The Incident

Yönetmen: Alexandre Courtès
Senaryo: S. Craig Zahler, Jérôme Fansten
Oyuncular: Rupert Evans, Anna Skellern, Dave Legeno
Yapım Yılı: 2011
Ülke: ABD, Fransa, Belçika
[ratings]


Konu: Asylum Blackout, ya da Türkçesiyle Akıl Hastanesinde Elektrik Kesintisi, ya da Incident, ya da Türkçesiyle Olay, ya da Türkçe resmi ismyle Cinnet Gecesi, adı konulurken kararsız kalınmış filmlerimizden bir tanesi. Her ne kadar 3 isim de filmi tanımlamak için doğru görünse de içlerinden en tırt olanı her zaman olduğu gibi “filmlere isim koymaktan sorumlu Türk uzmanların” (FİKSTU) koyduğu “Cinnet Gecesi“. (Herhalde 100 tane Cinnet Gecesi Türkçe adı konmuş korku filmi vardır, filmlere FİKSTU isimleriyle hitap eden kişilerin bir filmden bahsederken aralarında nasıl anlaştıklarını doğrusu çok merak ediyorum. Herhalde bol bol zamir kullanılan uzun sohbetler oluyordur) Evet şimdi bu üç ismi birleştirdiğimiz zaman filmin konusu ortaya çıkıyor: Filmimiz, AKIL HASTANESİNDE BİR GECE ELEKTRİK KESİNTİSİ olunca yaşanan OLAYI anlatmaktadır. Bakın “Cinnet” kelimesi arttı mesela, demek ki o parça fazlaymış.

Filmin kahramanları doğal olarak deliler ve hastane görevlilerinden oluşmakta. Burası Bakırköy gibi bir tatil köyü de değil. Yüksek güvenlikli, adamın iki kaşının arasına tak diye çiviyi çakacak nitelikte delilerin tutulduğu bir akıl hastanesi. Dolayısıyla elektrik kesilince işler biraz kontrolden çıkıyor. Çünkü (bilmeyenler için söylüyorum) elektrik yüksek güvenliğin en önemli özelliklerinden biridir.

Talihsiz kahramanımız George (Rupert Evans), George ve Dadaşları isimli bir rock grubunda gitar çalmaktadır. İdealist müzik türünde fazla para olmadığı için de o ve dadaşları mayış karşılığında söz konusu akıl hastanesinde aşçılık yapmaktadırlar. Talihsiz grup üyeleri çalışmak için yanlış mesleği seçmekle kalmayıp fazla mesai yapmak için de yanlış geceyi seçerler. Deliler yavaşça kontrolden çıkar ve kendilerine ayrılan alanın dışına taşarlarken George ve dadaşları postu kurtarmaya çalışırlar.

Asylum Blackout, son yıllarda birçok örneğini gördüğümüz Old School (“Eski model” diyelim) korku filmlerinden. 80lerin ilk ve 70lerin ikinci yarısındaki gerilim filmlerinin tarzında, mikro bir konu üzerinde makro bir gerilimi gerçekçi ve ham bir biçimle inşa etmeye çalışan bir film. Filmi izlerken, 1977 New York elektrik kesintisini işleyen “Blackout” filmi aklıma ilk gelen referanslardan oldu. Öyküsel olarak hiç ihtiyaç olmadığı halde filmin geçtiği geceye yıl olarak geçmişin, 1989’un seçilmiş olması da bu tarzın bilinçli olarak seçilmiş olabileceğini düşündürdü.

Günümüzün dinamik ve rükuş filmlerine gönül vermiş genç korku sineması seyircisi için bu film çok birşey ifade etmeyecektir. Ama gerilimsiz korku filmi olmaz diyen biz eski tayfa için işte yine güzel bir old school işi. Örneğin bu film, “hani çocukken star tv’de bir film izlemiştim, deliler karanlıkta herkese saldırıyorlardı, biri kendi parmağını yiyordu, sonunda da adam kapıyı bir açıyordu, ordan gözleri ampül gibi parlayan manyaklar buna bakıyorlardı” gibi anlamsız ifadeler kullanarak forumlarda, hangi film sitelerinde vs yıllar sonra yana yakıla aradığınız film. Ama bir Saw, bir Alex değil. Onların adını ezbere bilir ve 10 yıl sonra aramazsınız zaten.

Gökhan Toka

mezarına tüküreceğim

Yönetmen: Steven R. Monroe
Senaryo: Meir Zarchi (1978 senaryosu), Stuart Morse
Oyuncular: Sarah Butler, Jeff Branson and Andrew Howard
Yapım Yılı: 2010
Ülke: ABD
[ratings]


Konu: 1978 yapımı Day of The Woman (I Spit on Your Grave) filminin 2010 yapımı bu tekrar çekimi, ülkemizde gecikmeli vizyona giren yapımlar arasına katılmış görünüyor. Orjinali, “İntikam Filmi” deyince (Wes Craven’in “Last House on The Left”‘i ile birlikte) akla gelen şok sinemasının ilk örneklerinden biri olduğundan, türün die-hard takipçilerine konusundan bahsetmeye ne derece gerek var bilemiyorum. Yine de diğerleri için çok çok kısaca şöyle aktarabiliriz:

Kadın başına ormanın ortasındaki bir kulubeye roman yazma amacıyla gelen genç bir yazar, yerel ve azgın erkeklerin şiddetine ve toplu tecavüzüne maruz kalır. Sonrasında inceden kafayı yiyen kadın yazar, saldırganlarının hepsini teker teker öldürecek ve mezarlarına tükürecektir. (Mecazi anlamda bir tükürme söz konusu. Öyle bir alışveriş bir fiş gibi, bir öldürme bir tükürme beklerseniz filmin sonunda hayal kırıklığına kapılabilirsiniz)

Orjinal filmi izleyeli çok zaman olduğundan, içim içimi yese de “Ah bu filmin orjinali ne güzeldi, Holywood yine bir filmi piç etmiş” diye klasik bir elitist serzenişi yapamıyorum. Konu olabildiğince basit ve çiğ bir intikam öyküsü olduğundan, ve orjinal konunun çok dışına çıkılmadığından, bu modern versiyonun izleyiciye önerdiği (tüm yakın zaman yeniden çekimlerinde olduğu gibi) daha iyi efektler, daha çok kan. Bir de tabi TESTERE farkı. Korku sinemasında modern dönemde üretilen işlerin birçoğunun üstüne, patates baskı misali patır patır para basan TESTERE’nin yeşil dolar kokan gölgesinin vurduğu bir gerçek. Korku sinemasını gelecekte araştırmacılar masaya yatırdıklarında herhalde T.Ö. (Testere Öncesi) ve T.S. (Trabzonspor) diyerek ikiye ayıracaklar.

Bu filmimiz de T.S. bir yapım olduğundan Testere’den bir miktar etkilenme söz konusu. Kadınımız intikam yolunda ilerlerken, hangi lojistik destek ve mekanik bilgi dağarcığının sonucunda elde ettiğini algılayamadığım bazı sofistike düzenekler kurarak intikam almayı tercih ediyor. Baltayı, keseri kapıp Allah ne verdiyse kaş göz girişmek yerine intikam makinaları kuruluyor, asitler, kimyasal maddeler ediniliyor, patlangaçlı bilimsel düzenekler inşa ediliyor. Burdan çıkaracağımız sonuç: Maruz kalınan travmatik bir eylem sonucunda beyinde harekete geçen trigger kayışı intikam duygusunu alevlerken beraberinde en son ortaokulda gördüğümüz fen bilgisi müfredatını yeniden yüzeye çıkarabilir. (Kadın yazar olduğuna göre Edebiyat mezunu olmalı) İyi seyirler.

Gökhan Toka

annelergunu

Yönetmen:Darren Lynn Bousman
Senaryo:Scott Milam
Oyuncular:Rebecca De Mornay, Jaime King, Patrick John Flueger
Yapım Yılı: 2010
Ülke: ABD
[ratings]


Konu: Beth ve Daniel yeni satın aldıkları evlerinde yakın arkadaşlarını davet ettikleri bir parti vermektedirler. Partinin tadı davetsiz misafirlerin gelişi ile kaçar. Başarısız bir silahlı soygun denemesinin ardından sıvışan biri yaralı üç kardeş eve gelirler. Burası onlar için sıradan bir ev değildir. Bu ev eli silahlı bu manyak ailenin eski evleridir. Bir süredir evden uzak olan kardeşlerin, annelerinin bu evden taşındığından haberi olmamıştır. Evdekileri rehin alan psikopat çete annelerini de eve çağırırlar. Annenin gelişi ile birlikte parti daha da psikopat bir hal alır. Ev adreslerinin değiştiğinden haberdar olmayan kardeşler aylardır bu adrese postayla para gönderdiklerini söylemektedirler. Ancak paranın ne olduğu belli değildir. Beth ve Daniel parayı almadıklarını söylerler ancak işkence dolu saatler sonucunda beyanatların değişebilme olasılığı vardır.

“Sinema eleştirmeni” Kerem Akça’nın, Habertürk’deki yorumunda, 1980 yapımı “çöp film” orjinalinin izinden giden başarısız bir yeniden yapım olarak nitelendirdiği Anneler Günü aslında hiç de kötü bir film değil. Kerem Akça filmi hiç izlemediği halde hakkında yorum yazmış gibi görünüyor. Dahası Kerem Akça 1980 yapımı orijinal filmi de hiç izlememiş gibi. Çünkü 2010 yapımı Anneler Günü’nün, 1980 yapımı Anneler Günü ile konu olarak hiçbir ilgisi bulunmuyor, iki film birbirinden tamamen farklı. Saw (Testere) serisinin yönetmeni Darren Lynn Bousman gerilim dozu yüksek ve akıcı bir filme imza atıyor. Filmi, daha popüler olmaya çalışan bir Strangers versiyonunun Saw 2 (Testere 2) ile birleşmesine benzetebiliriz. Bu filmde yönetmen tıpkı Testere’de olduğu gibi kurbanların psikolojik sınırları ve baskı altında sıradan insanın nasıl etik değerlerden ve akılsamadan yoksunlaştığı üzerine yükleniyor.

Filmleri izlemeden haklarında Google aramaları ile yorum yazmaya yüzü tutan başarısız eleştirmenler devrinin artık kapanmasını, korku sinemasını üvey evlat belleyip ezberden kötü yorum sallayan ve sinema izleyicisini aptal yerine koyan bu özensiz kişilerin sektörden artık ekmek yememeleri gerektiğini düşünüyoruz.


dehşet evi

Yönetmen:Miguel Ángel Vivas
Senaryo:Miguel Ángel Vivas, Javier García
Oyuncular:Guillermo Barrientos, Dritan Biba, Fernando Cayo
Yapım Yılı: 2010
Ülke: İspanya, Fransa
[ratings]


Konu: Joven ailesi, yeni evlerindeki ilk gecelerinde eve zorla giren maskeli üç Doğu Avrupalı saldırganın saldırısına uğrarlar. Adamlar paranın peşindedir. İşkenceye maruz kalan aile fertleri, şiddete şiddetle karşılık vermeye karar verirler. Kedi fare oyunu tersine mi dönecektir?

Dikkat çekici kısa korku filmi I’ll See You in My Dreams yönetmeninden, uzun yıllar sonra gelen bir uzun metraj.


testere 7

Yönetmen:Kevin Greutert
Senaryo:Patrick Melton, Marcus Dunstan
Oyuncular:Tobin Bell, Costas Mandylor, Sean Patrick Flanery
Yapım Yılı: 2010
Ülke: ABD, Kanada
[ratings]


Konu: Efsanevi Testere serisinin bu son filminde Dedektif Hoffman kendisine tuzak kurmuş olan Jill’den intikam almaya çalışacaktır. Hoffman’ın polis korumasında olan Jill’e ulaşmak için tuzaklarını kurması ve polisleri yanıltması gerekir. Diğer yandan Jigsaw’un tuzaklarından sağ kurtulduğunu idda eden Bobby Dagen (Sean Patrick Flanery) yazdığı “Testereyi Yenmek” adlı kitap, katıldığı TV şovları ve kurduğu grup ile Testere efsanesini kötüye kullanmaktadır. Jigsaw’un Dagen ile de görülecek bir hesabı vardır.

Serinin üç boyutlu bu kapanış filminde önceki filmlerde olmadığı kadar çok tuzak ve bol kan izleyicileri bekliyor. Üç boyutun çok işlevsel olmadığını düşündüğümüz bu filmin, önceki Testere filmlerinde açık kalmış noktaları kapayış biçiminden Testere meraklılarının memnun olup olmayacağından emin değilim. Önceki filmleri izlediyseniz ve Testere hayranıysanız serinin bu son filmini de mutlaka görmelisiniz.