam eden, “kurtadamlık” konusunun gotik bir tema olmaktan çıkarılıp anlam açısından psikolojik temeller üzerine yeniden inşa edildiği bir trenddeki, bence en başarılı film. Çünkü bu amacına ulaşmakta hem çok dolaysız davranıyor hem de çok başarıyla kuruluyor.

Gotik temelden uzaklaştırılan konu, burada bir çeşit deformasyon korkusuna (body horror) dönüşüyor. Kişinin kendi vücudunu kontrol edememekten duyduğu korku. Büyüme döneminin başlangıcındaki, ergenlik dönemindeki genç kız için bu çok önemli ve gerçek bir korku.

Filmde kızların kurtadam saldırısına uğradıkları ve Ginger’in dönüşümünün başladığı gün aynı zamanda Ginger’in ilk adetini gördüğü gün. Bundan sonra olanlar, o ana kadar çevrelerinden farklı olan ve birbirlerine sığınmış olan bu son derece yakın iki kardeşin, birinin değişimi ile nasıl birbirlerinden uzaklaştıklarının anlatısı oluyor. Ginger’in önünde engelleyemediği bir dönüşüm var. Bu süreçte giderek daha fazla bir biçimde, hormonlarının etkisi ile başka bir varoluşa geçiyor. Bu kadın olma süreci. Çünkü Ginger’ın bir kuyruğunun çıkmasını, kıllanmasını vs bir kenara bıraktığımızda, onda gördüğümüz değişim daha çok dişileşmesi, o zamana kadar iki kardeş birlikte nefret ettikleri ciks kızlara daha fazla benzemesi, ve uzak durdukları erkeklerden ayrı kalamaz hale gelmesi biçiminde oluyor.

Bridgette ise umutsuzca ablasındaki bu değişimi engellemeye çalışıyor. Onun korkusu ise yalnız kalmak. Çünkü o da bir ergen ve ablasındaki değişim onu geride yapayalnız bırakıyor. Filmde bu büyüme süreci ve onun korkularının anlatısının dışında, değişik ufak alegoriler de mevcut. Ergenlik dönemindeki çeşitli arayışlar ve açmazlar küçük çarpıtılmalarla devreye alınıyor. Örneğin uyuşturucu ile ilgili çok ilginç bir sunumda olduğu gibi. Gençlerin, kızkardeşler haricindeki birçoğunun uyuşturucu kullandıklarını görüyoruz. Gençlere uyuşturucu sağlayan bir satıcı olan Sam ise (Kris Lemche) benzer bir biçimde, filmin ilerleyen bölümlerinde Bridgette’a da Ginger’daki değişimi engelleyecek gümüş içerikli bir kimyasal üretirken görünüyor. Bu okuma, uyuşturucunun korku dolu bir büyüme ve dünyayı kendinizin daha aktif olduğu bir yeni düzende yeniden anlamlandırmaya çalışma ve onun içinde yer bulup ayakta kalmaya çalışma sürecinde yaşanabilen korkuların aşılmasında bir araç olarak kullanılabildiği düşüncesini akla getiriyor.

Kanada yapımı korku filmlerinin hepsinin ortak özelliği sayılabilen ölgün bir doğal ışık etrafındaki bıkkın tonlamada geliştirilen görüntü yönetimini çok başarılı buldum. Ortamı ve kardeşlerin psikolojisini başarıyla aktarıyor. Aynı zamanda bu film, çok çok çok güzel bir jenerik müziğine, ve jeneriğe de sahip. Ortalamanın biraz üzerinde bir gerilim ve kan&revan haddine sahip, çok başarılı bir biçimde işlenmiş ve aktarılmış, farklı bir kurtadam filmi. Kendi başına çok bütün bir film. Bundan sonra bu filme devam çekmek, bazılarını beğensek de gerçekten de çok gereksiz bir hareket. Duygusal, çok etkileyici ve çok içten, bütün bir film.

Gökhan Toka

Film:10 Puan

Korkutuculuk: 2 Puan

Gerilim: 6 Puan

Kan & Revan: 6 Puan


Horrors of War

Yönetmen:Peter John Ross, John Whitney
Senaryo:Peter John Ross, John Whitney, Philip R. Garrett, Scott Spears
Oyuncular:Jon Osbeck, Joe Lorenzo
Yapım Yılı: 2006
Ülke: ABD
[ratings]


Korku Filmleri Yorumu: Normal şartlarda on üzerinden iki alması gereken bir hayli ucuz bu film, aslında şu anda tam anlaşılmamakla birlikte yaratıcılarını ileride meşhur edecek bir kült film tohumu. Son zamanlarda benim gördüğüm, Amerika’dan çıkmış en başarılı bağımsız korku projelerinden bir tanesi. Bir kere film her karesinde çok ucuz ve çok kalitesiz, bunu söylemeliyim. Horrors of War, muhtemelen bir arkadaş grubu tarafından, yüzbin dolar gibi bir para toplanarak 16 mm’de çekilmiş. (Hatırlarsanız Starship Troopers II bile 6 milyon dolar bütçe ile çekilmişti – 100.000 – 150.000 dolar amerika için para değil yani anlayın) Anlattığı öykünün uçukluğuna da bakarsanız FİLMİN NASIL UCUZ GÖRÜNDÜÄžÜNÜ daha iyi anlarsınız: II Dünya savaşı, Normandiya çıkarması sonrası Fransa!!! Varan bir = SAVAŞ FİLMİ (kostümler, silahlar, patlamalar vs vs) Hitler müttefik ilerlemesini durdurmak için gizli silahlarını devreye sokuyor: insanlıktan çıkmış, vur vur ölmeyen ZOMBİ NAZİ ASKERLERİ!!! Hobaaaaa, VARAN İKİ: ZOMBİ FİLMİ (Makyaj, efekt vb). Bir de bu yetmezmiş gibi Fransa’nın Nazilere karşı yerel direnişini sembolize eden bir KURTADAM öyküsü!!!! ÖH ÖH ÖH ÖHHHH!! ABD ordusunda görev yapan ve daha önce de bir görevinde söz konusu ZOMBİ askerlerle karşılaşıp adamlarını kaybeden Kahramanımız John Schmidt, doldurduğu rapor komutanları tarafından safsata niteliğinde bulunduğu için (“zombiydi abi walla bak, vurdum vurdum ölmedi, allah cezamı versin walla bak”) yüzbaşılıktan teğmenliğe terfi ettirilmiştir. :) Ne var ki söz konusu safsata rapor olayları iyice ayyuka çıkınca, Schmidt konuyu derinlemesine araştırması için bir bölük askerle birlikte düşman hatlarının arkasına bir keşif görevine gönderilir. Burada zombiler yetmezmiş gibi bir de kurtadamlarla müşerref olucaklardır. Sonra içlerinden biri KURTADAM MİKROBU kapacak ve film ikinci yarısında KURTADAMLAR ve ZOMBİLER arasında kafa kaşıyıcı bir mücadeleye dönüşecektir. PEEEH!!! Gerçekten de eh doğrusu peh doğrusu denir başka da birşey denmez bu filme. Bütçe tabi ki, kürdan kadar olunca, film de fantazmanın dütt dediği yere kadar bi gidip geleyim deyince, iyice rezil ötesi görüntüler ortaya çıkıyor. Savaş sahnelerinde askerler dura dura savaşıyorlar. Ayağını yorganına göre uzatmayan, buna karşılık sanki mübarek milyon dolarlık bir proje yapıyormuş gibi senaryoyu aynen uygulayan yönetmenler, uçaktı, paraşütle atlamaydı gibi sahneleri de göstericez dedikleri için bilgisayarda çizilmiş ucuz görüntüler ile karşılaşıyoruz. Ama helal olsun gençlere, gayet güzel de kotarıyorlar aslında. Yönetmenler özellikle savaş ve korku sahnelerinde çok kötü anlatım ve plan tercihlerinde bulunuyorlar, kesinlikle bu iki türü – aksiyonu ve korkuyu – aktarmada başarılı değiller. Hele kurtadam zombi ile dövüşürken saçma sapan bir slow motion’a sardırıyorlar ki öğğ yani. Buna karşılık anlam veremediğim bir şekilde oyunculuklar kalbur üstü ve hatta bazı yüzlerde oldukça başarılı! Yönetmenler oyuncuları düpedüz çok iyi idare etmişler! Filmin plastik efektleri de (zombi ve kurtadamların genel görünüşleridir kastım) başarılı sayılır. Filmin jeneriğini de çok sevdim, hatta filmi izlerken yaşadığım iniş çıkışlara ilkin o neden oldu. Önce jenerik geçip bitene kadar kaliteli bir film sandım, sonra ucuz-rezil dedim, sonra ne oluyor dedim, sonra bu ne saçmalık, iyi iyi dedim, yok be ne iyisi dedim, en sonunda da “eh be kardeşim ne yaptınız siz” dedim film bitti. Yönetmenleri bundan sonraki projelerinde komedi türüne yönelirlerse daha başarılı olacaklardır. Ben öyle hissettim; özellikle kara komedide. Korku ve aksiyondan uzak dursunlar. Ama çok ilginç ve bence kesinlikle izlemeye değer, bir B, bir C, bir D filmi, bir kalitesizlik ve ucuzluk başyapıtı. Kısaca bir kült tohumu. Kurgusu ve anlatımı kötü olmasa ne olurdu siz düşünün.

Gökhan Toka

Film:5 Puan

Korkutuculuk: 2 Puan

Gerilim: 4 Puan

Kan & Revan: 4 Puan


Dog Soldiers

Yönetmen:Neil Marshall
Senaryo:Neil Marshall
Oyuncular:Kevin McKidd, Sean Pertwee, Emma Cleasby
Yapım Yılı: 2002
Ülke: İngiltere
[ratings]


Korku Filmleri Yorumu: İşte haftanın filmi. ne zamandır bu filmi arıyordum, sonunda buldum. pek yeni bi film sayılmaz, belki sinemaya da gelmiştir. o dönem komada olduğum için bilemiyorum. ingilizler bir kez daha zoru başarmışlar ve harika bir korku filmi çekmişler. üstelik kurtadamlar hakkında! bu inanılmaz çünkü kurt adam fikri üzerine bir film izleyip de bırakın tedirgin olmayı, esnemeden durabileceğimi bile düşünmezdim. ama oluyormuş, üstelik düşük bütçeye ve içine komedi elemanları katılmış olmasına rağmen! bu ingilizlerin çok enteresan bir özelliği. ingilizler gotik geleneğinden gelir ve espri anlayışlarının da bunda katkısı olsa gerek, iki unsur birleştiğinde (ingiliz gotik korku geleneği ve ingiliz espri geleneği) ortaya çok ilginç bir bileşim çıkıyor. hem tam anlamıyla bir korku filmi var ortada, yani komik diyaloglara ve olaylara rağmen hiçbirşeye gülmeden filmi hop oturup hop kalkarak bitirebilirsiniz. ya da bolbol gülersiniz. ama genellikle fark edebilirseniz gülüyorsunuz biçiminde oluyor. o da gerilimin içinde ne kadar yapabilirseniz. kısaca konu: kuzey gallerde bir ormanda tatbikata giden bir grup asker kurtadamlarla müşerref oluyor. bir kız tarafından kurtarılıp geceyi bir evde geçirmek durumunda kalıyorlar. bu kadar. örnek: spoon diye bir er var. çavuş, spoon’a saatini ödünç vermiştir. artık kurtadamlar evin içinde. spoon’u parça pinçik ediyorlar. ondan geriye kalan bir öbek kan ve et parçası. çavuş adamıyla odaya giriyor. bir yandan da imkansızı başarıp enselerindeki yaratıklardan kurtulmaları lazım. adamı soruyor. – where’s spoon? çavuş saatini etlerin içinden alırken cevap veriyor: “there’s no spoon” :) hadi koooş. -whats matrix yani… haftanın bombası. biraz evil dead biraz da carpenter’in the thing filmi gibi. ama kesinlikle beşon yıl içinde, bu ikisi gibi kült olacak bir film. bunu çok net söyleyebilirim. bir tek senaryoda kıza gerek yokmuş, filmi ve öyküyü biraz bozuyor. (the thing de castında hiç kadın olmayan hatırladığım yegane filmlerdendir – dog soldiers bu anlamda şansını tepmiş). bu arada çavuşun körfez savaşında ölen arkadaşı eddie ile ilgili anlattığı öykü muhteşem!

Gökhan Toka

Film:9 Puan

Korkutuculuk: 8 Puan

Gerilim: 8 Puan

Kan & Revan: 8 Puan