<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Korku Filmleri &#187; Melisa Aydın</title>
	<atom:link href="http://www.korkufilmi.net/category/korku-yazarlari/melisa-aydin-yazilari/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.korkufilmi.net</link>
	<description>Gerçek Korku Filmi Tutkunlarına</description>
	<lastBuildDate>Mon, 16 Jan 2012 08:32:31 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.1</generator>
		<item>
		<title>Cube (Küp) &#8211; Vincenzo Natali 1997</title>
		<link>http://www.korkufilmi.net/cube-kup-vincenzo-natali-1997</link>
		<comments>http://www.korkufilmi.net/cube-kup-vincenzo-natali-1997#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Mar 2009 21:12:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gokhan Toka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim Kurgu Korku]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kanada Yapımı]]></category>
		<category><![CDATA[Melisa Aydın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.korkufilmi.net/cube-kup-vincenzo-natali-1997.html</guid>
		<description><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"></div>
<p><a href='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2009/03/cube.jpg' title='The Cube'><img src='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2009/03/cube.thumbnail.jpg' alt='The Cube' /></a></p>
<p><strong>Yönetmen:</strong>Vincenzo Natali<br />
<strong>Senaryo:</strong>André Bijelic, Vincenzo Natali, Vincenzo Natali<br />
<strong>Oyuncular:</strong>Nicole de Boer, Nicky Guadagni, David Hewlett<br />
<strong>Yapım Yılı:</strong> 1997<br />
<strong>Ülke:</strong> Kanada<br />
Note: You can rate this post by visiting the site.</p>
<p>
<br />

</p>
<p><strong>Korku Filmleri Yorumu:</strong> Klastrofobik alt yapılı filmlerin içinden keşfedilmesi gereken bir seri. Saw serisi ile talihsiz bir benzerlik yüzünden&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.korkufilmi.net%2Fcube-kup-vincenzo-natali-1997&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;font=verdana&amp;colorscheme=evil" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2009/03/cube.jpg' title='The Cube'><img src='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2009/03/cube.thumbnail.jpg' alt='The Cube' /></a></p>
<p><strong>Yönetmen:</strong>Vincenzo Natali<br />
<strong>Senaryo:</strong>André Bijelic, Vincenzo Natali, Vincenzo Natali<br />
<strong>Oyuncular:</strong>Nicole de Boer, Nicky Guadagni, David Hewlett<br />
<strong>Yapım Yılı:</strong> 1997<br />
<strong>Ülke:</strong> Kanada<br />
Note: You can rate this post by visiting the site.</p>
<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-3233210435764457";
/* 468x15, oluşturulma 01.10.2008 */
google_ad_slot = "0197910323";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 15;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p>
<p><strong>Korku Filmleri Yorumu:</strong> Klastrofobik alt yapılı filmlerin içinden keşfedilmesi gereken bir seri. Saw serisi ile talihsiz bir benzerlik yüzünden ilgiyi fazla üzerinde tutamamış önemli bir yapım. Birbirini tanımadığı anlaşılan 7 kişilik bir grup, ölümcül tuzaklarla dolu küp şeklinde bir mekanik oluşumda bir araya gelir. Filmin açılış sahnesi, seri boyunca farklı şekillerde karşılaşacağımız sahnelerin en dikkate değer sahnesidir. İzleyici üzerinde şok etkisi yaratması için konuya ani ve beklenmedik dalış yapan bu ilk 5 dakikayı kapsayan sahne, bir yandan sabır gerektiren diğer yandan matematik kuramlarını,  karakterlerin içlerinde bulundukları düzenekle bağdaştıran kurgunun gerilimle örülmesi için isabetli bir ilk adımdır. Birbirini tanımayan insanların orada bulunma nedenlerini sorgulamaları, diğer yandan tuzaklardan kurtulma ve küp dışına çıkma mücadelesi, bir diğer yandan ise dışarının bilinmezliği ile içerinin güvensizliği, karakterlerin bozulmaya başlayan psikolojisi üzerinden verilerek tam bir kaosa dönüşecektir. Gerilen sinirleri ile yanlış adımlar atmaya başlayan 6 kişi, gruba aynı şekilde dahil olan otistik gencin kendine özgü kaygılarını anlamlandırmaya çalışırken, matematik konusunda bilgi sahibi olan zeki genç kızın çabaları sorulara cevap verecek midir? Karakterlerin hiç biri oraya nasıl geldiklerini hatırlamamaktadır üstelik. Filmin çok fazla sorusu var ve buna verebileceği çok az cevabı. Tüm cevaplar izleyicisinin insiyatifine bağlı olarak değişebiliyor. Sosyal içerikli bir alt metin de olabilir bu, sistem ve adalet eleştirisi de, bilim-kurgu filmlerinde rastladığımız uçuk deneyleri konu edinmiş de olabilir, yada hiçbiri olmayabilir.Mesaj vermek kaygısı gütmediğini açıkta kalan boşlukları doldurmayarak hissettiriyor. Mesaj almak  isteyene de engel olmadan almak istediği mesajı veriyor. Samuel Beckett’ın Godot’su yıllarca tartışıldı Godot neyi simgeliyor şeklinde. İşte filmdeki Küp metaforu da bir şeyi simgeliyor ama neyi? şeklinde bir mesaj dahi almış olmanız olasıdır. “ Yok artık  o kadar da değil” dediğiniz duyar gibiyim. O halde film size görmeyi seçtiğiniz kadarını göstermiştir. Böyle ilginç bir yapım işte. Cupe serinin ilk bölümünde sizi bir sürü soru işareti ile baş başa bırakır, bir birinden ürkütücü tuzak ve ölüm sahneleri aklınızda kalırken, büyük ihtimal beğendiyseniz Cube2 ( Hypercube) ü izlemeye başlamışsınızdır.</p>
<p>Serinin ikinci bölümü, en sıra dışı bölümdür. Her iki bölümden de ayrıksı. Tema, paradoxlar, paralel evrenler ve kuantum fiziğinden gücünü alırken, bu konulara uzak olan izleyicisi için kafa karıştırıcı ve anlaşılmaz bulunur. Yine birbirini tanımayan bir grup insan, tasarımı ilk bölümden biraz farklı bir düzenekte uyanır. Tasarım şekilsel ayrıksılıklar gösterse de, oluşum yine küptür. Ancak bu kez bilimin gidebileceği en uç noktadan tasarlanmıştır. “Uzay-zaman” kuramından biçimlenecek kadar hemde. Düzenekte hapis kalan yeni karakterler arasında ortak yönler keşfedilecek, soru işaretleri üstüne bilimsel açılımlar da eklenerek bilinmezlik arttıkca artacak ve serinin bence en klas bölümü olarak kalacaktır Cube2. Aynı zamanda finali en iyi bölümdür kanımca.</p>
<p>Ve son bölüm Cube zero,  filme bir de sevgi öyküsü iliştirir. Bunun dışında küp dışındaki işleyişi, sistemin çalışanlarını, kurbanların sonlarına ve orada bulunma nedenlerine dair az da olsa soruları cevaplar yada cevaplar gibi görünür. Bir tür “en başa dönüş” bölümüdür bu anlamda. Ancak serinin genel bütünlüğüne yakışmayan bölümdür, gizemi çözmeye yardım etmekten çok apar topar bitirme eğilimi taşır. Hypercube gibi sıra dışı bir bölümden sonra hangi akla hizmet çekilmiştir diye düşünülmesi muhtameldir. Sonuç olarak keşke olmasaydı dediğim bölümdür Cube zero. </p>
<p><a href="http://www.korkufilmi.net/korku-yazarlari/melisa-aydin/">Melisa Aydın</a></p>
<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-3233210435764457";
/* 468x60, oluşturulma 01.10.2008 */
google_ad_slot = "1556015331";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p>
<h3>Related Post</h3><ul class="related_post"></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.korkufilmi.net/cube-kup-vincenzo-natali-1997/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Drag Me To Hell &#8211; Sam Raimi 2009</title>
		<link>http://www.korkufilmi.net/drag-me-to-hell-sam-raimi-2009</link>
		<comments>http://www.korkufilmi.net/drag-me-to-hell-sam-raimi-2009#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Jun 2009 14:54:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gokhan Toka</dc:creator>
				<category><![CDATA[ABD Yapımı]]></category>
		<category><![CDATA[Cadı & Büyücü & Büyü Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Demons & Possessed]]></category>
		<category><![CDATA[Gore - Shock (Splatter)]]></category>
		<category><![CDATA[Korku Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Melisa Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[Seytan & Şeytani Güç Filmleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.korkufilmi.net/drag-me-to-hell-sam-raimi-2009.html</guid>
		<description><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"></div>
<p><a href='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2009/06/drag-me-to-hell.jpg' title='Drag Me To Hell'><img src='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2009/06/drag-me-to-hell.thumbnail.jpg' alt='Drag Me To Hell' /></a></p>
<p><strong>Yönetmen:</strong>Sam Raimi<br />
<strong>Senaryo:</strong>Sam Raimi, Ivan Raimi<br />
<strong>Oyuncular:</strong>Alison Lohman, Justin Long, Lorna Raver, Dileep Rao, Adriana Barraza<br />
<strong>Yapım Yılı:</strong> 2009<br />
<strong>Ülke:</strong> ABD<br />
Note: You can rate this post by visiting the site.</p>
<p>
<br />

</p>
<p><strong>Korku Filmleri Yorumu:</strong> Sene 1969 Califonia. Göçmen oldukları belli olan bir çift araçları ile büyük bir evin önünde&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.korkufilmi.net%2Fdrag-me-to-hell-sam-raimi-2009&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;font=verdana&amp;colorscheme=evil" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2009/06/drag-me-to-hell.jpg' title='Drag Me To Hell'><img src='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2009/06/drag-me-to-hell.thumbnail.jpg' alt='Drag Me To Hell' /></a></p>
<p><strong>Yönetmen:</strong>Sam Raimi<br />
<strong>Senaryo:</strong>Sam Raimi, Ivan Raimi<br />
<strong>Oyuncular:</strong>Alison Lohman, Justin Long, Lorna Raver, Dileep Rao, Adriana Barraza<br />
<strong>Yapım Yılı:</strong> 2009<br />
<strong>Ülke:</strong> ABD<br />
Note: You can rate this post by visiting the site.</p>
<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-3233210435764457";
/* 468x15, oluşturulma 01.10.2008 */
google_ad_slot = "0197910323";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 15;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p>
<p><strong>Korku Filmleri Yorumu:</strong> Sene 1969 Califonia. Göçmen oldukları belli olan bir çift araçları ile büyük bir evin önünde durur. Araçtan çıkan ve kucağında oğlu olan  panik halindeki bir kadın telaşla evin kapısını çalmakta ve yardım istemektedir. Kapıyı açan kadına oğlundaki tuhaf durumdan bahseder ve eve girerler. Burada müthiş bir açılış sekansı ile filme giriş yapan Raimi, son dönem korku sinemasında eski sinemacılık  gücünü ve kalitesini günümüzde de sürdürebilmenin ayrıcalığını hissettirir ilk dakikalardan itibaren. Drag me to hell, ilk dakikalarından son saniyesine kadar aynı heyecanı bozmadan filmin tüm süresine yayabilen kaliteli bir film. Gerçek bir korku filmi olmayı kan kullanmadan başarabilen, geren ve fragmanından gördüğümüz kadarı ile yükselen beklentilerimizi karşılayabilen ve bunu Sam Raimi ayrıcalığı ile sergilerken son dönem korku sinemasında, türdeşleri yanından alnının akı ile çıkan başarılı bir yapım. Filmdeki tüm oyuncuların figüranlar da dahil özenle iş çıkardığını gönül rahatlığı ile söyleyebilirim ki karanlık spritüal güçler ile ilgili bir konusu olduğu halde kurguya sardığı gerçeklik hissi güçlü oyunculuk yetenekleri ile bütünleşip filmi gerçek bir korku filmi yapmış.</p>
<p>Sene: günümüz. Genç bir bankacı kadın Christine görünüşte monoton bir hayat sürmekte, erkek arkadaşının kalbini tam anlamı ile kazanmak için   ( erkek arkadaşının  annesi ile yaptığı telefon görüşmesinden anladığımız kadarı ile ) kariyerine özen göstermektedir. Bu genç kadının yüzündeki keyifsiz ifadeden anladığımız kadarı ile hayatının en önemli amacı erkek arkadaşı ve işindeki başarı grafiğinin doğru orantılı olmasını sağlamaktır. Bir gün bankaya gelen yaşlı bir kadın Bayan Ganush hakkında bir karar vermesi gerekir. Bu karar ona patronu tarafından paslanan, Christine’e işinde inisiyatif kullanma hakkı gibi görünen riskli bir karardır ( neye göre, kime göre ?). Yaşlı kadın hayattaki tek dayanağı olan evinden atılma tehlikesi ile yaşamakta ve bankadan kredi istemektedir. Ve genç bankacı bir karar verir. Kaderin sorgulanması, filmde zaman zaman karşımıza çıkan felsefi açılımlarla gerek karakterlerin, gerek izleyicinin  yorumlanması ile anlam kazandırılan bir unsur. Genç kadının verdiği karar, dünyevi hırslarına bir adım daha yaklaşmasını sağlarken, kaderine dahil olan yaşlı kadın için bir onur savaşına dönüşüyor başlangıçta. Öyle ki, hem evini kaybeden, hem de Christine tarafından bankadaki çalışanlar yanında rencide edici bir duruma düşürülen kadının intikamı oldukça ağır bedeller ödetiyor. Bu intikam spritüal karanlık güçlerin yaklaşması uslubu ile adım adım örülürken, içine düştüğü tehlikenin boyutlarını tam olarak idrak edemeyen kurban durumundaki Christine karakteri de endişe ve panik psikolojisini mimikler ve yüz ifadelerine ağırlık vererek başarılı şekilde kurguya adaptasyonu sağlamış ve materyal dünya ile lanet unsuru arasındaki dengeyi bu şekilde daha iyi kurmuş diye düşünüyorum. Zaten bu aktriste film itibarı ile en çok dikkatimi çeken bu oldu. Filmin yükünü yaşlı kadın karakterinin sırtına yüklemeden denge ile paylaşmış ve üzerine düşen rolü çok iyi oynamış. Kaynağının ne olduğuna emin olduğunuz  tekinsiz olaylar zinciri , üzerlerindeki gizem perdesinin açık  olmasına rağmen  kusursuza yakın  ürkütücülük atmosferi filmin heyecanını ve temposunu düşürmemiş. Genç kadının vicdan azabı çizgisi ile yaşadıklarına dair endişesi o kadar iç içe ki, sınırı ve yoğunlaşmayı anlamak mümkün değil. Kaldı ki yaşlı ürkütücü kadın için de acımak ile korkmak arasındaki sınır da o denli iç içe. Yalnız net olan bir şey var ki, izleyicinin asıl endişesi Christine üzerinde yoğunlaşmış durumda. Her an zirveye çıkacak izlenimi veren tekinsiz olaylar, gerçekmiş gibi görünen rüya sekansları, olayla mantıklı açıklama getirmeye ve bu şekilde anlamaya çalışan destek olan  erkek arkadaş modeli ( bu erkek arkadaşın kızın kendisini kabul ettirmesi gereken, kariyer sahibi bir gelin isteyen  bir ailesi vardır ) Sam Raimi’nin usta kamerası ve kurgusu ile birleşince sinirleri tavan yapan ve kontrolden çıkmaya başlayan Christine karakterinin gündüz ve gece kabusları hız kesmeden sürerken adeta nefes almadan izliyoruz olan biteni. Çaresizlik içinde boğulan genç kadın, gerilimli olaylar henüz tam olarak başlamamışken gittiği falcıdan bir kez daha yardım isteyecektir. Buradaki falcı film için çok önemli bir köprü görevinde: olayların sebep ve sonuçlarına dair bilgi aktarımı yapabilen bir anlamlandırma görevi bu. </p>
<p>Spritüal saldırıların sahnelenmesinin, özellikle son dönem korku sineması örneklerindeki görsel işleyişe göre gerek mekanik gerekse gerçekçilik izlenimi olarak  bir hayli başarılı olduğuna inanıyorum. Neden bilmem, korku filmlerinde zaman zaman eğrilen, dönen ve sonra tekrar normale dönen kamera açılarına bayılırım. Raimi’nin kimi sahnelerde kullandığı bu teknik “şimdi normal olmayan bir duruma hazır olun” sinyali vermiş. </p>
<p>Drag me to hell, her karesi, her sahnesi ile özgün bir film. Spoiler vermemek için inanın kendimi zor tutuyorum. Öyle sahneleri var ki, gördüğünüz hiçbir filmde benzerine rastlamadığınız niteliklere sahip. Christine karakterini canlandıran aktistin  yeni dönem korku sinemasında özlem duyduğum “rolle bütünleşme ve kurguya adaptasyon” görevini çok ama çok iyi bir performansla gerçekleştirmesi filme ve yönetmene olduğu kadar oyuncuya da olan hayranlığımı yükseltti açıkçası. İşte hep anlatmak isteyip ifade edemediğim “güzel kadın ve korku filmi” konsepti tam olarak nasıl olmalı, bunu oyunculuğu ile ifade ediyor kendisi.Film gücünü onun güzelliğinden değil, bunun kat kat üzerinde olan oyunculuğundan alıyor. Lanet ve büyü temalı film, başrol karakteri kadar izleyiciye de cehennemi dehşeti yaşatan çok başarılı bir yapım. Sam Raimi’ye ne kadar teşekkür etsek az. Uzun zamandır böyle bir film izlemedim diyeceğiniz filmi kesinlikle tavsiye ediyorum.İddea ediyorum ilk saniyeden son saniyeye dek koltuğunuzdan kalkamayacaksınız. Yanınızda susadığınızda içmek için bir bardak su bulundurun, yoksa mutfağa gitmek için filmin bitmesini bekleyeceksiniz. İşte o derece iyi. Mutlaka izleyin, mutlaka…</p>
<p><a href="http://www.korkufilmi.net/korku-yazarlari/melisa-aydin/">Melisa Aydın</a></p>
<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-3233210435764457";
/* 468x60, oluşturulma 01.10.2008 */
google_ad_slot = "1556015331";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p>
<h3>Related Post</h3><ul class="related_post"></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.korkufilmi.net/drag-me-to-hell-sam-raimi-2009/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dreams In The Witch House (Masters of Horror: Sezon 1 Bölüm 2) &#8211; Stuart Gordon 2005</title>
		<link>http://www.korkufilmi.net/dreams-in-the-witch-house-masters-of-horror-sezon-1-bolum-2-stuart-gordon-2005</link>
		<comments>http://www.korkufilmi.net/dreams-in-the-witch-house-masters-of-horror-sezon-1-bolum-2-stuart-gordon-2005#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Feb 2009 00:22:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gokhan Toka</dc:creator>
				<category><![CDATA[ABD Yapımı]]></category>
		<category><![CDATA[Cadı & Büyücü & Büyü Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Delilik]]></category>
		<category><![CDATA[Melisa Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[Okkültizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.korkufilmi.net/dreams-in-the-witch-house-masters-of-horror-sezon-1-bolum-2-stuart-gordon-2005.html</guid>
		<description><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"></div>
<p><img src='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2009/02/witch_house.thumbnail.jpg' alt='Witch House' /></p>
<p><strong>Yönetmen:</strong>Stuart Gordon<br />
<strong>Senaryo:</strong>H.P. Lovecraft (öykü), Stuart Gordon, Dennis Paoli<br />
<strong>Oyuncular:</strong>Ezra Godden, Jay Brazeau, Campbell Lane, Chelah Horsdal<br />
<strong>Yapım Yılı:</strong> 2005<br />
<strong>Ülke:</strong> ABD<br />
Note: You can rate this post by visiting the site.</p>
<p>
<br />

</p>
<p><strong>Korku Filmleri Yorumu: </strong>From Beyond, Re- Animator, Dagon dersem kimi hatırlarsınız, tabi ki Stuart Gordon. Peki&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.korkufilmi.net%2Fdreams-in-the-witch-house-masters-of-horror-sezon-1-bolum-2-stuart-gordon-2005&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;font=verdana&amp;colorscheme=evil" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
<p><img src='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2009/02/witch_house.thumbnail.jpg' alt='Witch House' /></p>
<p><strong>Yönetmen:</strong>Stuart Gordon<br />
<strong>Senaryo:</strong>H.P. Lovecraft (öykü), Stuart Gordon, Dennis Paoli<br />
<strong>Oyuncular:</strong>Ezra Godden, Jay Brazeau, Campbell Lane, Chelah Horsdal<br />
<strong>Yapım Yılı:</strong> 2005<br />
<strong>Ülke:</strong> ABD<br />
Note: You can rate this post by visiting the site.</p>
<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-3233210435764457";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 15;
google_ad_format = "468x15_0ads_al";
//2007-08-16: korku filmleri
google_ad_channel = "4588949194";
google_color_border = "000000";
google_color_bg = "000000";
google_color_link = "FFFFFF";
google_color_text = "CCCCCC";
google_color_url = "999999";
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
  src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p>
<p><strong>Korku Filmleri Yorumu: </strong>From Beyond, Re- Animator, Dagon dersem kimi hatırlarsınız, tabi ki Stuart Gordon. Peki H.P.Lovecraft dersem? Neleri hatırlamassınız ki. Uzun zamandır tüylerim diken diken olmamıştı diyorsanız Masters of Horror&#8217;da bu iki devi bir  araya getiren &#8220;Cadı evinde rüyalar&#8221; ı izlemeniz gerekir. Okültizm, necronomicon, cadı, büyücü gibi fenomenleri ile günümüze kadar bir çok korku ustasına açık ilham kaynağı olan Lovecraft&#8217;a ne kadar teşekkür etsek azdır korkuseverler olarak. Serimizin bu bölümünde yazarımız izleyiciyi can damarından vurmuş, okült bir kurguya bilimsel açıdan  göz kırparak : gökbilimcileri, yıldızları  bilimsel gerçekleri öykünün bir yerinde kurguya yedirmiş, hemde paralel boyutları işin içine katarak.Tek amacı gürültüsüz bir ortamda ders çalışmak olan genç bir öğrenci, kiralık bir ev bulur. Tahmin edeceğimiz gibi sıradışı olaylar başlayacaktır o evde. Ama ne sıradışı! Bizi en çok yerimizden zıplatacak olan şudur, tam şimdi bu olacak dediğimiz her karede yanılırız. Kurgu sadece sonda değil her karede süprizlerle doludur. Başrol kahramanımız çırpınır durur, ne biz , nede o huzura erer. İnsan suratlı fare, duvarların içindeki sesler, cadılar, necronomicon, iyi niyetli bir genç adam, eski bir ev, evdeki gizemli yaşlı adam gibi unsurları bi araya getiren Lovecraft&#8217;ın kaleminden damlayan korkuyu Stuart Gordon &#8216;un kamerasından izlemek ayrı bir keyife dönüşür.Genç kahramanımızın rüya ile gerçeği karıştırmaya başlaması ile birlikte biz izleyenlerin de bu algısal yanılsama döngüsünde kalması, öyküye adaptasyon aşamasında okült öğelerde mantıksallık aramamızı engelliyor ki bu bir tür mesafeye sebep oluyor yazarın hayal gücü ile aramızdaki yolda. Elbetteki bu mesafenin amacı belli: şok etkisini ,gerilim dozunu dengede tutmak.Olayların çığrından çıkması ile birlikte, yan karakterlerden birinin en başından beri anlatmaya çalıştığı izleyene nefes aldırmayan kasvetli olaylar örgüsündeki gotik atmosfer filmin son saniyesine kadar dengede duruyor. Bu dengeyi bozmak imkansız, bu da Lovecraft&#8217;ın gücüdür zannımca..</p>
<p><a href="http://www.korkufilmi.net/korku-yazarlari/melisa-aydin/">Melisa Aydın</a></p>
<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-3233210435764457";
google_alternate_color = "000000";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
google_ad_format = "468x60_as";
google_ad_type = "text_image";
//2007-09-26: korku filmleri
google_ad_channel = "4588949194";
google_color_border = "000000";
google_color_bg = "000000";
google_color_link = "FFFFFF";
google_color_text = "FFFFFF";
google_color_url = "000000";
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
  src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p>
<h3>Related Post</h3><ul class="related_post"></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.korkufilmi.net/dreams-in-the-witch-house-masters-of-horror-sezon-1-bolum-2-stuart-gordon-2005/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>El Buque Maltido (The Ghost Galleon / Hayaletler Gemisi) &#8211; Amando de Ossorio 1974</title>
		<link>http://www.korkufilmi.net/el-buque-maltido-the-ghost-galleon-hayaletler-gemisi-amando-de-ossorio-1974</link>
		<comments>http://www.korkufilmi.net/el-buque-maltido-the-ghost-galleon-hayaletler-gemisi-amando-de-ossorio-1974#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Sep 2008 22:34:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gokhan Toka</dc:creator>
				<category><![CDATA[1.Derece Korku]]></category>
		<category><![CDATA[3.Derece Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[5.Derece Gore=Gore Yok]]></category>
		<category><![CDATA[B Movie]]></category>
		<category><![CDATA[B+]]></category>
		<category><![CDATA[Hayalet Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ispanyol Yapımı]]></category>
		<category><![CDATA[Kült Film]]></category>
		<category><![CDATA[Melisa Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[Zombi Filmleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.korkufilmi.net/?p=607</guid>
		<description><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"></div>
<p><img src='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2008/09/ghostgalleon.thumbnail.jpg' alt='Hayaletler Gemisi' /></p>
<p><strong>Yönetmen:</strong>Amando de Ossorio<br />
<strong>Senaryo:</strong>Amando de Ossorio<br />
<strong>Oyuncular:</strong>Maria Perchy, Jack Taylor, Barbara Rey<br />
<strong>Yapım Yılı:</strong> 1974<br />
<strong>Ülke:</strong> İspanya<br />
Note: You can rate this post by visiting the site.</p>
<p>
<br />

</p>
<p><strong>Konu: </strong>B- movie&#8217;lerin heralde en ironik filmlerinden biri. Az sayıda oyuncu, az sayıda  mekan çalışması, denzin ortasında bir kanyon, sinema tekniğinden&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.korkufilmi.net%2Fel-buque-maltido-the-ghost-galleon-hayaletler-gemisi-amando-de-ossorio-1974&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;font=verdana&amp;colorscheme=evil" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
<p><img src='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2008/09/ghostgalleon.thumbnail.jpg' alt='Hayaletler Gemisi' /></p>
<p><strong>Yönetmen:</strong>Amando de Ossorio<br />
<strong>Senaryo:</strong>Amando de Ossorio<br />
<strong>Oyuncular:</strong>Maria Perchy, Jack Taylor, Barbara Rey<br />
<strong>Yapım Yılı:</strong> 1974<br />
<strong>Ülke:</strong> İspanya<br />
Note: You can rate this post by visiting the site.</p>
<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-3233210435764457";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 15;
google_ad_format = "468x15_0ads_al";
//2007-08-16: korku filmleri
google_ad_channel = "4588949194";
google_color_border = "000000";
google_color_bg = "000000";
google_color_link = "FFFFFF";
google_color_text = "CCCCCC";
google_color_url = "999999";
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
  src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p>
<p><strong>Konu: </strong>B- movie&#8217;lerin heralde en ironik filmlerinden biri. Az sayıda oyuncu, az sayıda  mekan çalışması, denzin ortasında bir kanyon, sinema tekniğinden muaf görselliği, kasveti ve ağır işleyişine rağmen korkunç hemde çok korkunç bir film. </p>
<p>Kendisinden haber alamadığı arkadaşı Katy&#8217;yi  merak eden Noemi, Lilian&#8217;ı ziyaret eder ve bilgi almaya çalışır. Kayıp kız, aslında asparagas haber yapılması istenen bir plandan dolayı kayıptır. Bu plan ise şöyledir: Bir şirket sahibi Howard, sandal imalatı yapar ve ürünün sağlamlığını test edilmesi için, Katy ile birlikte başka bir kızı kendi sandalına bindirip denize gönderir. Kayboldukları haber yapılacak, bulunduklarında ise Howard&#8217;ın kaliteli sandalı sayesinde uzun süre denizde sağ kalmaları asparagas haberi sayesinde ürünü tanıtılmış olacaktır. Plan istediği gibi yürümez.  Bazı entrikaların da yürüdüğü olaylar örgüsü, karakterleri bir hayalet kanyona getirecek ve korkunç olaylar başlayacaktır.Filmde uyuyakalan kişilerin hayaletlere yem olması ilginç nüanslardandır. Video kaset döneminde &#8220;Hayaletler Gemisi&#8221; adı ile piyasaya sürülen film, düşük bütçesine rağmen başarılı bir korku klasiği sayılabilir.</p>
<p><a href="http://www.korkufilmi.net/korku-yazarlari/melisa-aydin/">Melisa Aydın</a></p>
<p>Film:<img src='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2007/08/8.gif' alt='8 Puan' /><br />
<br />
Korkutuculuk: <img src='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2007/08/101.gif' alt='5 Puan' /><br />
<br />
Gerilim: <img src='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2007/08/6.gif' alt='3 Puan' /><br />
<br />
Kan &#038; Revan: <img src='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2007/08/2.gif' alt='1 Puan' /></p>
<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-3233210435764457";
google_alternate_color = "000000";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
google_ad_format = "468x60_as";
google_ad_type = "text_image";
//2007-09-26: korku filmleri
google_ad_channel = "4588949194";
google_color_border = "000000";
google_color_bg = "000000";
google_color_link = "FFFFFF";
google_color_text = "FFFFFF";
google_color_url = "000000";
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
  src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p>
<h3>Related Post</h3><ul class="related_post"></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.korkufilmi.net/el-buque-maltido-the-ghost-galleon-hayaletler-gemisi-amando-de-ossorio-1974/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Funny Games &#8211; Michael Haneke 1997</title>
		<link>http://www.korkufilmi.net/funny-games-michael-haneke-1997</link>
		<comments>http://www.korkufilmi.net/funny-games-michael-haneke-1997#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 07 Jun 2009 20:50:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gokhan Toka</dc:creator>
				<category><![CDATA[1.Derece Gerilim=Yüksek Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[4.Derece Korku]]></category>
		<category><![CDATA[5.Derece Gore=Gore Yok]]></category>
		<category><![CDATA[A+]]></category>
		<category><![CDATA[Diğer Avrupa Yapımı]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Işkence Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Korku Filmi]]></category>
		<category><![CDATA[Melisa Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolojik]]></category>
		<category><![CDATA[Yapı Bozuculuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.korkufilmi.net/funny-games-michael-haneke-1997.html</guid>
		<description><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"></div>
<p><a href='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2009/06/funny_games.jpg' title='Funny Games'><img src='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2009/06/funny_games.thumbnail.jpg' alt='Funny Games' /></a></p>
<p><strong>Yönetmen:</strong>Michael Haneke<br />
<strong>Senaryo:</strong>Michael Haneke<br />
<strong>Oyuncular:</strong>Susanne Lothar, Ulrich Mühe, Arno Frisch, Frank Giering<br />
<strong>Yapım Yılı:</strong> 1997<br />
<strong>Ülke:</strong> Avusturya<br />
Note: You can rate this post by visiting the site.</p>
<p>
<br />

</p>
<p><strong>Korku Filmleri Yorumu:</strong> Michael Haneke’nin tüm filmlerinde eksenine aldığı Ann ve Georg karakterleri bana hep burjuvazinin Adem ve Havva’larına gönderme gibi gelir.Bu&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.korkufilmi.net%2Ffunny-games-michael-haneke-1997&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;font=verdana&amp;colorscheme=evil" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2009/06/funny_games.jpg' title='Funny Games'><img src='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2009/06/funny_games.thumbnail.jpg' alt='Funny Games' /></a></p>
<p><strong>Yönetmen:</strong>Michael Haneke<br />
<strong>Senaryo:</strong>Michael Haneke<br />
<strong>Oyuncular:</strong>Susanne Lothar, Ulrich Mühe, Arno Frisch, Frank Giering<br />
<strong>Yapım Yılı:</strong> 1997<br />
<strong>Ülke:</strong> Avusturya<br />
Note: You can rate this post by visiting the site.</p>
<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-3233210435764457";
/* 468x15, oluşturulma 01.10.2008 */
google_ad_slot = "0197910323";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 15;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p>
<p><strong>Korku Filmleri Yorumu:</strong> Michael Haneke’nin tüm filmlerinde eksenine aldığı Ann ve Georg karakterleri bana hep burjuvazinin Adem ve Havva’larına gönderme gibi gelir.Bu karakterler ya burjuvazi tarafından ruhen sakat bırakılmış çocukları olan, ya da kendi ruhsal sakatlıklarını fark etmeden varoluşlarını sürdüren kadın ve erkek kahramanlardır.Avrupa’nın yüzeyde düzgün derinde hasarlı işleyen, vaat edilen ve elde edilenlere odaklı sürdürülen konforlu hayatlarına cevapsız sorular sorar yönetmen. Söyleşilerinde  de belirttiği  gibi filmleri yanıtları değil sorularıdır. Beyazperdeye gerçeğin mahkemesini kurar, bu gerçekliği izleyenin katlanmakta güçlük çekeceği  kadar uzun ve eşzamanlı sahneler kullanarak kurguya ortak ederek ve beklenmedik anlarda sert bir yüzleştirme yolu ile ifade eder. İsterik ağlama ve hıçkırık sahneleri, yüzleşme ve farkına varma  anlarının dışa dönük vurumuna denktir.Bu onun filmlerinde, burjuvazinin adeta insani duygulardan arındırılmış insanı robotlaştırdığı, hissizleştirdiği, vicdani sorgulamaların vicdana getirilmediği, erdemin konforla garanti edildiği kandırmacasına dönüş, hatırlama ve dışa vurma eylemine benzer. İşte Haneke’nin burjuvaziyi suçladığı filmlerinde suça ortak ettiği karakterler, bizzat biz koltuklarında rahatça oturan, cüzdanlarında yada bankalarında kredi kartları, sosyal sigorta garantileri, metrolarda yada kendi araçlarında yalnızlıklarını konforlarına borçlu olanlarız, tıpkı kurguladığı öykülenmelerdeki karakterlerin farkında olmadan elde ettiklerinden dolayı kaybettikleri gibi. </p>
<p>Duygusal buzlanma üçlemesinin en çarpıcı bölümü olan Yedinci Kıta filminde bastırılmış öfkenin, vaat ve elde edilen her şeyin hiçsizliğine duyulan isyanın fark ediş anı ölümcül sonuçlara sebep olur. Kurdun Günü’nde dünyanın son günü bir grup insan üzerinden anlatım bulur , yine boşluğun ve anlamsızlığın merkezine düşüş vardır. Diğer filmlerinde de görebileceğiniz gibi buzdağının görünen kısmı ile görünmeyen kısmındaki anlatımı  yönetmenin  boşlukları doldurmanız gereken eşleştirmelere ne kadar duyarlı olabileceğimizin sorgulanmasıdır.Bunu ister vicdanımızla, ister kendi gerçekliğimizle yapalım, yüzleşme kaçınılmazdır. İzleyİcisinin bir çoğu filmlerindeki uzun ve sabır isteyen eşzamanlı sahneleri katlanmaya değer olarak görür. Bu sahneler, bazen dakikalarca süren bir masa tenisi sahnesi, tekrar tekrar başa sarılan bir dublaj sahnesi, bir tabaktaki yemeğin kaşıklanması, derme çatma bir mezarın başında ağlama sahnesi, bir metro sahnesi gibi sizin o anda orada olduğunuz, tanıklık ettiğiniz, karakterlerle özdeşleşmek zorunda bırakıldığınız anlardır. Gelgitler, ani ve beklenmedik kısa şoklarla devam eder. Kurgunun ritmi, Haneke’nin özgün sinemacılığı ile neye uğradığınızı bilemeyeceğiniz sonlarla hafızalarınızda derin izler bırakacak, içinizde yarım kalan yada hasara uğrayan bir şeyler olacaktır.</p>
<p>1997 yapımı Funny Games, yönetmenin kariyerindeki en sıra dışı filmlerinden biri. Gerçek bir şiddet filmi olmasına rağmen, bunu kurguya gömen, adeta klasik şiddet eleştirilerini ve izleyicinin görmek istediği modüler işleyişi reddedip, ona görmek yada algısal mantığı ile kabul etmek istediği , yada sinemada tekrarlanan ve şablonlara kavuşan şiddet dilini vermeden kendi anlatımına izleyeni taraf yapan  ilginç bir film. Aslında film karakterleri ile değil izleyenle oynanan bir oyun. 2007 yapımından çok az  bahsedeceğim,üzerinde fazla durmaya değmeyeceğini düşünüyorum .1997 yapımı film başta Susanne Lothar (Anna) olmak üzere tüm oyuncuları ile bir başyapıt. Haneke’nin neden böyle bir işe kalkıştığını hala anlamış değilim fakat Naomi Watts gibi dev bir aktrist bile yeni çevrimi kurtaramamış diye düşünüyorum. Belki burjuvazi, Avrupa’ya daha çok yakışıyordur, belki aşinalığımız Haneke sularından çıktığında yabancılaşıyoruzdur.Kısaca Haneke, 1997 de öyle bir film yapmış ki, bu filmin gücünü 2007 tarihinde kendisi bile aşamamış.</p>
<p>Gelelim filmin konusuna, öncelikle açılış sahnesinde yarattığı kısa şokla gelinecek durum hakkında sert bir ipucu taşıyor. Üç bireyden oluşan aile ya da burjuvazinin en küçük birimi, Ann, Georg ve oğulları Georgie  yazlık evlerine doğru arabaları ile seyir halindeler. Klasik müzik dinleyen aile, sıkıcı bir “bu kimin eseri” muhabbeti yapıyorlar.Bize sıkıcı gelen bu sahne, bunun farkında olmayan aile için sıradan ve keyifli  oysa ki.Bir anda çalmaya başlayan sert metal müzik ( ki bunu bir tek biz duyabiliyoruz, onlar değil ) nereye varacağı hissettirilen şiddet seyri için akıllıca bir gönderme. Aileyi saracak olan bir tehdit var ve bunu hisseden sadece biziz. Henüz filmin ilk dakikalarında araçtaki koltuğa oturmuşuz bile.</p>
<p>Yazlıklarına vardıklarında, komşuları ile karşılaşıyorlar ve onların mutsuz ve tedirgin ifadelerinden bir an için şüpheye düşseler de, bunun üzerinde durmuyorlar. Ne de olsa kendi hayatlarında her şeyin yolunda olmasının rahatlığı var, ve aynı konforlu hayata sahip olan komşuları için daha azı olamaz, ne de olsa burjuvazinin vaatleri saat gibi tıkır tıkır işler. Peki ya bu işleyişi bozan durumlar olursa? İşte bunun garantisinin olmadığını Haneke’nin en sert filminde yaşayacağımız anlar vasıtası ile görür ve kabul ettiriliriz. Aslında sıkıcı ve tekdüze olan  hayatlarına pat diye dalan 2 genç, bırakın hareket getirmeyi facianın eşiğine getirip kedi-fare oyunu oynamaya başlamıştır bile. Facia, son derece kibar ve zarif bir konuşma diline sahip olan gencin kapıyı çalıp yumurta istemesi ile başlar.Film boyunca nezaketlerinden ve şiddet eğilimlerinden hiç taviz vermeyen iki genç, zincirleme devam eden ve biz bu sahneye nasıl geldik dedirtecek kadar mantığımızı  zorlayan fakat aynı zamanda mümkünlük derecesi ile kabul ettirilen gidişat ile aileye ve izleyene cehennem azabı yaşatacaktır. Amaçlarının sadece oyun oynamak olduğunu iddea eden, sonuçta aileyi öldüreceğini de kibarca belirten gençler antipati yaratırken, nezaketleri ile şaşırtmaktadır.  Üstelik filmin bir karesinde gençlerden birinin ekrana dönüp: peki siz hangi tarafı tutacaksınız repliği, bırakın filmi gerçekliğinden koparmak, tam tersi filme kelepçeler bizleri. Bu esaretten kurtulmak için fırsat dahi bulan iki karakter ( o noktada 2 kişi kalmışlardır ) öyle saçma ve stratejik hatalar yaparlar ki, biz izleyenler ekrana atlayıp karakterlere tokat atmak isteriz. Birkaç önceki sahne ise, tam nefes alacağız bir umut doğdu derken beklenmedik bir şekilde meşhur kumanda sahnesi ile tüm ümitlerimizi yıkıma uğratır. Bu sahne  oyunu kimin kazanacağını anladığımız an ve bir sonraki az önce bahsettiğimiz an ise emin olduğumuz andır. Uygulanan fiziksel şiddeti görsel detayların gölgesine gizleyen yönetmen, ruhsal şiddetle ezer geçer hepimizi. Bunu yaparken televizyon unsurunu da çok ilginç şekilde kullanacaktır. Zaten film başlı başına gündelik hayatta başka işler için dikkate alınan objelerin özenlice kullanılması değil midir: televizyon, yumurtalar, tv kumandası, telefon, bir bıçak, golf sopası ve şu an aklıma gelmeyen diğer bazı  metalar, amacı belli olmayan şiddet yayıcı gençlerin  farkındalık sınırında olmayan maddeci burjuvazi ailesinin kabusuna ortak edilir. </p>
<p>Funny Games’in şiddeti hangi amaçla benimsediği belirsiz olan 2 genci, şiddeti bulaşıcı hastalık taşırcasına kapı kapı yaymaktadır. Onlar belki üstün zekalı değildir bu oyunda peki ya aile, neden kendilerini kurtarmak için akıllıca adımlar atmamış ve hatalı stratejiler işlemiştir? Georg’un gençlerden birine attığı tokatta yenilmeyeceğine dair aldığı özgüvenin sebebi nedir, oyunun başladığını fark etmemesi mi, yoksa konforlu hayatında sahip olduklarının kendi hayatı da dahil olmak üzere dış tehditle elinden zorla alınacağına dair fikri olmaması mı? </p>
<p>Haneke’nin Kurdun Günü dışındaki hiçbir filminde az da olsa bir umut mesajı verdiğini hatırlamıyorum. Yalnız hatırladığım şu var ki, bu film bittiğinde dahi devam eden bir şeyler var.Umutsuzluk, kapı kapı dolaşan yıkım ve o iki genç her evin kanepesinden yüzünü bize dönüp soruyor hain bir ifade ile: Peki ya siz, hangi tarafdansınız? Bu sorunun cevabını biliyoruz, fakat ifade etmeye korkuyoruz, yeterince güvende miyiz oyun başlamadan önce? Michael Haneke’nin sorularına cevap verirken dikkatli olun.</p>
<p><a href="http://www.korkufilmi.net/korku-yazarlari/melisa-aydin/">Melisa Aydın</a></p>
<p>Film:<img src='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2007/08/101.gif' alt='10 Puan' /><br />
<br />
Korkutuculuk: <img src='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2007/08/4.gif' alt='2 Puan' /><br />
<br />
Gerilim: <img src='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2007/08/101.gif' alt='5 Puan' /><br />
<br />
Kan &#038; Revan: <img src='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2007/08/2.gif' alt='1 Puan' /></p>
<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-3233210435764457";
/* 468x60, oluşturulma 01.10.2008 */
google_ad_slot = "1556015331";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p>
<h3>Related Post</h3><ul class="related_post"></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.korkufilmi.net/funny-games-michael-haneke-1997/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Happy Birthday to Me &#8211; J. Lee Thompson 1981</title>
		<link>http://www.korkufilmi.net/billy-loomis-scream-ciglik</link>
		<comments>http://www.korkufilmi.net/billy-loomis-scream-ciglik#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Sep 2008 22:05:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gokhan Toka</dc:creator>
				<category><![CDATA[1.Derece Gerilim=Yüksek Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[2.Derece Korku]]></category>
		<category><![CDATA[3.Derece Gore]]></category>
		<category><![CDATA[B-]]></category>
		<category><![CDATA[Kanada Yapımı]]></category>
		<category><![CDATA[Katiller (Slasher Filmleri)]]></category>
		<category><![CDATA[Melisa Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[Teen Slasher]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.korkufilmi.net/?p=603</guid>
		<description><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"></div>
<p><img src='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2008/09/happybirthdaytome.thumbnail.jpg' alt='Happy Birthday To Me' /></p>
<p><strong>Yönetmen:</strong>J. Lee Thompson<br />
<strong>Senaryo:</strong>John C. W. Saxton<br />
<strong>Oyuncular:</strong>Melissa Sue Anderson, Glenn Ford, Lawrense Dane<br />
<strong>Yapım Yılı:</strong> 1981<br />
<strong>Ülke:</strong> Kanada<br />
Note: You can rate this post by visiting the site.</p>
<p>
<br />

</p>
<p><strong>Korku Filmleri Yorumu: </strong></p>
<p>Film bana Dario Argento filmlerini çağrıştırır. Katilin siyah deri eldivenli olması, ölüm sahnelerindeki kadrajların yakın plana&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.korkufilmi.net%2Fbilly-loomis-scream-ciglik&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;font=verdana&amp;colorscheme=evil" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
<p><img src='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2008/09/happybirthdaytome.thumbnail.jpg' alt='Happy Birthday To Me' /></p>
<p><strong>Yönetmen:</strong>J. Lee Thompson<br />
<strong>Senaryo:</strong>John C. W. Saxton<br />
<strong>Oyuncular:</strong>Melissa Sue Anderson, Glenn Ford, Lawrense Dane<br />
<strong>Yapım Yılı:</strong> 1981<br />
<strong>Ülke:</strong> Kanada<br />
Note: You can rate this post by visiting the site.</p>
<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-3233210435764457";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 15;
google_ad_format = "468x15_0ads_al";
//2007-08-16: korku filmleri
google_ad_channel = "4588949194";
google_color_border = "000000";
google_color_bg = "000000";
google_color_link = "FFFFFF";
google_color_text = "CCCCCC";
google_color_url = "999999";
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
  src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p>
<p><strong>Korku Filmleri Yorumu: </strong></p>
<p>Film bana Dario Argento filmlerini çağrıştırır. Katilin siyah deri eldivenli olması, ölüm sahnelerindeki kadrajların yakın plana alınması, işlenen cinayetlerin giallo filmlerine benzeyen işleyişi olması gibi özellikleri vardır.Korku sineması takipçileri, izleme şansı bulmuşlar ise muhtemelen video kaset furyası dönemine denk gelmiştir. B-movie kategorisine alabileceğimiz filmin, günümüz teen-slasher filmlerini de çağrıştırdığı göz önüne alınırsa, B-movie filmlerinin ileriye dönük öngörüleri dolayısıyla aslında bir çok filme ilham noktası, çıkış kaynağı olması açısından önemsenmesi gerekir diye düşünüyorum. Film izleyiciyi geren, düşünmeye , ipuçları toplamaya sevkeden başarılı bir korku filmidir. Melissa Sue Anderson, geçmişin sevilen Tv dizisi &#8220;Küçük Ev&#8221; deki Marry Ingalls rolüne göre pek de masum sayılmayan bir kimlik sergiler.Bu yüzden, aktristin  o yıllarda izleyiciyi oldukça şaşırtmış olması muhtameldir.Psikolojik sorunları olan ve arkadaş çevresine karşı negatif duygular hisseden genç kız ve bir anda başlayan cinayetler serisi  ve elbetteki temaya dair yüksek ipucu veren filmin adından dolayı&#8221; karakterin doğum günü&#8221;  filmin çatısını oluşturur. Filmin son sahneleri, zamanımızın izleyicilerinin  &#8220;süpriz son&#8221;lara çok düşkün olanları için oldukça dikkate değer.Kıyıda köşede,  video kaset kiralanan dükkanların tozlu raflarında kalmış film hem zamanına göre teknik anlamda da iyi, hem bugün bile izlendiğinde   beğenilme ihtimali yüksek bir filmdir, bulabilirseniz izlemenizi tavsiye ederim. </p>
<p><a href="http://www.korkufilmi.net/korku-yazarlari/melisa-aydin/">Melisa Aydın</a></p>
<p>Film:<img src='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2007/08/8.gif' alt='8 Puan' /><br />
<br />
Korkutuculuk: <img src='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2007/08/8.gif' alt='4 Puan' /><br />
<br />
Gerilim: <img src='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2007/08/101.gif' alt='5 Puan' /><br />
<br />
Kan &#038; Revan: <img src='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2007/08/6.gif' alt='3 Puan' /></p>
<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-3233210435764457";
google_alternate_color = "000000";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
google_ad_format = "468x60_as";
google_ad_type = "text_image";
//2007-09-26: korku filmleri
google_ad_channel = "4588949194";
google_color_border = "000000";
google_color_bg = "000000";
google_color_link = "FFFFFF";
google_color_text = "FFFFFF";
google_color_url = "000000";
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
  src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p>
<h3>Related Post</h3><ul class="related_post"></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.korkufilmi.net/billy-loomis-scream-ciglik/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Inferno &#8211; Dario Argento 1980</title>
		<link>http://www.korkufilmi.net/inferno-dario-argento-1980</link>
		<comments>http://www.korkufilmi.net/inferno-dario-argento-1980#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 14 Apr 2009 07:36:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gokhan Toka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cadı & Büyücü & Büyü Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Italya Yapımı]]></category>
		<category><![CDATA[Kült Film]]></category>
		<category><![CDATA[Melisa Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[Okkültizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.korkufilmi.net/inferno-dario-argento-1980.html</guid>
		<description><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"></div>
<p><a href='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2009/04/inferno.jpg' title='Inferno'><img src='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2009/04/inferno.thumbnail.jpg' alt='Inferno' /></a></p>
<p><strong>Yönetmen:</strong>Dario Argento<br />
<strong>Senaryo:</strong>Dario Argento<br />
<strong>Oyuncular:</strong>Leigh McCloskey, Irene Miracle, Eleonora Giorgi, Daria Nicolodi<br />
<strong>Yapım Yılı:</strong> 1980<br />
<strong>Ülke:</strong> İtalya<br />
Note: You can rate this post by visiting the site.</p>
<p>
<br />

</p>
<p><strong>Korku Filmleri Yorumu:</strong> Dario Argento’nun okült zeminli kült serisi Cadı üçlemesi yada “ 3 anne efsanesi” nin bu bölümü seriyi dengede tutan,&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.korkufilmi.net%2Finferno-dario-argento-1980&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;font=verdana&amp;colorscheme=evil" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2009/04/inferno.jpg' title='Inferno'><img src='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2009/04/inferno.thumbnail.jpg' alt='Inferno' /></a></p>
<p><strong>Yönetmen:</strong>Dario Argento<br />
<strong>Senaryo:</strong>Dario Argento<br />
<strong>Oyuncular:</strong>Leigh McCloskey, Irene Miracle, Eleonora Giorgi, Daria Nicolodi<br />
<strong>Yapım Yılı:</strong> 1980<br />
<strong>Ülke:</strong> İtalya<br />
Note: You can rate this post by visiting the site.</p>
<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-3233210435764457";
/* 468x15, oluşturulma 01.10.2008 */
google_ad_slot = "0197910323";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 15;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p>
<p><strong>Korku Filmleri Yorumu:</strong> Dario Argento’nun okült zeminli kült serisi Cadı üçlemesi yada “ 3 anne efsanesi” nin bu bölümü seriyi dengede tutan, triolojiyi en iyi yansıtan bölümüdür, ancak çoğunluk böyle düşünmez-saygı duymak gerekir. İlk bölüm olan “Suspria” nın popülarite ölçüsü göze alındığında o filmin gölgesinde kalmış olan bölümün ilk dikkat çeken yanı,  yönetmenin Suspria’daki özenli kırmızı renk çalışmasının  bu kez mavi tonların çarpıcı kullanımı ile süslenmiş olması.Argento’nun filmlerinin en belirgin özelliklerinin başında, kullanılan renk ve müziğin uyumlandırılması gelir ki, müzikler sadece film ile değil aynı zamanda renklerle de uyum içindedir. İnferno’da Goblin yerine Keith Emerson ile çalışmış olan Argento, tıpkı Suspria’nın yoğun ve parlak kırmızısındaki Goblin uyumu gibi bu kez İnferno’nun gece mavisi parlaklığına yakışan tınıları Emerson ile keşfetmemizi sağlamıştır. Dikkat edilirse her 3 bölümde farklı şehirlerde geçer. Müzikal anlamda Goblin Almanya’daki gothic bale okuluna ne kadar çok yakıştı ise, Emerson ‘ da Newyork’un gece mavisine o denli yakışmıştır. </p>
<p>Mater Tenebrarum ( Karanlıklar Annesi ) İnferno’nun başcadısıdır. ( Suspria’nın ana cadısı İniltiler Annesi ve son halka olan La Terza Madre’ninki ise Gözyaşları annesi idi hatırlarsanız ). Bu genç ve en güzel cadı, film içinde zaman zaman tüm alımıyla başrol karakterine görünecek ve onun aklını karıştıracaktır.</p>
<p>Newyork’da yaşayan genç kadın ,şair Rose, eski eşyalar satan bir dükkandan Latince bir kitap satın alır.Kitap mimar Varelli tarafından kaleme alınmıştır ve Üç anneler efsanesini anlatır . Rose kitabı okudukça, oturduğu evin cadılar tarafından özel olarak yaptırıldığını anlar ve Roma’da yaşayan müzik öğrencisi kardeşi Marc’a mektup yazıp kendisine yardımcı olması için Newyork’a çağırır. Marc bu andan itibaren yukarda bahsettiğim genç kızı görmeye başlar ( kucağında bir kedi ile birlikte). Daha sonraki sahnelerde insana saldıran kediler dikkate alınırsa kucağında kedi ile görünen güzel cadının pek de tekin olmadığı anlaşılacaktır. Kızkardeşinin mektubu üzerine Newyork’a gelen Marc ürkütücü olayların peşine düşer. Suspria’da filmin açılış sahnelerinde okuldan kaçan kız tarafından  ana karaktere verilen ipucu, İnferno’da kızkardeşinin şüpheli ölümünü araştırmaya başlayan Marc’a kızkardeşi tarafından farklı şekilde bırakılacaktır. Görüldüğü üzere her iki bölümde de Argento izleyiciyi tıpkı ana karakter gibi filmin başlarında küçük bir ipucu ile baş başa bırakır, film boyunca peşinden sürükler ve kilidi açacak anahtarı kendi elinde tutar. Filmin unutulmaz sahneleri vardır ki bunların en unutulmazı odadaki su altı sahnesidir. Zaten başlı başına uyumsuzluğun uyumu olan odanın zemini  altındaki su unsuru, içinde yüzen cesetlerle birlikte perdeden dışarı taşıp izleyeni boğacak kadar ürkütücü bir görselliğe dönüşür. Doğaüstü korku türünden olan İnferno’nun bu sahnesinde , yönetmenin giallolarında ve giallo türüne en çok yakıştırdığımız düğümü çözmeye yada yardımcı olmaya yarayacak hedef olan objeye ulaşamamanın yada binbir zorlukla ulaşılabilmenin  gerginliği anahtar objesi üzerinden işlenir. Bazen keşke İnferno serinin ilk bölümü olsa idi diyorum. Suspria ile arasındaki tuhaf rekabetin gizemini çözebilmemiz için bu filmin gölgesiz izlenmesi gerekiyor. Hala Suspria yı izlemediyseniz ilk önce İnferno’yu izleyin. Birbirinden ürkütücü, renk ve müziklerin uyum içinde olduğu sahneleri ile üçlemeden bağımsız düşünüldüğünde dahi gerçek bir korku başyapıtı olan filmin dönemi de düşünülürse, Dario Argento’nun neden korku sinemasında efsane isim olduğu fark edilecektir. Argento kendi sinemasını referans alır ve bu referans kusursuzluğun bütünlediği parçaların sunumudur. İnferno, kusur bulmakta zorlanacağınız bir film ve bulsanız dahi bu  Suspria ile yapacağınız karşılaştırmadan dolayı olacaktır ve unutmayın, o da bir Argento filmi. </p>
<p><a href="http://www.korkufilmi.net/korku-yazarlari/melisa-aydin/">Melisa Aydın</a></p>
<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-3233210435764457";
/* 468x60, oluşturulma 01.10.2008 */
google_ad_slot = "1556015331";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p>
<h3>Related Post</h3><ul class="related_post"></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.korkufilmi.net/inferno-dario-argento-1980/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Martyrs &#8211; Pascal Laugier 2008</title>
		<link>http://www.korkufilmi.net/martyrs-pascal-laugier-2008</link>
		<comments>http://www.korkufilmi.net/martyrs-pascal-laugier-2008#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Mar 2009 22:51:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gokhan Toka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fransa Yapımı]]></category>
		<category><![CDATA[Gore - Shock (Splatter)]]></category>
		<category><![CDATA[Işkence Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kült Film]]></category>
		<category><![CDATA[Kişilik Korkusu]]></category>
		<category><![CDATA[Melisa Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[Yapı Bozuculuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.korkufilmi.net/martyrs-pascal-laugier-2008.html</guid>
		<description><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"></div>
<p><a href='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2009/03/martyrs.jpg' title='Martyrs'><img src='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2009/03/martyrs.thumbnail.jpg' alt='Martyrs' /></a></p>
<p><strong>Yönetmen:</strong>Pascal Laugier<br />
<strong>Senaryo:</strong>Pascal Laugier<br />
<strong>Oyuncular:</strong>Morjana Alaoui, Mylene Jampanoï, Catherine Begin<br />
<strong>Yapım Yılı:</strong> 2008<br />
<strong>Ülke:</strong> Fransa<br />
Note: You can rate this post by visiting the site.</p>
<p>
<br />

</p>
<p><strong>Korku Filmleri Yorumu:</strong> İtiraf etmeliyim ki bu filmi hiç spoiler vermeden tanıtmak çok zor olsa da elimden geldiğince anlatmak ve izlemenizi sağlamak istiyorum. Bunu&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.korkufilmi.net%2Fmartyrs-pascal-laugier-2008&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;font=verdana&amp;colorscheme=evil" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2009/03/martyrs.jpg' title='Martyrs'><img src='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2009/03/martyrs.thumbnail.jpg' alt='Martyrs' /></a></p>
<p><strong>Yönetmen:</strong>Pascal Laugier<br />
<strong>Senaryo:</strong>Pascal Laugier<br />
<strong>Oyuncular:</strong>Morjana Alaoui, Mylene Jampanoï, Catherine Begin<br />
<strong>Yapım Yılı:</strong> 2008<br />
<strong>Ülke:</strong> Fransa<br />
Note: You can rate this post by visiting the site.</p>
<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-3233210435764457";
/* 468x15, oluşturulma 01.10.2008 */
google_ad_slot = "0197910323";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 15;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p>
<p><strong>Korku Filmleri Yorumu:</strong> İtiraf etmeliyim ki bu filmi hiç spoiler vermeden tanıtmak çok zor olsa da elimden geldiğince anlatmak ve izlemenizi sağlamak istiyorum. Bunu neden istiyorum, çünkü beğenerek takip ettiğim  Fransız korku sinemasındaki ilerlemenin bir gün nerelere varabileceği konusundaki sezgilerim beni yanıltmadığında mutlu oluyorum.Açıkçası “Martyrs” ile sezgilerime güvenmem gerektiğine emin oldum diyebilirim. Yüksek Tansiyon  ile beklenmedik bir zamanlamada tepemizden aşağı kaynar sular döken Fransa, sonrasında bir İçerde, bir Sınırda, bir orada  bir burada derken  kana revana buladı beyazperdeyi. Tüm bu dikkat çeken 3 filmde acı ve sorgulama sistemi, ağırlıklı olarak bireysel varoluşdaki  arızalanma merkez alınarak ilerlerken, Martyrs başka bir tarafa doğru koşuyor sevgili seyirciler, sinema çizgisinin sağ tarafından beyazperdeye atılan şut gole dönüşüyor.</p>
<p>Filmin iki ana karakteri Lucie ve Anna, kaderin bağladığı şekilde bir araya geliyor. Filmin ilk yarısı kabuk gibi sarmalıyor ikinci yarısını. Bu kabuklaşma ilk yarıda “Lucie”  üzerinden oluşturulurken, Anna karakteri ikinci yarıdaki işlevi dolayısıyla filme özünü veren sakat anlayışı temsil eden özel bir konumla yüceltiliyor ve adeta ilk yarıdaki kabuğu parçalayarak kırıyor. Ancak bu yüceltilme bildiğimiz kutsal kavramlara ters açıdan bakan bir anlama dayandırılıyor. 2 farklı bölümden oluşuyormuş gibi algılanan filmin amacı, izleyiciyi algısal zorlama ile ters açıya yatırmak. Bu farklılığı şu şekilde örüyor: Çok sert ve hızlı sahneler, kamera açılarını kullanarak mekan ve yüzler arasında yapılan hızlı geçişler kamera kadar izleyeni de koşturmacaya zorlayıp yoruyor. Son sürat,  nefes nefese yapılan bu görsel yolculuk sergilenen şiddete anlam yüklemeye çalışan, kendince de bunu başaran ( yada başardığını sanan ) izleyicinin bir yandan bir şekilde taraf olma konusundaki kararsızlığını artırırken diğer yandan bu kabuklaşma dediğim ilk yarıda özdeşleşme sorunsalı yaşıyor. Lucie filmin ilk 2 sahnesinde bu bahsettiğim sorunu yaşatıyor izleyene. İkinci yarıda kabuk dağılıyor ve film başka bir yere doğru yol alıyor ( gibi görünüyor ). Algısal yanılgının sebebi tam olarak şu: tempo düşüyor, aslında yine çok sert olan sahneler daha ağır bir işleyişle verilerek böyle hissedilmesi sağlanıyor. Oysa şiddetin nabız hiç düşmüyor. Sadece zaman sanki daha ağır işliyor gibi görünüyor. Bu yarıda özdeşleşme sorununu ortadan kaldıran işleyiş, izleyicinin gözünde  Anna’yı bir azize kadar değerli kılıyor. Gore ve şiddet sinemasının tüm özgünlüğünü temaya tam kararla sindiren film serilenen şiddeti bir anlama dayandırıyor. Bunu yaparken referans olarak dini öğretileri, kaderi ve varoluşu alıyor ve bu kavramları kullanarak dayandırdığı anlama haklılık payı verme gayreti taşıyor. </p>
<p>Kısaca özetleyeyim konusu: Lucie , kendisini kapatıp işkenceye maruz edenlerden kaçmayı başarmış küçük bir kız çocuğudur. Ve 15 sene geçer bu olayın üzerinden. Müthiş bir sekansla açılıp Michael Haneke’ye selam çakar gibi görünen bu 15 sene sonrasını içeren birkaç sahne sonrası film Lucie’nin korkunç heyezanları ve onun kaderine dahil olan Anna’nın çaresizliğiyle, ilmek ilmek örülen gizem perdesinin karanlığını kana bulayacak, her iki oyuncu da sergilediği oyun gücü ile hafızalarımızda derin bir iz bırakacaklardır.</p>
<p>Bunu yeni dönem sinema filmleri  hakkında belki ilk ve son kez söylüyorum: Beklentilerinizi yüksek tutun Martyrs sizi hayal kırıklığına uğratmayacaktır.</p>
<p><a href="http://www.korkufilmi.net/korku-yazarlari/melisa-aydin/">Melisa Aydın</a></p>
<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-3233210435764457";
/* 468x60, oluşturulma 01.10.2008 */
google_ad_slot = "1556015331";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p>
<h3>Related Post</h3><ul class="related_post"></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.korkufilmi.net/martyrs-pascal-laugier-2008/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mulholland Drive &#8211; David Lynch 2001</title>
		<link>http://www.korkufilmi.net/mulholland-drive-david-lynch-2001</link>
		<comments>http://www.korkufilmi.net/mulholland-drive-david-lynch-2001#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Dec 2008 09:44:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gokhan Toka</dc:creator>
				<category><![CDATA[1.Derece Gerilim=Yüksek Gerilim]]></category>
		<category><![CDATA[4.Derece Korku]]></category>
		<category><![CDATA[5.Derece Gore=Gore Yok]]></category>
		<category><![CDATA[A+]]></category>
		<category><![CDATA[ABD Yapımı]]></category>
		<category><![CDATA[Fantastik]]></category>
		<category><![CDATA[Fransa Yapımı]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kült Film]]></category>
		<category><![CDATA[Melisa Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[Sürrealizm]]></category>
		<category><![CDATA[Yapı Bozuculuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.korkufilmi.net/?p=683</guid>
		<description><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"></div>
<p><img src='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2008/12/mulhollanddrive.thumbnail.jpg' alt='Mulholland Drive' /><br />
<strong>Yönetmen:</strong>David Lynch<br />
<strong>Senaryo:</strong>David Lynch<br />
<strong>Oyuncular:</strong>Naomi Watts, Laura Harring, Ann Miller, Dan Hedaya, Justin Theroux<br />
<strong>Yapım Yılı:</strong> 2001<br />
<strong>Ülke:</strong> ABD, Fransa<br />
Note: You can rate this post by visiting the site.</p>
<p>
<br />

</p>
<p><strong>Korku Filmleri Yorumu: </strong>David Lynch’in gerçek dünyayı sürreal bakış açısından anlatma tekniğinden kimilerine göre yorucu, kimilerine göre kolay&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.korkufilmi.net%2Fmulholland-drive-david-lynch-2001&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;font=verdana&amp;colorscheme=evil" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
<p><img src='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2008/12/mulhollanddrive.thumbnail.jpg' alt='Mulholland Drive' /><br />
<strong>Yönetmen:</strong>David Lynch<br />
<strong>Senaryo:</strong>David Lynch<br />
<strong>Oyuncular:</strong>Naomi Watts, Laura Harring, Ann Miller, Dan Hedaya, Justin Theroux<br />
<strong>Yapım Yılı:</strong> 2001<br />
<strong>Ülke:</strong> ABD, Fransa<br />
Note: You can rate this post by visiting the site.</p>
<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-3233210435764457";
/* 468x15, oluşturulma 01.10.2008 */
google_ad_slot = "0197910323";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 15;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p>
<p><strong>Korku Filmleri Yorumu: </strong>David Lynch’in gerçek dünyayı sürreal bakış açısından anlatma tekniğinden kimilerine göre yorucu, kimilerine göre kolay çözümlenebilen, yine de üstadın isim yapmış sinemacı kimliğinden dolayı kuşkuyla yorumlanan bir başyapıt. Mulholland Çıkmazı, sıra dışı bir aşk öyküsü mü, bir cinayet kurgulaması mı, bilinçaltına Lynchvari bir dalış mı,  yoksa başka bir şeyden mi bahsediyor? Yorumların permütasyonlarına bakılırsa, bir çok izleyici için yorumlamanın sonuç noktası duygular üzerine, ve bu hastalıklı aşk öyküsü ister istemez kafa karıştırıyor. Filmi bir kez izlediğimde elde ettiğim sonuç, kendimce gayet açık bir şekilde hafızamda çerçevelendi ve bu çerçevede gördüğüm şu idi: Hollywood sineması, yada Amerikan sinema sektörü diyelim, bu sinemanın geçmişten günümüze dek kullandığı klişeler, tümü olmasa bile Amerikan sinema sektörünün oluşturduğu tür ve alt türler, çeşitli sembolizelerle anlatılmış, western, korku sineması, aşk hikayeleri, dramalar , suç ve cinayet temalı filmler, mafia filmleri ve bunlar gibi türler, zaman zaman filmin içine serpiştirilen gizemli karakterler yardımı ile, her parçayı tek tek hafızanıza işleyeceğiniz ve ancak filmin sonunda bir bütüne bakabileceğiniz puzzle gibi duruyor. Filmin alt (ve gizli )  teması, akılları karıştıran ( tıpkı Kayıp Otoban’da olduğu gibi ) iki farklı bölüm sıralaması ile ( kişiliklerin durum ve konum değişikliği ) her şeyin bir hayalden ( mi )  ibaret olduğu,  görünür tema içinde saklanmış,  yönetmenin bilerek ve isteyerek yaptığı bir şey bu. Peki alt temada, usul usul fısıldanan ne? Sinema ( siz ister buna Hollywood sineması deyin, isterseniz tüm bir sinema sektörünü parantez içine alın ) bir ilizyondur, hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Sinema, size görmekten yada duymaktan haz duyacağınız şeyleri sunar ve bu ilizyon, perde arkasındaki güçlerin elindedir. Bir yönetmen, senarist yada oyuncu istediği kadar prensipli, özgün yada başarılı olsun, bu hayali dünyaya adım attığı andan itibaren ışıltıların, şatafatın büyüsüne teslim olur, yavaş yavaş benliğinden kopma noktasına gelir ve bu durum başladığı andan itibaren ise tüm kontrol izleyicinin beğenisi ile para kontrolünü eline alan o perde arkası güçler arasındaki bir paylaşıma, alış verişe dönecektir. Lynch, Mullholland  Çıkmazı ile bizlere sunulan tür sinemalarının, hatta tüm sinema sektörünün sanatın ötesinde bir amaca hizmet ettiğini, yıldız olma hayali nedeni ile  bilincinden kopmaya başlayan bir genç kız kanalı ile onun bu  imkansız hayalini , ( başka bir kadın yıldıza olan aşk , burada Rita Hayword göndermesi müthişdi bu arada ) anlatıyor. Ve bu kurguya paralel olarak da, bir çok zorluklarla karşılaşan, istediği oyuncuyu bulmak için bile dayatmalara, baskılara maruz kalan genç bir yönetmen akıllara yoksa bu yönetmen David Lynch’in gençliği mi sorusu getiriyor.</p>
<p>Kısaca kendimce yaptığım yorum: Sinema bir ilizyondur, kendinizi bu büyülü dünyadan seçtiğiniz karakter yada kişelere yakın görebilir, reddedebilir yada kabul edebilirsiniz, ancak bu ilizyona katılımınız sadece bir izleyen olarak kalmayabilir, adım atmak isteyebilir, bu adımı atabilirsiniz de, ya sonrası?  Lynch bunu anlatmıştır , kendisine özgün sürreal sinema anlatım tekniğininin de yardımı ile.</p>
<p><a href="http://www.korkufilmi.net/korku-yazarlari/melisa-aydin/">Melisa Aydın</a></p>
<p>Film:<img src='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2007/08/101.gif' alt='10 Puan' /><br />
<br />
Korkutuculuk: <img src='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2007/08/4.gif' alt='2 Puan' /><br />
<br />
Gerilim: <img src='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2007/08/101.gif' alt='5 Puan' /><br />
<br />
Kan &#038; Revan: <img src='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2007/08/2.gif' alt='1 Puan' /></p>
<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-3233210435764457";
/* 468x60, oluşturulma 01.10.2008 */
google_ad_slot = "1556015331";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p>
<h3>Related Post</h3><ul class="related_post"></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.korkufilmi.net/mulholland-drive-david-lynch-2001/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Naboer (Kapı Komşusu) &#8211; Pal Sletaune 2005</title>
		<link>http://www.korkufilmi.net/naboer-kapi-komsusu-pal-sletaune-2005</link>
		<comments>http://www.korkufilmi.net/naboer-kapi-komsusu-pal-sletaune-2005#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Mar 2009 12:06:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gokhan Toka</dc:creator>
				<category><![CDATA[Delilik]]></category>
		<category><![CDATA[Diğer Avrupa Yapımı]]></category>
		<category><![CDATA[Gerilim Filmleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kişilik Korkusu]]></category>
		<category><![CDATA[Melisa Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolojik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.korkufilmi.net/naboer-kapi-komsusu-pal-sletaune-2005.html</guid>
		<description><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"></div>
<p><a href='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2009/03/naboer.jpg' title='Naboer - Kapı Komşusu'><img src='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2009/03/naboer.thumbnail.jpg' alt='Naboer - Kapı Komşusu' /></a></p>
<p><strong>Yönetmen:</strong>Pal Sletaune<br />
<strong>Senaryo:</strong>Pal Sletaune<br />
<strong>Oyuncular:</strong>Kristoffer Joner, Cecilie A. Mosli, Julia Schacht, Anna Bache-Wiig<br />
<strong>Yapım Yılı:</strong> 2005<br />
<strong>Ülke:</strong> Danimarka, İsveç, Norveç<br />
Note: You can rate this post by visiting the site.</p>
<p>
<br />

</p>
<p><strong>Korku Filmleri Yorumu:</strong> Senaryonun gerektirdiği şekilde kısıtlı mekan kullanımı ile  film yapmak bir yönetmene çok ağır sorumluluklar yükler. Aynı&#8230;</p>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.korkufilmi.net%2Fnaboer-kapi-komsusu-pal-sletaune-2005&amp;layout=button_count&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;font=verdana&amp;colorscheme=evil" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
<p><a href='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2009/03/naboer.jpg' title='Naboer - Kapı Komşusu'><img src='http://www.korkufilmi.net/wp-content/uploads/2009/03/naboer.thumbnail.jpg' alt='Naboer - Kapı Komşusu' /></a></p>
<p><strong>Yönetmen:</strong>Pal Sletaune<br />
<strong>Senaryo:</strong>Pal Sletaune<br />
<strong>Oyuncular:</strong>Kristoffer Joner, Cecilie A. Mosli, Julia Schacht, Anna Bache-Wiig<br />
<strong>Yapım Yılı:</strong> 2005<br />
<strong>Ülke:</strong> Danimarka, İsveç, Norveç<br />
Note: You can rate this post by visiting the site.</p>
<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-3233210435764457";
/* 468x15, oluşturulma 01.10.2008 */
google_ad_slot = "0197910323";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 15;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p>
<p><strong>Korku Filmleri Yorumu:</strong> Senaryonun gerektirdiği şekilde kısıtlı mekan kullanımı ile  film yapmak bir yönetmene çok ağır sorumluluklar yükler. Aynı zamanda oyuncuların da işi zordur. Naboer, bu ağır sorumlulukların altında ezilmeden alnının akıyla üstesinden gelmiş bir film. Kuzey Avrupa’nın soğuk iklimini andıran film, Kafkavari atmosferi ile izleyicisini soğuk duş etkisi altına alıyor.</p>
<p>Süresi 75 dakika kadar olan Naboer, görsel ve psikolojik  olarak oldukça huzursuz edici sahnelere sahip. İzleyicilerin ortak görüşü, bu huzursuzluk yoğunlaşmasının en çok sert erotik sahnesi ile olduğu yönünde. Sanırım sadece bu sahne sebebi ile film 18 yaş üzeri uygundur şeklinde lanse ediliyor. Konuyu kısaca özetleyecek olursak, kız arkadaşı tarafından terk edilen John kapı komşuları Anne ve Kim ile tanıştıktan sonra tuhaf olaylar yaşamaya başlar. Psikolojik yıkım içinde olan John bir yandan kızlardan birinin aşırı ilgisini görürken, diğer yandan tarif edemeyeceği şekilde komşularından dolayı huzursuz olmaktadır. Tüm bunlara anlam yüklemekte zorlanan John’un hayatında sorunlu benliğinin işlevi her şeyin daha çok karışmasına neden olacaktır.Film, izleyeni de tıpkı John gibi gerçeğin ve hayalin arasındaki ince çizgide bir kayboluşa sürükler. </p>
<p>Çok derin psikanalitik analizlere girmeden, sürreal anlatımını belirgin şekilde işaretlemeden ağır fakat emin adımlarla ilerler film , kısa süresinin avantajı ile. Gişe kaygısı olan diğer türdeşlerine göre oldukça mağrur fakat naif bir duruşu vardır filmin. Bu kasvetli mütevaziliğin yanında çok sert sahnelerin oluşturduğu ironik uyum filmi hem sıra dışı hem izlenilebilir kılar, olanca huzursuzluğuna rağmen. Dağınık dikkatle izlenmediği takdirde, fazlasıyla ipucu bulmanın mümkün olduğu filmin kasvetiyle sizi büyüleyebileceğine eminim. Konu bilindik senaryolara benzese de, mekan ve ışık çalışmalarındaki özen, güçlü oyunculuklar  filmi çok özel kılmış. Aksiyon, gore yada hortlaklı hayaletli filmler arıyorsanız uzak durun, ancak David Lynch sinemasına yakınlık duyuyor ve onun sinemacılığına teğet geçen bir film istiyorsanız  “Naboer  tam size göre.</p>
<p><a href="http://www.korkufilmi.net/korku-yazarlari/melisa-aydin/">Melisa Aydın</a></p>
<p><script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-3233210435764457";
/* 468x60, oluşturulma 01.10.2008 */
google_ad_slot = "1556015331";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
//-->
</script><br />
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script></p>
<h3>Related Post</h3><ul class="related_post"></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.korkufilmi.net/naboer-kapi-komsusu-pal-sletaune-2005/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

